Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Kadınla Erkek Arasında Küçük Bir Fark Var!


13 Mayıs 2009 00:02

4 Yorum

Kadınlarla erkekler arasındaki ciddi farklardan biri de hayat arkadaşlarında bulunan gücü kullanma şekillerinde saklıdır. Maddi-manevi, gücü elinde bulunduran kadın ise, kocası genellikle bu güç altında ezilir. Eğer güçlü erkek ise, kadın bu durumdan sonuna kadar yararlanmasını bilir.  

Erkekler, güçlü eşlerinin arkasında silik bir gölge gibi kalsalar da, aynı durumda kadınlar bunu anında kendilerine göre kesip biçer, haklı sebepler bulunmasa dahi durduk yerde kocalarının önüne geçme kabiliyetine sahiptirler. 

Erkekler önce (vücut ölçülerinden sonra tabi ki) kadının o özgün duruşuna, zekâsına ve yaratıcılık kabiliyetine âşık olur.  Sonra bu durum “nasıl yani, benden daha mı iyi?” şekline dönüşür. Bunu kabullenemez, çocukça kaprisler yapar, sonuçsuz bir yarışın içine sokar kendini.

Başarılı, üretken, güçlü bir kocası/erkeği olan kadını ise yarışa girmeyi hiç düşünmeden, kendini kocasının takımında ya ona koçluk yaparken, terini silerken ya da onun başarısını direkt kendi başarısı olarak kabul edip vitrinde ön plana çıkarken görürüz. Hatta öyle kadınlar vardır ki, bu güç ve başarı elbisesini kocasının üzerinden çıkarıp kendisi giyer; üzerine olmuş mu, olmamış mı hiç bakmaz bile…

Siyasilerde bu görüntüye çok alışmıştık. Haklı veya haksız Semra Özal, Rahşan Ecevit… Sanki seçimlerden kocaları değil, kendileri galip çıkmış gibiydiler. Kocalarından daha çok basında yer aldılar ve daha çok konuştular. Aslında esas galibiyetleri, kocalarının onları çok sevmesindeydi.

Asker eşlerinde de buna benzer bir durum vardır. Rütbeleri kocaları değil de sanki kadın eşler takmaktadır. Kadınlar rütbelerinin farkındadır ve o ağırlığı tavırlarına yansıtırlar. Kuaförlerinde bile üst düzey rütbelilerin eşlerinin kaşları önce alınır.

Kadının dili belâsı… O kadar çok konuşuyor ki bazen kadınlar, kiminle ne konuştuğunu unutabiliyor. Sizin de başınıza gelmiştir. Birine anlatırken, “daha önce anlatmamış mıydım?” diye sorarsınız. Oysaki başkalarıyla da konuştuğunuz için kiminle neyi konuştuğunuzu unutursunuz. Bir de hep laf lafı açar kadın muhabbetlerinde… Erkekler konuyu özetler, bitirirler. Özellikle ketum erkek tipi vardır. Sorularınıza sadece cevap verir, kendisi hiç soru sormaz; dolayısı ile yeni bir konu da açılmaz. Ama kadınlar böyle değildir. Kendi konuları dışında başkalarına ait konularda da konuşmaya bayılırlar. Hele söz konusu eşlerinin işleri olunca özellikle yukarıda bahsettiğim kadın tipiyse karakterimiz iyice ön plana çıkmaya bayılacaktır.

Son olarak Ferda Paksüt olayında “kadın her yerde kadın işte!” genellemesini yapıp, hemcinsimi hasım haline getirme riskini göze almama sebep oldu. “O da mı? Fasa fiso bunlar! Alt tarafı boru!” diyenlere bir parça ayrıntılı yazayım.

