Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Kamuoyu Hakkında Derin İnceleme


17 Nisan 2010 00:02

Yorum Yapılmamış

Burada kamuoyu ile ilgili olarak bazı hususları, özellikle değiştirme konusunda onun etkisini ve değişmesini ele alacağız. Başta bunun tarifini ortaya koyarak kamuoyunun oluşturulmasının keyfiyetini, önemini ve tesirini tahkik edeceğiz. Onun ne kadar sabit olabilecek veya ne kadar devam edebilecek konusunu inceleyerek, bunu oluşturan ve değiştiren, güçler hakkında ve bunun yayma araçlarına değinerek bunun türlerinden bahsedeceğiz.

Bu meselenin vuzuha kavuşabilmesi için konuyla ilgili bir takım sorular ortaya atıp bunlara cevap vermek suretiyle –böylelikle bunu işiten ve okuyan kimse cevaplarımızı değerlendirebilsin ve zihninde yeni sorular canlansın- aydınlatmaya çalışacağız. Şöyle ki;

—Kamuoyu toplumları etkileyebilir mi ve onları değiştirebilir mi? Devletleri de etkileyebilir ve değiştirebilir mi?

—Yerel kamuoyu, devletlerarası kamuoyu ve evrensel kamuoyu var mıdır? Bunun türleri nedir?

—Kamuoyunda kamu uyanıklığının rolü nedir?

—Kamuoyunu değiştirmek için nasıl çalışma yapılır? Fertler kamuoyunu değiştirebilir mi? Yoksa bu iş yalnız partilere, örgütlere ve devletlere mi bağlıdır?

—Kamuoyunu değiştirme konusunda enformasyon ve yayın araçlarının rolü nedir?

—Kamuoyuna nasıl hitap edebiliriz?

Önsöz:

Kamuoyunun öyle sihirli etkisi vardır ki; insanlar onu hissederler, düşünürler onu kavrarlar. Yönetim makamında oturan siyasetçiler ondan etkilenirler ve korkarlar. Yönetime ulaşmak için çalışan siyasi kimseler bunu kullanırlar.

İnsanların işlerini güden ve yürüten siyasetçiler ile bu makama ulaşmak için fırsat kollayan siyasi kimseler arasında kamuoyunu oluşturmaya veya değiştirmeye veyahut onu yönlendirmeye yönelik bir yarış vardır. Bunlardan herkes kamuoyunu kendi lehine kazanmak üzere gayret sarf ederler.

Düşünceler ise, kamuoyunun değişim ve yönelişleriyle beraber içinde egemen olan fikirleri ve bunu oluşturan güçleri araştırırlar. Bununla ilgili eleştiri ve yorum yaparlar. Zira onlar ezici akımla beraber yürürler! Ancak, bunlar siyasi düşünür kimseler olurlarsa faaliyet gösteren siyasi kimseler arasına girerler, teorik düşünürlerden sayılmazlar. Yeni fikir sunmaya çalışarak bu fikir için nasıl kamuoyu oluşturacaklarını düşünürler, pratik şekilde uygular ve toplumda onu yürürlüğe koymak için mücadele ederler.

Pragmatizme inanan siyasetçiler ise; kamuoyuna göre yürümeye, onu istismar etmeye ve onun vasıtası ile aynî ve şahsi çıkarlarını elde etmeye çalışırlar. Kamuoyu ile karşı karşıya gelmekten kaçınırlar.

Böyle davranmanın gerçekçilik olduğunu düşünür ve şartlara göre hareket etmenin gerekli olduğunu savunurlar. Nitekim bunlar akaidi ve ideolojik kimseler değillerdir. Bir akideye veya ideolojiye inansalar bile siyasi faaliyetler için esas olarak bu ideolojiyi ittihaz etmezler. Siyasi çalışma sahasında yerlerini ve çıkarlarını korumak maksadıyla geriye adım atıp dönmeye veya birden değişmeye hazır olurlar. İkiyüzlü olmaya, aldatmaya, yalan söylemeye ve kandırmaya da hazırdırlar. Bu tür çirkin davranışta bulunmakta bir sakınca görmez ve hayâ etmezler. Nitekim hayâ için bir mana vermezler.

