Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Korona Krizinde Çaresizlikten Sosyal Dayanışmaya


09 Mayıs 2020 00:03

1 Yorum

Korona virüsü 2020’nin başlangıcından itibaren bütün dünyayı etkisine almış bulunuyor. Mart başında Türkiye’ye gelerek bütün dünyada olduğu gibi gündelik yaşamı bütün yönleriyle sekteye uğratmış bulunuyor.

EvdeKal Sosyal İzolasyon mu Demek?

Virüsün son derece bulaşıcı olması ve yakın temas içinde bulunduğumuz insanlardan hava yoluyla bulaşması yüzünden bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de insanlar kalabalıklardan çekinmek zorunda bırakıldı. İnsanlardan uzaklaşmaya ve evlerinden çıkmamaya, yaygın bir EvdeKal propagandasıyla izole olmaya başladı. Korunma ve virüsten kaçınma refleksiyle insanlar evde kalıp insanlarla yakın mesafede olmamayı, sosyal mesafe koymak olarak anlamaktadırlar. Bu da sosyal izolasyonu beslemektedir.

Sosyal İzolasyondan Çözümsüzlüğe

EvdeKal stratejisi ile insanlardan ve sosyal hayattan izole olmuş kişinin geleceğin son derece belirsiz olması ve daha da kötüsü pek umutlu görünmemesi ve bu belirsizliğin yarattığı kötümserliğin bütün gün evde izlenen televizyon programlarında sürekli verilen ölüm sayılarıyla pekişmesiyle depresyon eğilimi artmaktadır. Depresyonu arttıkça içinde bulunduğu durumu değiştirmek için yapıcı stratejiler üretme gücünü yitiren kişi ölüm korkusuyla karışık çaresizliğe sürüklenir.

Çaresizlik ve Korku İle Uyum ve İtaate

Çaresizlik ve korku duyguları bireyin içinde bulunduğu durumla baş etme yetilerini yok eder ve onu kendisine bağlanacağı bir kimseyi ya da bir şeyi aramaya sevk eder. Tarih boyunca On Emir’den tüm kutsal metinlere, insanlığa buyrulan ve Kant’da sorumluluk sahibi ahlaki insan olmanın temel prensibine dönüşen “aklını kullan” düsturunu yitirerek bir başkasının aklıyla yönetilmeye razı olur. Kişinin tabi olma isteğini doyuracak bir “lider” hissedildiğinde kişi kendisini bu duygularını paylaşan milyonlarca insanla birleşmiş görerek buradan kaybettiği güveni kazanacağını umar.

İtaat Psikolojisi Totalitarizmi Besler

Çin’den Hindistan’a, Belçika’dan Amerika’ya kadar insanlar cep telefonlarına kendilerini her an takip edecek ve kendileri ile ilgili kişisel bilgileri otoritelere verecek takip sistemlerini Korona virüsünden ölüm tehdidine karşı bir kalkan olarak kabul edip indirmekte bir sakınca görmemektedirler. Oysa bu tür uygulamalar George Orwell tarafından 1950’lerde dile getirilen gözetim (survelliance) olgusunun yürürlüğe konulmasından başka bir şey değildir ve totaliter rejimlerin bel kemiğini oluşturan bir mekanizmadır.

Izdırap Yaşananlardan Değil, Onları Değerlendirme Biçiminden Ortaya Çıkar

Korona virüsüne karşı nasıl bir tutum takınacağımız bu krizle etkili bir şekilde baş edip edemeyeceğimizi belirleyecektir. “Eyvah mahvolduk” türünden felaket senaryolarını mı yoksa “nasıl dikkatli olabilirim” türünden çözüm üretici düşünceleri mi besleyeceğiz? Stoacı filozof Epiktetos’un dediği gibi “Izdırap yaşamdaki olaylardan değil, onları değerlendirme biçimimizden ortaya çıkar”. Her sorunun çözümü içinde saklıdır düsturundan hareket edilirse değiştirilemeyecek durumların nasıl avantaja çevrileceğine dair yaratıcı yapıcı bir strateji üretmek pekâlâ mümkündür.

Korona salgını çok net bir şekilde bireyci, sadece kendi çıkarını gözeten bir yaklaşımın değil, kamucu, diğerinin var kalımını ve sağlığını gözeten bir yaklaşımın hayat kurtaran bir strateji olduğunu göstermiş bulunmaktadır. Hatta, yalnızca insanın iyiliğini değil, ama aynı şekilde insan dışı şeylerin de iyiliğini gözetmek, yani kendinde ereklerin kabulünü insan dünyasının ötesine doğru yaymak ve bu özeni ortak iyilik kavramıyla bütünleştirmenin gerekliliği de hiç olmadığı kadar önem kazanmış bulunmaktadır. Korona sonrası dünyada bir sosyal ekonomi sistemine dayanan, doğada yaşamın, insanlar da dahil olmak üzere, işbirliği, karşılıklı özen ve sevgi aracılığıyla korunduğunu görebilen yeni bir kozmolojik ve yeni bir antropolojik yaklaşım kurtuluş formülü olacaktır.

Okunma Sayısı: 83

Yazarın Diğer Yazıları

Ağustos Böceğine Yapılan Haksızlık

Ben ve öteki arasındaki ayrım, tarihsel/toplumsal/kültürel bakımdan da her türlü ayrımcılığın kaynağında bulunur ve her...

Korona Günlerinde Akıl Ve Ruh Sağlığımızı Korumak

Korona virüsü yaklaşık bir ay önce Türkiye’ye geldi ve bütün dünyada olduğu gibi gündelik yaşamı...

Korona Salgını Baskısı Altında Psikolojimiz

COVID 19 veya sık kullanıldığı şekliyle Korona virüsü hayatlarımıza aniden ve beklenmedik bir şekilde geldi...

Değişen Paradigmalar ve Akıllı Toplumun Bilimi: Enteloji (Intellogy)

Akıllı toplum paradigması yapay zekanın hayatımızın her yönüne derinden nüfuz etmesiyle ekonomiden, toplumsal yapıya kadar...

Yeni Bir Yıla Girerken

2018’i geride bıraktığımız ve taptaze umutlarla yeni bir yıla girdiğimiz şu günlerde bütün sosyal medya...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Anneler gününüzü kutluyorum efendim