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt Ergenekon soruşturmasına girince insanlar her dalganın sonunda, soruşturmanın başını sonunu beklemeden peşin hükümle alışıla gelmiş isyan sözcüklerini peşpeşe sıraladılar. Aslında Osman ve Ferda Paksüt çifti medyatik bir çift olmayı 2008 Mayıs ayında başarmışlardı. Ferda hanım takip edildiği hissine kapılınca, araçtaki polis görevlileri ile tartışmış, “ben kimin karısıyım” edaları ile, takip edildikleri ve izinsiz dinlendikleri iddiasıyla savcılığa başvurmuştu. Bu olaydan neredeyse bir sene sonra, Ergenekon soruşturması kapsamında telefonları dinlenen şüpheli kadın gazeteci (E. B. olarak geçiyor)  ile bir belediyeye ait şirket telefonuyla görüşmesi tespit edilen bayan Paksüt’ün görüşmeleri de kayıt altına alınıyor ve bu görüşmelerde suç unsuru tespit edilmesi nedeniyle bayan Paksüt’e ait telefonunun da dinlenilmesine başlanıyor.

Bizim “biliyor musun ben kimin karısıyım” Paksüt, üzerindeki Anayasa Mahkemesi Başkanvekili elbisesiyle (bkz. yukarıdaki metinler) ne dedikodular yapmış, ne dedikodular! “Şekerim ne olacak bu memleketin hali? Akşam nerede yemektesiniz? Kim geliyor? Ay şekerim, bak bire on bahse varım, AKP kapanacak! Ben ne diyorsam o! Bak, al sana Osman’ı veriyorum. Öptüümm.”

Derken Osman bey dinlemeye alınan bayan Paksüt’ün telefonuyla konuşmalara katılıyor zaman zaman ve Anayasa Başkanvekilinin hukuk devleti kurallarını hiçe sayacak konuşmaları kayıt altına alınıyor.

 

Güçlü eşleri olan erkeklere tavsiyem, eşlerinizin yeteneklerini takdir edin ve onları yapmak istedikleri hususlar konusunda destekleyin. Göreceksiniz ki eşlerinizin size olan saygıları ve sevgilere katlanarak artacak.

Güçlü eşleri olan kadınlara tavsiyem, kocalarınızın kimliklerine bürünmeyin, kendiniz olun. Aksi takdirde, hem kendi başınıza hem de kocalarınızın başına olmadık işler açarsınız.

Okunma Sayısı: 127

Yazarın Diğer Yazıları

Göç Vakti; Turna Yarin Selam Saldı ‘Gel’ Dİye…

‘Sen Kürt değilsin lannn! Ben Kürt’üm! Ben!’ diye bağrıyor canım çocuğum, askerim, mehmetciğim, anasının kuzusu,...

2+2=5Diye Bilecek Kadar İzansız İnsanlar

Geçen hafta ‘Altıncı Söz’ü işledik… Sizlere Risale dersi vermek ne haddime! Sadece buradaki bir paragraftan...

Göç Vakti; Turna Yarin Selam Saldı ‘Gel’ Diye…

‘Sen Kürt değilsin lannn! Ben Kürt’üm! Ben!’ diye bağrıyor canım çocuğum, askerim, mehmetciğim, anasının kuzusu,...

Germeyelim Gerilmeyelim

Çatışmayı yönetmenin birkaç türü var. Bunlardan biri rekabet. Rekabet, karşıdakine kendi fikrini kabullendirme yöntemi. Kelime...

Yanmaya Hazır İbrahimler

Seçim günü sosyal medyada yazdıklarımı söyle bir gözden geçirip, yazı haline getirdim ki tarihe bir...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. admin dedi ki:

    Her kelimesine katıldığım güzel bir yazı. Eline sağlık Hazal.

  2. Hazal Seyitoğlu dedi ki:

    🙂 çok teşekkür ederim.

  3. yavuz kara dedi ki:

    hazal hanım güzel yazıyorsunda biraz daha kısa yazsan da hepsini okuyabilsem diyorum. biliyorsun zaman kısıtlı. başarılar, sevgiler.

  4. Hazal Seyitoğlu dedi ki:

    :))) aslında zaman uzayıp kısalan bir nesne değildir… Bu yüzden “zaman yönetimi” derslerini verenler bile önce zamanın yönetilemeyeceğini anlatırlar 🙂
    Önemli işleri belirleyip onlara öncelik vermek gerekir…
    Çok teşekkür ediyorum, zaman ayırdığın için…