Siyaseti bir meslek veya bir ticaret olarak edinirler. Bunu büyük dâhilik ve beceriklilik olarak ta addederler.

İnsanların geneli ise kamuoyunu hisseder ve ona göre yürürler. Onlar kamuoyuyla kaynaşır ve ondan etkilenirler. Oysa kamuoyunda hedef edinen kimseler asıl kendileridir. Aynı anda onun tesiri ve egemenliği altına girende ta kendileridir.

Kamuoyunun tarifi:

Bazı bilginler şöyle diyorlar: Kamuoyu; yağmurlu, rüzgârlı havanın bir benzeridir. Aynı anda bir baskıya sahiptir, fakat onu göremezsin, büyük ağırlığa sahiptir, öyle ki; onu elle tutamazsın. Ancak ona itaat ederek boyun eğersin!

Bazı kimseler şöyle dediler: Kamuoyu birbirini tamamlayan bir sistemdir. Bilgilerden başlıyor davranışlarda sona eriyor. Böylece bilgi, görüş, yöneliş, değer, inanç ve davranışlardan oluşmaktadır.

Amerikanlı bilgin olan Lev Kump, “psikoloji” adlı kitabında kamuoyuna toplulukların yönelişleri olarak bir anlam vererek yönelişi şöyle tarif etti: “Belli bir durum daha belirlenmemiş olduğu halde buna karşı muayyen bir icabet göstermek için yapılan bir psikolojik hazırlıktır. Böylece; bu yöneliş kamuoyunun bir şartı sayılınca potansiyel bir güce sahip olur.”

Felsefe ansiklopedisinde şu tarif geçmektedir: “Kamuoyu; olaylara veya sosyal hayatın görüşlerine, sınıfların ve fertlerin faaliyetlerine karşı bir veya birkaç sosyal gurupların tutumlarını ifade eden fikir ve mefhumların toplamıdır.”

Webster sözlüğünde şöyle tarif edilir: “Ortak görüştür; özellikle bunun insanların genelinin görüşü olduğunu ortaya çıkıcınca bu manaya sahip olur.”

Sosyal bilimlerin ıstılahlarının sözlüğünde şöyle tarif edildi: “Bir müşkül veya belli bir tutum karşısında, belli bir zamanda muayyen bir topluluk arasında hâkim olan bakış açıları ve duygulardan ibarettir.”

Kurid King ise şöyle tarif getirdi: “Açık ve yeterli münakaşalardan sonra genel itibara sahip olan bir mesele hakkında topluluğun vardığı hükümdür.”

Dr. Muhtar Et-Tuhamı şöyle tarif yaptı: “Belli bir zamanda bir kanun üzerinde cebelleşme ve münakaşaların yoğunlaşıp halkın çoğununun başını meşgul eden veya çıkarına dokunan bir konu karşısında bu çoğunluk arasında hâkim olan görüştür.”

İşte, kamuoyu için yapılan birçok tariflerden bir kısmı bunlardır. Hepsi topluma veya halkın çoğunluğu arasında hâkim olan fikir üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Muhalif kanat ve insanların bir kesimi buna karşı susarlar veya bu görüşlere boyun eğerler.

Kamuoyu aynı anda insanların ortak bir meselesine veya maslahatına yönelik ortaya çıkan karşıt gerçeklerdir. Yine de, onların duygularıyla, inançlarıyla ve hissettikleri konularıyla ilgili, tahakkuk eder.

Şu var ki bu tarifler gibi birçok tariflerde dakik değildir. Hem kapsayıcı hem manayı sınırlandıran bir ifadeye sahip olmadığı için doğru, dakik, özet ve tam manayı ifade eden doyurucu birer tarif değillerdir.

Mademki; biz kamuoyu ve değiştirme hususunda rolünü bahsediyoruz, öyleyse; onu dakik ve net bir şekilde tarif etmemiz kaçınılmaz olur.

