Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Kuzey Kıbrıs ve İzlenimler…


24 Temmuz 2012 00:01

Yorum Yapılmamış

Kıbrıs’a gitmek için yola çıktığımızda, Yeşilköy’de önce iç hatlar gidişe gidiyoruz.
Güvenlikten geçtikten sonra, yanlış girdiğimizi anlıyoruz. Çünkü Kıbrıs’a gitmek için dış hatlar gidişe gitmemiz gerekiyormuş.

Koştura koştura, iç hatlardan dış hatlara geçiyoruz.
Ve uçağımızda yer olmadığı ve birkaç saat sonra uçmamız teklif ediliyor.
THY’nin bunun için 600 euro tazminat ödeyeceği ve bir sonraki uçuşu business olarak yapacağımız teklif ediliyor. Kabul ediyoruz.

*****

Kıbrıs’a indiğimizde telefonlarımızın çekmediğini görüyoruz. Çünkü yurt içi sayılmıyor Kıbrıs. İyi ki, böyle olmuş diyorum. Tatil boyunca kimse bize ulaşamıyor, biz de kimseye ulaşamıyoruz. ‘Tatil dediğiniz de böyle olur’ diyerek, bunda da bir hayır olduğuna karar veriyoruz. 
 

Kıbrıs’a tatile gittiğimizde ilginç bir olayla daha karşılaşıyoruz. Araçların direksiyonu sağda.
Havaalanında bizi karşılayan Hüseyin arkadaşımız bizi aracına götürdüğünde, doğallıkla sağ tarafına oturuyorum. 
Ancak bir tuhaflık olduğunu hissediyorum. Öncelikle anlayamıyorum. Hüseyin  gülüyor, Aynur tebessüm ediyor. 
Dikkatli bakıyorum etrafıma, önümde direksiyon var.

Hüseyin’e dönüp, ‘burada araçların direksiyonu sağda mı?’ diye soruyorum. 
Ve yerimden kalkıp, aracın sol tarafına oturuyorum.
Otele doğru yola çıkıyoruz ve Hüseyin’den Kıbrıs için bilgiler alıyoruz.
Hüseyin’in annesi Kıbrıslı, baba ise Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra adaya yerleşen Türklerden.
Gideceğimiz otel, İskele Belediyesi’nin sınırlarında. İskele Belediyesi Ulusal Birlik Partisi’nin iktidar olduğu bir belediye.

****

Gece yarısı otele yerleşiyoruz, birkaç dakika sonra otelden apar topar ayrılıyoruz. 
Korku filmlerindeki gibi otel. 
Birkaç dakika kaldıktan sonra yeni bir otele doğru yola çıkıyoruz.
Kaldığımız süre içersinde Kıbrıs’ın tamamına yakın kısmını gezdik. Arabayı ben kullanıyorum. Solda direksiyonlu aracı ve tam tersi yol akışında sorunsuz tatil süresince araç kullanıyorum. 
Magusa, Lefkoşe, Girne, İskele ve Dipkarpaz’ı hayranlıkla gezdik. Rumların terk etmediği tek yer Dipkarpaz… Denizi ise muhteşem…
Dipkarpaz’da eşeklerin pasaport kontrolüne rastlıyoruz:))) Adanın en uç burnuna girerken ve çıkarken eşekler sağlı ve sollu araçlara hoş geldin ve güle güle    diyorlar(!)

Girne’de ise yanıyoruz. Yapış yapış oluyorsunuz, nem oranından dolayı nefes almak bile zor. Adım başı kumarhene… Birkaç saat kaldıktan sonra kendimizi yeniden yollara atıyoruz. 
Arkadaşlarımız Kıbrıs’ın çok sıcak, saat 15’e kadar dükkanların kapalı olduğunu anlatırken, bu sözün Girne için geçerli olduğunu öğreniyoruz.

****

Savaşların, işgallerin, iç savaşların insanları nasıl yerleşik vatanlarından ettiğini, acılar yaşattığını kitaplardan okumanın yanında gezerken yeniden gözlemlemek…
Kaderine terk edilmiş, hüzünlü ibadethaneler, kiliseler…
Her terk edilen kilisenin bulunduğu yerleşim yerinin geçmişte Rumların mekanları olduğunu anlayabiliyorsunuz.
Aynı dramlar Kıbrıs Rum kesiminde bulunuyor. Oralarda da terk edilmiş camiler…

1974’den sonra Kıbrıslı Rumların toprakları, Anadolu’dan gelen yeni yerleşimci Türklere verilmiş. Öte tarafta da Kıbrıslı Rumlara dağıtılmış.
38 yıl sonra, üzüm bahçeleri tarih olmuş. 
Adada bulunanlar sadece arpa ekiyorlar. Bu arpayı da Türkiye’ye satıyorlar.
Bir kere ek, sonra da biç. Emek yoğunluklu değil tarım. En basit olan yapılıyor.
Koskocaman topraklar bomboş. 
Halbu ki, yılda birkaç kez ürün alabilecek yöntemler geliştirilebilir.
Ne olursa, Türkiye parayı gönderiyor.

Türkiye desteğini çekse bir ay bile ayakta kalamayacak bir küçük devlet.
Kıbrıs’ı gezerken, duygulanıyorum.
Binlerce insanın şehit olduğu, sakat kaldığı acılar çektiği topraklar.
70’li yıllarda göçmen olarak gelen Türkiyeli Türkler. Bugün ikinci, üçüncü kuşaklar oluşmuş.
Kolay mı, hadi yeniden geri dönün demek.
40 yılda vatan bellemişler… Mezarları oralarda… Gelecekleri artık Kıbrıs’ta…
Onlar artık konuşma biçimleriyle bile Kıbrıslı olmuşlar. 

Son söz: Kıbrıs için iki yapılı bir yönetim şekli oluşturulmadan, yani federatif bir idari yapı oluşturulmadan, entegrenin sağlanması, birleşmenin olması mümkün değil. Göçmenler ise en önemli sorun…

Okunma Sayısı: 85
Kategori: Ali TARAKÇI

Yazarın Diğer Yazıları

Devletten Birazcık Akıl ve İzan Beklemek Nafile Bir Çaba mı?

Devletten birazcık akıl ve izan beklemek nafile bir çaba mı?’ Yüzsüz oyunu İtalya’yı anlatıyor, devletimiz...

Erdoğan Giderse Ne Olur?

Erdoğan giderse Türkiye Suriye’den çekilir. Erdoğan giderse FETÖ yeniden devlet olur. Erdoğan giderse APO affedilir,...

HDP’ye Kobani Operasyonları; Geçmişle ‘Hesaplaşma’ Vakti!

Neden böylesine bir dönemde HDP eski ve yeni yöneticilerine operasyon yapıldı? Kobani olayları nedeniyle yapılan...

CHP’Deki Bu Tartışma Kime Yarar? Vatandaş Kendi Derdine Yanar…

Vatandaşın tüketici kredisi ve kredi kartı borçları toplam 720 milyara yükselmiş. Açlık sınırı 2 bin...

Ah Muhtar Ah… Eksikleri Varmış… Televizyonu Yokmuş!

Bir Muhtar düşünün, sudan bahanelerle belediye tarafından yapılmış binaya taşınmıyormuş. Eksikleri olduğu için taşın(a)mıyormuş! Neymiş,...