Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Kilit Nokta!

Murat SARIOĞLAN

12 Ağustos 2009 00:01

2 Yorum

Kilit nokta “her şeye rağmen” de gizli..

Birçok kişi için itici gelse de benim için bir pırıltı vardır onda ve bu iticiliğe “rağmen” onu seviyorumdur.

gözleri güzel olmamasına “rağmen”
bir ortama ayak uyduramamasına “rağmen”
anlayışsız olmasına “rağmen”
bazen aramamasına “rağmen”
beni kızdırmasına “rağmen”
sevmemesine “rağmen” ‘nin diğer yanındadır o pırıltı.. bir yerlerinde işte…

Kaşını kaldırması yeter
yanımda bana ayak uydurması yeter
gönlümü alabilmesi yeter
aradığında aramadığı anları unutturması yeter
kızdırmasının altındaki muzip çocuk yeter
ben seviyorum ya! O yeter ‘de gizlidir belki de bu pırıltı.

Eğer bu pırıltıyı yakalayabiliyorsanız, herkesten bir adım öndesinizdir ve ölmemiştir içinizde ki “imkân” kıpırtısı.

Bir forum sayfasında okumuştum bu yazıyı. Tartışma konusunu tam hatırlamasam da bir bayanın ya da erkeğin nasıl olmasını istediklerini tartışıyorlardı sanki. Nasıl bir bayan ya da erkek istediklerini anlatıyorlardı. Sipariş verir gibi herkes istedikleri kişinin özelliklerini yazarken böyle bir yorum yapılmıştı en alta. Bir müddet forumu takip etmeme rağmen hiç kimse bu yorumun altına bir şey yazmamıştı. Herkes verilmek istenen mesajı almış kendi kabuğuna çekilmiş gibiydi.

Evet, belki de doğru bir yorumdu ama işimize gelmiyordu. Kilit noktayı kavrayamamıştık hala. Her şeye rağmen demek işimize gelmiyordu. Dörtdörtlük istiyorduk. Kusur bulmakta üstümüze yoktu çünkü.

Düşünüyorum da var olanı yaşamak yerine küçük ama bizim giderek büyüttüğümüz sorunlara takılıp kalıyoruz. Sonra bir çıkmazın içinde debelenip duruyoruz. Bir tartışma ortamında suçlayıcı ve eleştirici bir tavır sergilerken buluyoruz kendimizi. Yaşadığımız hayatı çekilmez yapan kurallarımızı gözden geçirmekten ziyade karşı tarafta eksiklikler bulmaya alışmışız biz.

Belki de mutlu olmak değil de mutsuz olmayı daha çok istiyoruz. Mutlu olmak için ne yapıyoruz? Ne yapmak istediğimizin bilincinde miyiz? Ya da ne istediğimizin? Seveceğim insan dürüst olmalı demek kolay tabi. Ama karşı tarafın fikrini öğrenmek istediğimizde “Canım bu üstündeki askılı pantolon seni çocuklaştırmış..” dediğinde ya da “Hayatım zekâ düzeyin biraz düşük sanırım.” diye söylediğinde de yine aynı fikirde olur muyuz? Yine dürüst olmasını ister miyiz acaba karşı tarafın? Kaldırabilir miyiz bu lafları? Dürüstlük istiyorduk ya hani biz? Niye kırıldık şimdi bu laflara? “Niye ben o kadar da geri zekâlı mıyım?” diye tepki vermez miyiz sonra? Biz şimdi karşı tarafın dürüstlüğüne mi sevinelim yoksa geri zekâlı olduğumuza mı yanalım? Zorumuza gitti değil mi bu laflar? Gerçekten ne istediğimizin farkında mıyız?

İnsanız tabi bazı isteklerimiz olacak ama her isteğimizi de aynı kefeye koymak hayatımızı alt üst edebiliyor. Eğer mutlu olmak istiyorsak isteklerimizi buna göre belirlemeliyiz. Bunun için ilk önce sevmesini bilmeliyiz. Severken kırmamayı öğrenmeliyiz. Saymalıyız sonra. Karşılıksız sarılmalıyız. Kilit noktanın keşfedilmesi imkânsız pırıltısını görmek için her şeye rağmen sevginin o büyülü gücünü fark edebilmeliyiz. Karşı tarafın mükemmel olup olmamasıyla ilgilenmekten ziyade iki yarımın bir bütün oluşturmasına tanıklık etmeliyiz.