Kamuoyu hakkında derin inceleme ve kapsamlı araştırma yaptıktan sonra ortaya çıkan doğru tarif şöyle oluşmaktadır: Bir cemaatin atmosferinde egemen olan fikirdir.

Bu tarifi açıklayacak olursak; rey insanın görüşüdür. Görüş ise bir vakıa veya olay hakkında verilen fikirdir. Cemaat ise aralarında daimi ilişkiler sürdüren iki kişiden fazla oluşan insan topluluğudur. Bir arada üç kişinin bulunması hiç bir cemaat oluşturmaz. Ancak aralarında ilişki bulunmayan birer kişiler olurlar. Onlarca, yüzlerce ve daha fazla fertlerin bir arada bulunup herkesin hedefi başka, görüşü başka ve aralarında hiçbir ilişkinin bulunmaması halinde bunlar hiç bir cemaat oluşturmazlar veya bir cemaat sayılmazlar. Nitekim hiç bir kimse diğer kimsenin başına geleni hissetmez. Bu nedenle aralarında bir atmosfer oluşmuyor ve onları belli bir fikir etkilemez. Fakat bir arada aralarında daimi ilişkiler bulunan üç kişi bir cemaat oluştururlar veya bir cemaat sayılırlar. Bunlar birbirlerinin varlıklarını hisseder ve birilerinin başına bir şey gelirse etkilenirler. Ortak sorun ve hedefleriyle kaynaşırlar, kendi topluluklarında gerçekleşen başarılardan dolayı sevinirler ve bunu gerçekleştiren kimselerden memnuniyet gösterirler. Başlarına bir musibet gelirse üzülürler, yenilgiyi ve hezimet olursa kızgınlık gösterirler ve bunun sebebi olan kişilere karşıda kızgınlıklarını gösterirler. Böylece, cemaat arasında fikri ve duygusal bağ vardır. Bu nedenle, üzerine muayyen bir atmosfer egemen olur. Cemaati oluşturan bütün kişiler bundan etkilenirler.

Duygular ise normal halde fikirden doğmalıdır. Asıl olanda fikir duyguları yönlendirmelidir. Buna rağmen duygular içgüdülerden doğabilir. Böyle olunca, fikre muhtaç olur ki duyguları yönlendirsin ve hayvani tepkiler doğmasın. Aksi halde kargaşa ve kör taassup cemaatlere egemen olur.

Cemaat veya topluluk atmosfere sahip olur; ancak cemaate egemen olan fikir atmosferi oluşturur. Bu şekilde, fikir kamuoyuna dönüşür. Fikrin atmosferlere egemen olmasıyla umumileşir ve kamuoyu haline gelir. Bu durumda filan grupta bir kamuoyu vardır. Bu gurubun sayısı az veya çok hiç fark etmez, herkes bu görüşe boyun eğer.

Bu şekilde umumun veya kamunun sıfatını kazanır, etkileme ve yürütme gücüne sahip olur. Kamu arasında fikri yayan kimse istediğini yürürlüğe koyar. Ayrıca bunun oluşturduğu dalga üzerine yoğunlaşarak, bunu kendi lehlerine veya çıkarlarına yönelik istismar etmeye çalışanlar insanların işlerinin yürütme gücüne sahip olurlar.

İlginç olan şudur ki, belli bir fikir belli bir cemaatin havasına (atmosferine) egemen olunca veya başka ifadeyle kamuoyu oluşunca insanların tümü bununla beraber yürür, buna boyun eğer veyahut ona karşı susarlar. İster buna karşı kanaatleri olsun veya olmasın, bunu kavramış olsun veya olmasınlar, buna razı olsun veya olmasınlar yinede bu duruma düşerler.

Kamuoyunun sihirli gücü vardır. Bu fikre muhalif olanların karşısında durmaları kendilerine zor gelir. Bu kamuoyu ne kadar devam edebilir, geçerliliği ne kadar sürer ileriki bölümlerde bundan bahsedeceğiz.

