Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Köşk’e Giden Yolda Satranç (I)

Hasan Celal GÜZEL

06 Mayıs 2014 00:04

Yorum Yapılmamış

Efendim, bendeniz damdan düşenlerdenim. Nasreddin Hoca‘nın dediği gibi, damdan düşenin hâlini damdan düşen anlarmış. 26 Mart 1989 Mahallî Seçimleri’nde ANAP yenilgiye uğrayarak Demirel‘in deyimiyle yüzde 21.75’lik oy alabilmişti. Seçim neticelerinden dolayı çok üzgün olan Özal‘ı ziyaret edip tesellî etmek istedim ve kısa zamanda kendimizi toparlayacağımızı söyledim.

Özal yakın çevresinin tesiriyle Cumhurbaşkanı olmayı kafasına koymuştu. O‘nu bu kararından vazgeçirmeye çalıştım ve Anayasa‘daki siyasî sistemin, enerjik, projeci ve yenilikçi bir siyaset adamına uygun olmadığını anlattım. Lâkin merhum Özal, Cumhurbaşkanlığı‘na adaylığını koydu.

Tabiatıyla ANAP‘lı milletvekilleri olarak O‘nu Cumhurbaşkanlığı‘na seçtik. Ancak, önceden tahmin ettiğim gibi, 1982 Anayasası‘nın kendisine verdiği bütün görev ve yetkileri sonuna kadar zorlamasına rağmen makamından hiç memnun değildi. Hele 1991 Seçimlerini önde bitiren Demirel Başbakan olunca, Özal‘ı Köşk‘e hapsetmeye çalıştı.

Gerçi Özal, Demirel‘in ambargolarına rağmen, Parlamenter Sistem çerçevesinde aktif bir cumhurbaşkanlığı yaparak Türkiye‘ye büyük hizmetlerde bulundu ve Türk Milleti tarafından çok sevildi ama gerçek devlet adamlığı potansiyelini kullanamadı. Şehadetinden çok kısa bir müddet önce beni telefonla arayıp, dünya tarihinin kaydettiği en büyük siyasî mirasyedi olan Mesut Yılmaz‘ı şikâyet etti. Bana, ‘Ben Köşk’te çok sıkıldım; ikinci yeni programı uygulamalıyız.

Cumhurbaşkanlığı’ndan istifa ederek yeni bir parti kuracağım; bu konuda kararım kesindir. Benimle var mısın?’ diye sordu. O sırada ben de YDP‘yi kurmuş, teşkilâtlandırmaya çalışıyordum. Buna rağmen gözümü bile kırpmadan ‘Sizinle sonuna kadar varım’ dedim.

Daha sonra olanları -şehit edilmesi haricinde- hepiniz biliyorsunuz. Ne yazık ki bunun için ömrü vefa etmedi. Vefatından sonra ANAP kısa zamanda yüzde 1’lere kadar düştü. Neticede 3 Kasım 2002 seçimleriyle hayrülhalefi Recep Tayyip Erdoğan‘ın liderliğine kadar siyasî ve ekonomik istikrarsızlıklar içinde bocalayıp durduk.

***

Başbakan Erdoğan, partisinin 11.5 yıllık iktidarı döneminde Türkiye‘nin vechesini değiştiren ve ‘Yeni Türkiye’yi inşa eden bir liderdir. Gerçekleştirdiği birbirinden değerli hizmetler ve devâsâ muhteşem projeler bir yana; yarım asırlık militarist vesayet dönemini bitirmiş, jakoben bürokrasinin egemenliğine ve siyasallaştırılmış jüristokrasinin tahakkümüne son vererek Türk demokrasisinde bir çığır açmıştır.

Erdoğan, aslında Cumhurbaşkanlığı‘nı yüz defa, bin defa hak etmiştir. Esasen, istemiş olsaydı Abdullah Gül‘ün yerine O Cumhurbaşkanı olabilirdi. Lâkin Türkiye için doğru bir tercihle fedakârlıkta bulundu ve Başbakan olarak kalmakta isabet etti. Partisini beraber kurduğu can yoldaşı Gül‘ü Cumhurbaşkanlığı’na seçtirmesi de doğru bir karardı.

Gül de çok başarılı bir Cumhurbaşkanlığı yaptı ve milletimize, devletimize güzel hizmetlerde bulundu. Ancak, özellikle son bir ay zarfındaki bazı tutumları ve beyanları doğru olmamıştır. Şu hususu bir defa daha altını çizerek belirteyim ki, ağustosta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimini Başbakan Erdoğan veya O‘nun göstereceği aday, ilk turda kolayca kazanabilecektir. Bu aday Erdoğan‘ın şahsı olursa, en yüksek oyu alır ve üçte iki çoğunlukla seçilir.

Türkiye düşmanlarının, devlet içindeki yapılanmaların ve her türlü muhalefetin en acımasız saldırılarına rağmen dimdik ayakta durmayı başaran cesur ve kararlı bir lideri, lâfügüzaf ile milletin gönlündeki makamından indiremezsiniz.

Erdoğan, Cumhurbaşkanı olmak isterse olur; Takdir-i İlâhî ve Aziz Milletimiz haricinde buna kimse engel olamaz. Lâkin gazeteciliği bir tarafa bırakıp bu tercihin neticeleri konusunda görüşlerimi yazmak istiyorum. Zira Cumhurbaşkanı olarak seçilmekten daha mühimi, Allah rızası için milletimize hizmet etmektir. Yarın bu konuya devam edeceğim.

Okunma Sayısı: 134

Yazarın Diğer Yazıları

Geleceğin Süper Gücü: ‘Yeni Türkiye’ (II)

Ben Müslümanım elhamdülillah… Peygamberimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz’in Veda Hutbesi’ndeki düsturlarına kalbden inanırım. Aslâ...

Geleceğin Süper Gücü: ‘Yeni Türkiye’ (I)

Efendim, bendeniz bir ‘fütürolog’, yani gelecek bilimcisiyim. 1968 yılının sonunda girdiğim Devlet Planlama Teşkilâtı’nda (DPT),...

Türkiye’nin Lideri: Recep Tayyip Erdoğan

Sevgili okuyucular, 15 Temmuz’da darbe teşebbüsünde bulunanların öncelikli hedefi niçin Sayın Cumhurbaşkanı’nı şehit etmekti biliyor...

Akit Gazetesi ve Demokrasi

Allah’ın (c.c.) selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinizde olsun sevgili okuyucularım… Sizleri çok özledim. Son iki...

Jakoben Hukukçular Kudurdu

Bendeniz hukukla meşgul olmaya Metin Feyzioğlu‘nun doğduğu yıl olan 1969’da başladım. Bu müddet zarfında özellikle...