Yaşamak isteriz aksaksız, hatasız, belki de gönlümüzün dilediğince. Ama nedense düşündüklerimiz bazen gerçekleşmez. İdeallerimizden de taviz vermek istemeyiz. Çocukluğumuzdan beri kafamızda çizmiş olduğumuz bir yaşam vardır belki de. Ona ulaşmak için uğraş veririz. Sadece biz değil diğer insanlar da düşler bunu aslında. İçimizde mükemmele ulaşma arzusu vardır. Ve bu arzu ne olursa olsun hiç bitmez tükenmez bir şekilde yaşatır bizi. Kendimizi diğer insanlardan ayrı düşünürüz zaman zaman. Bir şeylere sahip olduktan sonra yetinmeyiz onunla. Daha iyisine sahip olmak için elimizden gelen çabayı sarf ederiz. Sonra küçücük bir aksiliğe tanık olduğumuzda da dünyalar yıkılır başımıza. Her şeyi reddederiz. Karşı tarafın bize uygun olmadığını, bizim daha iyi birisine layık olduğumuzu düşünürüz. Sonra bir film sahnesinde geçen cümleye takılırız. Bir aktörün ağzından şu sözler dökülür:

“O mükemmel değil. Sen de mükemmel değilsin. Asıl soru birbiriniz için mükemmel olup olmadığınız…”

Sonra düşüncelerimizi tekrar gözden geçiririz. Kendi hayal dünyamızda çizmiş olduğumuz portreyi unutmaya başlarız yavaş yavaş. Buna rağmen mutlu olmak isteriz. Çünkü bu zamana kadar aramakla geçirdiğimiz insanı bulamamanın hüznünü yaşamışızdır. Bundan sonra daha mutlu bir hayat düşleriz. İçinde bulunmak istediğimiz durumu tarif etmişizdir artık: Mutlu olmak.. Sonra her şeye rağmen deriz. Kilit noktayı bulmuşuzdur artık.

Okunma Sayısı: 131
Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları

“Önce Vatan” Dedikleri Aşktı Onların Destanı..

Selam durdum şehidime… onbeşlik kınalı kuzuların önünde utandım bugün kendimden..Vatan uğruna bile bile ölüme gitmek...

Gökyüzü Mavi mi Hala Sence?

Bir zamanlar küçüktük..Hayır aklımız değil bedenimiz çocuksuydu..Kardan adam yapıp önünde fotoğraf çektirmekten aldığımız tadı özlüyorum.....

İnancın Prensibi

İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleri ve inançlarıdır der Albert Einstein. İnanç...

Kimlik Meselesi!

Kimlik meselesi. Adın, soyadın, uyruğun, doğum tarihin vb. her zaman yanımızda bulundurduğumuz o kimlik adı...

Bir Pazar Gününün Mateminde Buldum Yine Kendimi !

Bugün günlerden Pazar. Şu Pazar günlerinden muaf olmak istiyorum. Öğrenciliğimden bu yana hiç sevmemiştim zaten....

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Ayça dedi ki:

    hani bir şarkı var ya ” herşeye rağmen pişman değilim… ama yinede…” diye şarkı devam eder. burda kilit nokta bence herşeye rağmeni kullandıktan sonra “ama yinede…” diye bir cümleyi kurmamaktan geçiyor.Çünkü bu sözle başlayan cümlenin devamı insana umutsuzluğu getirir.
    yazıların gittikçe güzelleşiyor.düşüncelerinin hızına cümlelerinin yetişmesi dileğiyle 🙂

  2. Aslı dedi ki:

    “Herşeye rağmen sen benim mükemmelimsin” diyenin değerini bilmek önemlidir. Artık kimse bu gibi değerlere rağbet etmiyor çünkü kendine bakmaksızın herkes mükemmeli arıyor. Aslında kendimize itiraf edemediğimiz, gerçek ile yüzleşemediğimiz duygulara tercüman olmuşsunuz. Teşekkürler. Yazılarınızı takip edeceğimi belirtmek isterim. Başarılar…