Kamuoyunun türleri:

Kamuoyu bir gurup veya bir parti de oluşur, bir devlet ve bir bölgede bulunduğu gibi bir köyde veya bir şehirde bulunur. Halk çerçevesinde meydana geldiği gibi evrensel çapta da meydana gelir.

Misal olarak; Amerika terörizme (!) karşı evrensel kamuoyunu oluşturabildi. Bu nedenle dünyadaki insanların büyük bir kesimi –bilinçli veya bilinçsiz, farkında veya farkında olmayarak, kanaat getirerek veya getirmeyerek- terörizme karşı durdular. Bu minval üzere ABD Afganistan’ı ve Irak’ı -terörizmle savaşmak bahsiyle- işgal edebildi.

Başka bir misal: Hariri öldürdükten sonra, Lübnan’da -halk çapında- Suriye’yi oradan çıkartmak için kamuoyu oluştu. ‘Suriye Lübnan’da kalsın’ şeklinde bir ifadeyi hiçbir kimse söylemeye cesaret edemedi. Oysa Lübnan’da Suriye’nin birçok taraftarları ve destekleyicileri olduğu halde, güçleri fazla olmasına, sayıları da Lübnan’ın yarısından fazla olmasına rağmen bunu söyleyemeye cesaret edemediler. Hatta bu konuda ağızlarını dahi açamadılar.

Medine’de İslam devletini kurmak için kamuoyu oluştuğunda da orada hiçbir kimse buna karşı çıkmaya cesaret gösterememişti. Oysa orada Yahudiler, Hıristiyanlar, müşrikler ve münafıklar vardı.

Bunların sayısı az değildi ve güçleri de yeterli derecedeydi. Fakat onlar bir şey yapamıyor, İslam düşüncesi ve Rasulullah (sav)’ın peygamberliği konusu açıkça her yerde konuşuluyordu. Bunun için kamuoyunun oluşması ve kuvvet ehlinin Rasulullah (sav)’ı desteklemesi o karşıt grup ve güçlerin susmasına, Nebi’nin Medine’ye gelişine ve ona boyun eğmesine sebep oldu.

Lübnan’dan Suriye’nin çıkması için nasıl kamuoyu oluştuğu, Medine’de İslam için nasıl kamuoyu meydana geldiği zihinlerde tasavvur edilebilir.

Özet olarak; hiçbir kimse kamuoyu karşısında duramaz ve ona muhalefet edemez. Daha doğrusu, herkes onunla beraber yürütmekten başka çare bulamaz ve onun akımı içine düşmekten kendini koruyamaz. Ancak, akaidi veya ideolojik olup bunu misyon edinen siyasi kimseler müstesnadır.

Dünyayı kapsayan kamuoyuna evrensel veya devletlerarası kamuoyu deriz. Terörizmle savaş veya Sovyetler Birliği döneminde sömürgecilikle savaş birer evrensel kamuoylarıdır.

—Bölgesel kamuoyu vardır; Nasır, onun milliyetçiliği ve sosyalizmi için oluşan kamuoyu veya Avrupa’yı kapsayan Avrupa Birliği düşüncesi için oluşan kamuoyuna bölgesel kamuoyu denir.

—Tek bir memleket içinde oluşan bir kamuoyu olur; Lübnan’da Suriye’ye karşı ve Türkiye’de Menderes için oluşan kamuoyu gibi. Memleket çapında veya yerel kamuoyu adlandırılabilir.

—Yine bir şehirde veya bir köyde kamuoyu oluşabilir. Buna da mahalli kamuoyu denilebilir. Çünkü sınırlı ve küçük bir yerde oluşmasından dolayı bu ismi alır.

—Bir cemaat veya bir parti için de kamuoyu oluşur. Buna dâhili kamuoyu denilebilir. Çünkü yalnız parti dâhilinde oluşur.

Hülasa; herhangi bir cemaatin veya insan topluluklarının atmosferlerinde bir fikir egemen olduğundan dolayı hepsine de kamuoyu şeklinde ifade kullanılır.

