Keyifsizlik…
Ruhsal yorgunluktur…
Mutsuzluğu yaratır…
İsteksizliği tırmandırır…
Her şeye tepkisizlik…
Her kimseye ilgisizliktir.
Laf dinlemek bile zulümdür.
Hele cevap vermek…
Ayrı bir işkencedir.

Bir hareket yaşanmasın.
Hayat dursun ki…
Oflamayasın, puflayamayın.
***
Gizli depresyondur.
Zevk alma enerjin bitmiş…
Güven duyguların törpülenmiştir.
Derin düşüncelerin artar.
Dalgınlığın zirvede…
Endişelerin doruktadır.
Günlük görevlerini bir kenara bırakmak…
Sorumluluklarını elinin tersiyle itmek istersin.
***
Cinsel arzun tabana inmiştir.
Aklına bile gelmez erkekliğin/ dişiliğin.
Sinirlilik ise tavandadır.
Şöyle ortalığı isyanınla kırıp, dökmek ister…
Beceremezsin.
Çünkü sen keyifsizsindir.
Bitkin, yorgun…
**
Keyifli olma halimiz mi kaldı?
Şehit haberleri üçer beşer.
Dört bir yanda…
Atılan bomba, sıkılan kurşunlar…
Giden canlar, yüzlerce kilometre ötede ateş düşen ocaklar…
Gözyaşları, ağıtlar.
***
Sevdalı olduğum memlekette…
Yollar kesiliyor…
Araçlar yakılıyor…
Karakollar taranıyor.
Ekonomi zaten unutulmuş.
İşsizlik tırmanmış…
Çarşı pazarda enflasyon kabarmış.
Yollar direksiyon cahillerinden ötürü kan gölü…
Sular yüzme bilmeyenlerin ecel yeri.
***
Nasıl keyifli olursunuz?
Neyi düşünür, neyi yazmak istersiniz?
Gördüğün tek şey…
Çok yönlü sahipsizlik.
***
Seçtiğin, sana refah, keyif verecek siyasetçilere bakıyorsun…
Sanki bu dünyada değiller.
Karşılıklı turlar, birbirini oyalamalar.
Bazıları burnundan kıl aldırmaz…
Bazıları millet için birlikteliğe yanaşmaz.
***
Alman düşünür Goethe demiştir ki;
“ Bir halkın iniltileri arasında keyif sürmek krallık değil, zindan bekçiliğidir”
***
Keyfim yok, zindandayım abiler!
***********









