Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Barış Egemen Olduğunda Yeni Demokratik Cumhuriyet Kurulacak


11 Nisan 2014 00:01

Yorum Yapılmamış

1973 yılında Ecevit rüzgarı esiyordu. Ve ben Ecevitçiydim… Ecevit adı geçtiğinde yüreğim kıpır kıpır oluyordu… Yüreğim solda atıyordu… Daha ilkokul son sınıf öğrencisiydim.
Evimizde sol devrimci ozanların plakları çalıyordu.
Abim, İhsani’nin arkadaşıydı… Onunla beraber Türkiye turnelerine katılıyordu.
Ortakokul son sınıfta, belki de lise 1. sınıftaydım…
Sevgili kan kardeşim Yasin ile hemen evimizin önünde bulunan telefon kulübesine çiviyle kazıyarak; “Mahir, Hüseyin, Ulaş Kurtuluşa Kadar Savaş. Dev Genç” yazmıştık.

Mahallemizin çok sevdiği, bizim de saygıda kusur etmediğimiz sevgili Nafiz Hoca, yazıyı görünce hafif sertçe “Kim yazdı buraya bunu?” deyince, Yasin’le birbirimize baktık. Galiba yanlış bir slogan yazmıştık. Hoca oradan uzaklaşınca, çiviyle yazdığımız sloganı yine çiviyle karalamaya başlamıştık. Yazmak için harcadığımız zamandan daha fazlasını harcamıştık, karalamak için…

Dev Gençliliğimiz birkaç dakika sürmüştü. Hoca da devrimciydi biz de… Demek ki, hocamız bu slogana kızmışsa ortada bir yanlışlık vardı.
****
Lise 1. sınıftaydık… Okulda bir akşam korsan gösteri yapılıyordu. Bir grup öğrenci sağ kollarını kaldırmış devrimci antlar içerken, bir kısmı sol kollarını kaldırmışlar yine devrimci antlar içiyorlardı. Bizim de sol kollarımız havadaydı ve “Ölüm nereden gelirse gelsin, hoş geldi sefalar geldi”diyerek içimizden geldiği gibi bağırıyorduk.

