Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Kızlar Çimeni

GÜLİSTAN
Zeki ORDU

21 Şubat 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Anadolu’nun çok yerinde ‘çimmek’ diye bir terim vardır. Çimmek; yıkanmak, temizlenmek manalarına gelmektedir.

Deniz kenarında oturanlar gayet iyi bilir ki, denizde yüzmeye de ‘çimmek’ denir. Halk arasında söylenen bu terim, artık o adla anılmaktadır.

Perşembe– Fatsa karayolu üzerinde, mesafe olarak da tam ortalarında olan Okçulu köyü sahilinde bulunan bir yer vardır ki oraya ‘kızlar çimeni’ denir. İsmine bakılıp öyle çayır çimen bir yer olduğu anlaşılmasın. Kızlar çimeni denizde bir yerdir. İsminin böyle verilmesi hususunda net ve teferruatlı bir malumat yoksa da ahali bilir ki kızların yüzdüğü yerdir.

Kızlar çimeni denilen bu yer, tabii olarak muhafaza altındadır. Buraya sadece bir yerden gidilebilir. Üç tarafı kayalıklarla çevrili olan bu yerdeki bir kişinin dışarıdan görünmesi mümkün değildir. Sanki tabii bir hamam, hususi bir havuzdur. Karadeniz’in serin sularının bu kayalıklar arasında; içilecek hissi verecek kadar berrak ve temiz şekilde korunması zamane artıklarının oralara ulaşmamasından kaynaklanmaktadır.

Sahillerin çöplük olmadığı o zamanlarda, plastik, naylon, muşamba adıyla bilinen ahir zaman eşyalarının yaygın halde olmayışı; etrafın kirletmemektedir. Böylece denizlerimiz de temiz kalmaktadır.

İşte böyle bir zamanda ‘Kızlar çimeni’ o zaman için mühim bir vazife ifa ediyordu. Bahsedildiği üzere tek giriş yeri olan bu bölge kızlarımızın, bacılarımızın yüzmek için kullandıkları mahrem bir yerdi. Yaz aylarının bunaltıcı sıcağı altında gündelik işlerini yapıp yorgunluğun bindiği bir zamanda bir grup kız akşama iki saat kala bir vakitte topluca buraya gelirlerdi. Kızlar çimeni mevkiine ulaşmaları için en az üç yüz metre yürümek mecburiyeti vardır.

Yüzmek için-çimmek için- gelen bu kızlar en kısa bir sürede yüzecekleri mevkie intikal der, her ihtimale karşı bulundukları mekâna yüz metre kala bir mesafeye yedi sekiz yaşlarında bir delikanlı adayını nöbetçi olarak koyarlardı. Gerçi bilenler bilirdi ama muhitin yabancı olan bazıları farkında olmadan o tarafa doğru gidecek olsa, nöbetçi durumundaki delikanlı adayı saygılı bir sesle ‘ orada ablalar var’ ikazında bulunur; gelenler ise böyle bir ikaza muhatap olmanın vermiş olduğu mahcubiyetle geri dönerlerdi. Kimse kızlar çimenine elini kolunu sallayarak gidemezdi. Ve orada birilerinin olduğunu sadece nöbetçi bilebilirdi…

Yüzme işi biten bayanlar topluca orayı terk ederler, en kısa zamanda da deniz sahilinden dışarı uzaklaşırlardı. Erkeklerin yüzdükleri yer Kızlar çimenine çok uzak olurdu. Hatta kızlar orayı terk etse dahi, boş olduğu halde hiçbir erkek oraya gitmeye cesaret edemezdi. Dahası yaz bitip güz ayları gelince, deniz kenarı boşaldığında bile Kızlar çimenin kendine has mahremiyeti erkekleri ürkütürdü. Lüzumsuz bir zamanda orada görünen bir erkeğin çok geçerli de olsa bir açıklama yapması oldukça zordu…

Zaman geçiyordu. Denizde yüzenlerin sayısı da artıyordu. Kızlar çimeni de yerinde duruyordu. Kızlar da denize giriyordu ama…

Ama kızlar çimeni artık yalnızdı…

Erkekler hala eski yerlerinde yüzerken, kızlar artık yeni yerlerinde denize giriyorlardı. Kimsenin kimseden saklanacak hali kalmamıştı. Sırf bu yüzden bazı erkekler denize giremez oldu. Hâlbuki kızlar çimeni mahcup, mazlum bir şekilde her zamanki hicabını ve mahremiyetini koruyordu. Maalesef bazı değerlerini korumayan o kadar çok kişi vardı ki…

Okunma Sayısı: 100
Kategori: Zeki ORDU
Etiketler: , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Alpaslan’a Yolum Düştü…

Bazı yerler vardır ki sen araştırmasan bile o bir şeyler söyler. Derler ya bir duruş,...

Daşova’ya Gurbetten Mektup!…

Pek gıymatlı yegenim Hüsnü. Önce selam ider gözlerinden öperim. Daşova’da senden başka akrabam galmadı. Yengen...

Endoskopi

Çok kişinin duyduğu, hatta bazı yakınlarına uygulandığı,  teşhis yöntemlerinden biridir. Kısaca şöyle açıklanabilir: Sindirim sistemi...

Taşova’da Birleşen Kollar

Bazen alıp başınızı gitmek istersiniz. Hatta bazen gidersiniz de. Nelerle karşılaşacağınızı bilmeden. Sonra bilmediğiniz bir...

Nurcan Ateş

İnsanların farklı yerlerde, farklı mekânlardaki kişilerle nasıl tanıştığını hep merak ederim. Bir gün bir de...