Kamuoyunu oluşturma yolu:

Kamuoyunun oluşumunun bir cemaatin atmosferi üzerine egemen olan fikir olduğunu tanıtmıştık. Buradan hareket ederek, kamuoyunu değiştirmek veya yeni kamuoyunu oluşturmak istediğimizde insanlara belli bir fikir sunmamız gerekir. Ayrıca onların üzerine onun egemen olmasını sağlamak için çalışmak şarttır. Dolayısıyla egemen kılınacak fikirle ilgili ihsası tahrik etmek gerekir. Şart ve durumları sağlamak, değerlendirmek, vakıaları insanlara gösterip onların dikkatlerini ona çekmek veyahut da onlara hissettirmek, ondan sonra egemen kılınması istenen fikri vakıalara indirmek veya bağlamak, bundan sonra en verimli üslup ve araçları kullanmak gerekir. Bu yolu şöyle özetleyebiliriz:

1. Belli bir fikir seçip ortaya koymak,

2. Bu fikirle ilgili ihsası ve duyguyu kışkırtmak,

3. Şart ve durumları hazırlamak veya değerlendirmek veyahut bunlara dikkati çekmek,

4. Vakıa veya olayları insanlara göstermek,

5. Fikri bunlara indirmek veya bağlamak,

6. En verimli üslup ve araçları seçmektir.

Bu konuda şu misalleri verebiliriz:

—Amerika, Müslümanlara saldırıp memleketlerini işgal etmek, onlara egemen olmak maksadıyla ‘terörizme karşı savaşma’ (!) fikri hakkında kamuoyunu oluşturmaya yöneldi. Şartları ve vaziyetleri hazırladı, fırsat ve durumu değerlendirdi, bununla ilgili duygu ve ihsası kışkırttı, terörizmle savaşma fikrini olaylara bağladı, bunu yaymak için her tür üslup ve araçları kullandı. Bu maksada yönelik; 11 Eylül 2001 de New York’taki iki büyük dünya ticaret merkezinin bombalanması büyük fırsat kabul edilip, ‘terörizmle savaşma fikri’ için evrensel kamuoyunu oluşturmaya başladı. Bu kamuoyunun gölgesinde Afganistan’a saldırıp işgal etti. Bütün dünya devletleri de onun yanında yer aldı.

—Irak’ı işgal edebilmek için Amerika Saddam’ın sahip olduğu kimyasal, kapsamlı yok edici silahla ilgili uydurduğu yalanı her tarafta yaydı. Bu konuyla ilgili konuyu evrensel kamuoyu haline dönüştürdü. Böylece dünya Amerika’ya inanıp kandı. Bu şekilde de Amerika istediğini gerçekleştirebildi.

Lübnan’dan Suriye’yi kovmak isteyenler için Al-Hariri’nin öldürülmesi güzel bir fırsat idi. Avrupa (Fransa) bu fırsatı istismar edip, Suriye’nin bu suikastın arkasında olduğunu itham ederek Lübnan’daki Suriye varlığına karşı kamuoyunu oluşturdu. Suriye bu baskı üzerine adeta oradan kaçtı. Hem de hiçbir kimsenin beklemediği şekilde, süratle oradan geri çekildi.

— ‘Barışı gerçekleştirme faaliyeti’ diye adlandırılan Filistin’deki Yahudi devletini tanıma işini başlatabilmek için 1973’de ‘Kasım savaşının’ tiyatrosu hazırlandı. Hazırlanan senaryo gereğince; Amerika’nın isteği doğrultusunda Mısır ve Suriye’nin Yahudi varlığına saldırıları gündeme geldi. Bu savaşın neticesinde Mısır Başkanı Enver Sedat Yahudi varlığına karşı zafer elde ettiğini ilan edip kendi lehine kamuoyu oluşturdu. Bu nedenle hezimet mevkiinden hareketle değil kuvvet mevkiinden hareket ederek Yahudi varlığı ile barış faaline katılacağını ilan etmiştir. Böylece, bu tiyatroyu tertipleyen ABD Enver Sedat’ın lehine kamuoyunu oluşturup, Mısır ile Yahudi varlığı arasında barışı gerçekleştirebildi.

