Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Hayatınız Kirlendiyse: Kosla Sıvı Dökün(!)


24 Eylül 2008 01:05

Yorum Yapılmamış

 Zaman hayatın yapraklarını savururken, tüm iki yüzlülüklerimizle hayatımıza devam ediyoruz. Bulunmaz, vazgeçilmez sanıyoruz kendimizi. Bir yakınımız, tanıdığımız öldüğünde cami avlusunda, mezarlıkta anlıyoruz hayatın hiçliğini. Ölen kişinin arkasından tüm koşturmacalarımızın ne kadar da önemsiz olduğu görüyor, kavgaların, gönül kırgınlıklarının anlamsızlığı üzerine konuşmalar yapıyoruz.

Bir gün hepimizin o musalla taşının üzerine yatırılacağımızın bilinciyle birkaç dakikalık dünya koşturmacalarının anlamsızlığını anlıyoruz. Sonra yeniden o hayatın boğuculuğuna kaptırıyoruz kendimizi.

Hayat devam ediyor. Hayat devam ederken yolsuzluklar, yoksunluklar, yokluklar, yoksulluklar da devam ediyor. Değişsin istiyoruz başkasının değil, yalnızca kendi hayatımız. Değişsin istiyoruz hayatımız ama kolay yoldan. Emek ve çilekeşlik olmadan en kısa yoldan hayatımız kurtulsun istiyoruz.

Çalışmadan, emek vermeden mutlu ve kolayca yaşayalım istiyoruz. Bu amaç için her yolu mübah görüyoruz.

Dostlukları önemsiyor gözüküp, dostluklarımızı günü birlik menfaatler için satabiliyoruz.

Aşkın ve sevginin peşinden koştuğumuzu zannederek sevdiklerimizin ha-yatını cehenneme çeviriyoruz.

Sevdiğimizi ölümüne seviyoruz. Sonra da gözümüzü kırpmadan sevdiklerimizi öldürüyoruz.

Sevdiklerimize nasıl davranıyorsak, ülkeyi severken de aynısını yapıyoruz.

Sevdiklerimiz başkasını sevdiğinde, sevdiklerimizi başkası sevdiğinde nasıl cinayetler işleyebiliyorsak, cinayet işlemeye hazırsak; ülkemizi de bizim dışımızda sevenler olduğunda onların sevgilerinden kuşku duyuyoruz. Onlara hayatı cehennem ediyoruz.

Bu topraklar üzerinde yaşanan aşk cinayetlerine ve ülke adına işlenen cinayetlere bakın, nasıl da birbirlerine benziyorlar.

Ne aşkımızla mutlu bir hayat sürdürebiliyoruz, ne bu topraklar üzerinde umudu yeşertebiliyoruz.

Aşkı bilmeyen bu toprakların çocukları kendisini sevmesini bilmiyorlar. Kendisini sevmeyi bilmeyenler başkalarını da sevemiyorlar. Başkasını sevmeyi beceremeyenler kendilerini de sevemiyorlar.

Kendine eziyet etmekten hoşlanan bu toprakların çocukları, başkalarının eziyet altında olmasından da mutluluk duyuyorlar.

“Altta kalanın canı çıksın” diyerek, üstte olabilmek için her türlü yolu mübah görüyoruz. Yeter ki biz altta olmayalım. Ne zaman ki alta düşüyoruz, o zaman da bize yardım edilsin istiyoruz. Yardımsever bir millet olduğumuz anlatılıyor ancak, sokaklar yardıma muhtaç insanlarla dolu. Küçük bir kesim mutlu bir azınlık, büyük bir çoğunluk ise mutsuz ve umutsuz.

Okunma Sayısı: 99
Kategori: Ali TARAKÇI

Yazarın Diğer Yazıları

Şimdi Ayrılık Vakti… Yeni Bir Başlangıca Merhaba Diyebilmek İçin…

Her veda yeni bir başlangıçtır… Her veda biraz da zamansızdır… Her veda zamansız gibi olsa...

“Dünyanın en Devrimci ülkelerinden Birisi Olan Türkiye” En Devrimci Evladını mı Yedi?

Türkiye’de yapılanlara devrim ve bu devrimin liderinin de Erdoğan olduğunu söyleyen Berat Albayrak’ı bizzat devrimin...

Devletten Birazcık Akıl ve İzan Beklemek Nafile Bir Çaba mı?

Devletten birazcık akıl ve izan beklemek nafile bir çaba mı?’ Yüzsüz oyunu İtalya’yı anlatıyor, devletimiz...

Erdoğan Giderse Ne Olur?

Erdoğan giderse Türkiye Suriye’den çekilir. Erdoğan giderse FETÖ yeniden devlet olur. Erdoğan giderse APO affedilir,...

HDP’ye Kobani Operasyonları; Geçmişle ‘Hesaplaşma’ Vakti!

Neden böylesine bir dönemde HDP eski ve yeni yöneticilerine operasyon yapıldı? Kobani olayları nedeniyle yapılan...