Çocukluk arkadaşım Köksal, “Ali neden bunlar sağ kollarını kaldırmışlar?” diye sorduğunda “Sağcılar herhalde ondandır” diyerek yanıt vermiştim.
Sonrasında 90’lı yıllara kadar ben hep sağ yumruğumu havaya kaldırarak sloganlar atmış, antlar içmiştim.
****
Okulun 2. döneminden itibaren ben artık İGD’liydim.
Silahlı mücadeleyle ilgili olmayan
devrimci bir sol grubun parçasıydım.
Sosyalizm için mücadele ediyordum.
70’li yıllarda ‘komünist olmak, parti üyesi olmak, bir komünist tanımak’ bizim için erişilmezdi.
Ve 80’li yıllarda, faşizm döneminde TKP’nin içindeydim ve bir parçasıydım.
Kendimi bildiğimden itaberen, varolan devleti ele geçirecek ve sosyalizmi kuracaktık. Ve tabiki ele geçireceğimiz ve yıkacağımız devlet Kemalist devletti…
Ve ben o devlete karşı mücadele ettim…
Bedel ödemekse, payıma düşen bedeli ödedim… Bundan hiç rahatsız olmadım…
76 yılında başlayan mücadelem 91 yılının sonlarına kadar sürmüştü. Sonrasında yollarımı ayırmıştım… Dünyaya eskisi gibi değil yeni bir zihniyetle bakıyordum.
Solcu, devrimci, sosyalist, komünist olmuş, Kemalist, Atatürkçü olmamıştım.
90’lı yıllara kadar Cumhuriyetin ve
devletin; otoriter, ceberrut, hantal ve diktatör bir devlet olduğunu söyledim, yazdım, konuştum, tartıştım…
Ve bugün de böyle düşünüyorum…
****
Bugün kendimi yalnızca demokrat olarak değerlendiyorum. Ne önünde bir sıfat ne arkasında bir sıfat… Yalnızca demokrat…
Demokratik bir cumhuriyeti savunuyorum.
Kürtlerin eşit birer yurttaş olduğu bir demokratik cumhuriyeti istiyorum.
Alevilerin eşit birer yurttaş olarak yaşadığı demokratik bir cumhuriyeti isti-yorum.
Müslümanların ve cemaatlerin eşit birer yurttaş olarak yaşadığı ve inandıkları gibi yaşadığı bir cumhuriyeti istiyorum.
Diğer tüm azınlıkların eşit birer yurttaş sayıldığı demokratik bir cumhuriyeti isti-yorum.
Hangi siyasal zihniyeti taşırsa taşısın, özgürce düşüncesini söyleyebildiği, örgütlenebildiği demokratik bir cumhuriyeti istiyorum.
Devletin kendisini etnik ve inançsal bir kimlikle değil, anayasal yurttaşlıkla ifade ettiği demokratik bir cumhuriyet istiyorum.
Resmi ideolojisi olmayan bir demokratik cumhuriyeti istiyorum.
Askerlerin ve paşalarının görevlerinin sadece sınırları korumak olduğu, devletin asıl sahibi olarak kendilerini görmediği, seçilmiş iktidarlara karşı darbe ve planlar yapmadığı demokratik bir cumhuriyeti istiyorum.
Ve Kemalist, Atatürkçü olmayan sıradan bir demokrat olarak bu topraklarda demokrasi istiyorum. Ayrımsız, eşit ve adil…
Eğitimden, sağlığa, sosyal güvenceleri olan demokratik bir cumhuriyet istiyorum…
*****
Ve bunu kim gerçekleştiriyorsa, katkı veriyorsa onu destekliyorum.
Yetersiz kaldığında, yetmediğinde ‘daha çok yapabilsin’ diye destek veriyorum.
Kim ki, eski ceberrut, hantal, bürokratik, otoriter cumhuriyetin sürmesini istiyor ona karşı çıkıyorum.
Toplumu ayrıştıran, bölen, ötekileştiren söylemler kimden gelirse gelsin karşısında duruyorum.
****
Bu topraklarda yaşanan zulüm ve acılar tarih olsun istiyorum.
Bu topraklarda barış, özgürlük ve adalet herkes için ayrımsız eşit ve adil olsun diye yazıyorum… Konuşuyorum…
Toplumu tekleştiren, ötekinin hukukunu ortadan kaldırmış, otoriter devletin kemalist ideolojinin tarih sahnesinden çekilmesine kim katkı veriyorsa ben onu destekliyorum.
Ve ondandir ki, barış görüşmelerinin gerçekleşmesinin otoriter cumhuriyetin sonlanmasına ve tarih olmasına, bir dönemin kapanmasına katkı vereceği için “Barış için risk alanları destekliyorum.”

Son söz: Bu topraklarda barış olduğunda yeni bir demokratik cumhuriyetle tanışacağız. Kim barışdan yana değilse bilin ki, eski otoriter cumhuriyetin devam etmesini istiyor. Ve kimliklerine bakın? Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

NOT: Bu yazı 19 Mart 2013 tarihinde Gerçek Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

Okunma Sayısı: 46
Kategori: Ali TARAKÇI

Yazarın Diğer Yazıları

Erdoğan Giderse Ne Olur?

Erdoğan giderse Türkiye Suriye’den çekilir. Erdoğan giderse FETÖ yeniden devlet olur. Erdoğan giderse APO affedilir,...

HDP’ye Kobani Operasyonları; Geçmişle ‘Hesaplaşma’ Vakti!

Neden böylesine bir dönemde HDP eski ve yeni yöneticilerine operasyon yapıldı? Kobani olayları nedeniyle yapılan...

CHP’Deki Bu Tartışma Kime Yarar? Vatandaş Kendi Derdine Yanar…

Vatandaşın tüketici kredisi ve kredi kartı borçları toplam 720 milyara yükselmiş. Açlık sınırı 2 bin...

Ah Muhtar Ah… Eksikleri Varmış… Televizyonu Yokmuş!

Bir Muhtar düşünün, sudan bahanelerle belediye tarafından yapılmış binaya taşınmıyormuş. Eksikleri olduğu için taşın(a)mıyormuş! Neymiş,...

Dünyada Üç Misli Artan Salgının Türkiye’de Yüzde 47 Artması Gerçek Olabilir mi?

Pandemi konusunda verilen veriler, ekonomik verilerimize benzemektedir.’ Rakamları vatandaştan gizlerseniz, var olan sorunu çözmüş gibi...