—ABD eski Sovyetler Birliğinde hürriyet ve demokrasi fikirlerini yayıp kamuoyunu oluşturmaya çalışmıştı. Orada birçok insan bu fikirlerden etkilendi, bu fikirler kamuoyu haline geldi. Devletin ve komünist partisinin en yüksek mevkisinde bulunan kimseler bundan etkilendiler. Böylece ‘açılım ve yeniden yapılanma’ adları altında, orada değişim gerçekleşerek komünizm ideolojisi ve devleti tarihe karışmış oldu.

Dünyada gerçekleşen inkılâp, devrim, darbe ve değişim hareketlerini incelersek; bunların oluşum sebebi fikirlerin kamuoyuna dönüştükten sonra meydana geldiği görülür. Belki durum, olay ve şartlar gerçekleşir, insanlar nezdinde bunlarla ilgili ihsas kışkırtılır, bunlar üzerine fikri bağ kurulur, sonra da bu fikir insanlara egemen olur. Örneğin; günümüzde Müslümanların durumu pek kötüdür.

Müslümanlar geri kalmış ilerleyemiyorlar. Memleketleri büyük kargaşa içerisinde kıvranıyor ve alev içerisinde yanıyor. Bütün Müslümanlar bu hal ve vaziyeti hissediyorlar, fakat bunu tedavi edecek fikri arıyorlar. ABD gelip demokrasiyi bir çözüm olarak ortaya atıyor, İslam bölgesinde bunun kamuoyunu oluşturmaya çalışıyor. Askeri güç dâhil olmak üzere bütün araç ve üslupları kullanıyor. Ajan yöneticileri ve demokrasiye aldanıp hayran olanları bu işte kullanıyor.

Geçmişte komünistler de bu durumları istismar edip, sosyalizmin çözüm olduğunu insanlara kabul ettirmeye ve kamuoyunu oluşturmaya çalışıyorlardı.

Özet olarak; değişimi gerçekleştirmenin yolu kamuoyunu oluşturmaktan geçer. Başka ifadeyle; değişim fikirlerinin cemaatlerin atmosferleri üzerine egemen olmasını gerçekleştirmektir. Bundan dolayı, insanlara her yerde ve bütün araçlar ve üslupları kullanarak hitap etmek, otorite sahiplerine ve fikir sahiplerine açıkça ve herkesin önünde fikren meydan okumaktır. Ayrıca, değişime çağıranlar kendi başlarına ne gibi bela ve musibet gelirse gelsin, ne eziyet ve zulüm görürlerse görsünler sabredip dayanma kudretini gösterebilmelidirler.

Okunma Sayısı: 101

Yazarın Diğer Yazıları

Anneler Günü Kimin Günü

Geçmişimize bakarak fikren çöküşte olduğumuz defalarca dile getirilmiş olsa da hakikaten “fikir fakiri” haline geldiğimizi...

Facebookta Bir Arkadaşla Sohbetimiz…

-ALLAH'IN MÜRİDİ OL! -Allahın dostu olan Seyyid Fevzettin Hz. lerine mürit olmak Allah’ıma layık bir...

Tarikat mı? Sakın ha!

“O(insa)nların çoğu ancak ortak koşarak Allah’a iman ederler.” (Yusuf Suresi–106) “Allah, kendisine ortak koşulmasını asla...

Öğüt Almak İsteyene Kur’an Yeter!

Niçin? Çünkü bu dinin sahibi olan Allah, inananlar için gerekli olanı, eksik bırakmaksızın (hadis/sünnet’e de...

Bin Ladin’e Yönelik Menfur Suikast…

Gerek Amerika gerekse Pakistan tarafından yapılan açıklamalar olsun Bin Ladin’e yönelik menfur suikast operasyonu hakkındaki...