Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Küreselleşme Çökerken Türkiye Rusya Mutabakatı


05 Mayıs 2017 00:03

Yorum Yapılmamış

1980-1990’lı yıllarda, medyada en çok duyduğumuz sözcük küreselleşmeydi.

Küreselleşme uluslar arası tekellerin ortaya koyduğu neoliberal hegemonyanın dünya ölçeğinde uygulanmasıydı.

Büyük sermayenin önündeki tüm engeller kaldırılacak, sosyal harcamalar kaldırılacak, işçi ücretleri azaltılacak, şirketlere uygulanan vergiler düşürülecek veya kaldırılacak, emek piyasası esnekleştirilecek, çalışanların ortaya koyacağı itiraza karşı yurt dışından emek ithal edilebilecek.

Bu ilkelerin uygulanmasına karşı direnen ulus-devlet yöneticileri tasfiye edilecek.

Arap Baharı, Yugoslavya, Libya, Afganistan, Irak, Suriye savaşları, küreselleşmenin gereği olarak çıkartılan savaşlardı.

Ulus-devletleri şehir devletlerine dönüştürme savaşlarıydı.

Ancak, 2008 yılından itibaren neo-liberal ekonomi ve onun hegemonyası yapısal krize girdi.

Çin gibi devasa bir ulus-devletin parçalanması hemen hemen imkansızdı.

Çin’de meydana getirilen aşırı üretim, Amerikan hegemonyasını tahrip etti.

Rusya ve Çin ulus devletlerinin ortaya koydukları ittifak, Asya’da meydana getirilen üretimin güvenliğini sağladı ve neoliberal hegemonyanın karşısına dikildi.

Dünya dengeleri hızla değişmeye başladı. Amerika’nın müttefikleri Amerika’dan ayrılma sürecine girdi. Rusya/Çin ittifakına doğru yöneldi.

Bize gelince, içinde bulunduğumuz coğrafya ve bu coğrafyanın gerçekleri; Avrasya Türkiye birlikteliğini zorunlu kılıyordu, kıldı.

Türkiye Rusya, ya da Erdoğan Putin mutabakatı; yukarıda anlatmaya çalıştığım mecburiyetlerin ortaya koyduğu bir sonuçtur.

Çünkü neoliberal hegemonya bize, borç, işsizlik, siyasi istikrarsızlık, huzursuzluk ve terör olarak yansıdı.

Rusya ve Çin’i mat edecek jeopolitik bir satranç oyununda Batı mat oldu.

Rusya Türkiye mutabakatı, bölgemize barışı getirecek, neoliberal hegemonyaya karşı koyacak, bir iklimi yaratacaktır.

Bu mutabakatın ekonomik sonuçlarından ziyade, siyasi sonuçları önemlidir.

Aynı mutabakat; İran, Irak, Suriye ile tekrarlanması bölgeye huzur ve ekonomi getirecektir.

Elbet bir küreselleşme olacaktır. Ancak bu geleceğin küreselleşmesinin kurallarını, Amerikan belirlemeyecektir.

Ulusların birbirlerinin çıkarlarına saygı duyduğu bir küreselleşme insanlığın arzusudur.

Bülent Esinoğlu
bulentesinoglu@gmail.com 

Okunma Sayısı: 175

Yazarın Diğer Yazıları

Kıdem Tazminatı Operasyonu Servet Sınıfı Dayatmasıdır

Sınırsız borçlanarak, borçların faizlerinin ödenmesi için emeğin değerinin hiçleştirilmesi, servet sınıfı için yeterli olmamış ki,...

Domuz Gibi Açgözlülüğün Adı Risktir

Risk ve devleti anlatabilmek için bu başlığa sığındım. Herkes borçlansın, maaş veya ücret yerine biz...

Sistemli Yağmacılıktan Dijital Yağmacılığa Geçiş

Bir üretenler vardır. Bir de üretilenleri gasp edenler. Bu yağmanın hikayesi, ta Orta Çağ’a kadar...

Ekonominin Kendi Kendini Yönettiğine İnanmak!

Ekonominin kendi kendini yönettiğine dair bir tevatür, geçmiş yüzyılda bir efsane gibi dolaştı. Devleti küçültmeye...

Dijital Dolar Şifreli Paraları Öldürebilir mi?

Toplum olarak, entelektüeller olarak, para ve değer konularını bilmediğimizden, Büyük Sıfırlama nedir onu da anlayana...