Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Kader Ajanları

Murat SARIOĞLAN

06 Eylül 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

İleride bir anne, bir baba, bir eş olacağımızı düşünerek yaşayalım..anlık heves ve mutlulukla yaşadığımız hayatlar ; çelişkili ve rahatsız edici bir ‘geçmiş’ olarak bize geri dönecektir. Belki de keşke demeye bile fırsat bulamadan sessiz ve sakin bir şekilde hayatımız son bulacak. Bizim de geçeceğiz köprüleri varsayarak -davranışlarımızı sergileme vaktini çoktan geçsek de- ona göre bu düşünceyi bir an önce uygulamak için çaba sarf etmemiz gerekir.

Vakit; geçmiş ya da gelecek değil şimdi ve bu zamanda yapılan her eyleme odaklanma vaktidir. Geçmişe hayıflanmak yerine geçmişten ders çıkarmak; geleceğe kaygılanmak yerine gelecekle ilgili planlar yapmak rahatlatır insanı. Süreç boyunca durmadan yol alabiliyorsak eğer ve belli başlı düşünce sistemi içerisinde yaşamımızı daim ettirebiliyorsak sorunsuz; anı yaşayabiliyorsak mutlu mesut, bizim için zaman durmuştur artık. Herkesin geçtiği köprüden biz de geçeceğiz bilinciyle yaşamak belki de en manidar düşüncedir bizim için.

Saatin tiktakları gibi kurduğumuz hayatımızda saatin pili gibi bizim de hayatı devam ettirme yolunda kendi enerji kaygımızdan başka bir sıkıntı içerisine girmenin bir anlamı olmadığı kanaatindeyim. İster maddi ister manevi olsun bir şekilde bizi doyuracak birtakım olgulara sahipsek eğer kendimizi daha fazla yıpratmanın pek de mantığı yoktur bizim için. Düşüncelerimizle, bilgilerimizle, kendimize güvenişimizle, atmış olduğumuz her adım bizi mutlu edecektir. Çünkü bir prensip ve fikir doğrultusunda hayata yön vermenin rahatlığını yaşamak huzurlu bir zemin hazırlar insana.

Zaman zaman sanki sadece biz doğup büyüyüp gelişiyoruz gibi gelir bizlere. Sanki sadece biz gelişmiş biz yaşamışızdır her şeyi kendimizce. Bu yüzden herkesin bizim geçtiğimiz yerlerden geçtiğini umursamayıp büyüklerimizin bizlere verdiği onlarca yüzlerce, nasihati “o zamanlar farklıydı şimdi çok farklı” diye es geçebiliyoruz çoğu zaman. Faklı olan ne? Daha mı medeni bir yaşam arzuluyoruz? Amaç medeni olmak mı yoksa medeni yaşama fikriyle insan hayatını bir kaosa sürüklemek mi? Medeniyet, bizlere yutturulan saçma sabah yaşam sitillerimi yoksa gün geçtikçe aklı başına gelen insan profillerinin bizlere belletmek istediği tecrübeleri sayesinde bizim sahip olmamızı istedikleri hayat tarzları mı?

Bir müdür bir memur bir işçi ya da emekli bir vatandaş bir kardeş bir eş bir dost olarak bakmak gerekir biraz da hayata. Kendini başka başka insan profillerinin yerine koyarak düşünmek ve zalimce yargılamak..Varlığının -kendine düşen görevlerini yaptığın müddetçe- düşüncelerinin –başkalarının düşüncelerine saygı gösterdiğin süre boyunca- hayatının -geçmiş gelecek diye değil sadece bir ‘an’dan ibaret olduğunu düşündüğün sürece- kıymetini bilmektir işin özeti..

Suçluluk ve pişmanlık duygusu geçmişin izlerinde kaybolmaktır bir nevi. Bunun esiri olmamak için duyarlı olmak ve hayat çizgimizi bozmamak gerekir. Zaman içinde anlarız olan olayların bizde meydana getirmiş olduğu sonuçları. İş işten geçmişse eğer bir pişmanlık duygusu alır götürür bizi işte o saat akıllandığımızı sanırız ama insanoğlu olarak yaşadıklarımızdan ders çıkarma konusunda pek de başarılı değilizdir. O an gelir geçer ve silinir her şey. Belki de tabiatımızda vardır yanlış yapmak. Kader midir kısmet midir yaşanılan hayatlar bilmem ama bir filmde duymuş olduğum cümleyi hatırladım bir anda:

“…Özgür iradenin bir lütuf olduğunu bilen insanlar onun için savaşmadan onu kullanmayı asla bilemez. Bence başkanın asıl planı bu. Belki bir gün planı biz(kader ajanları) yazmayacağız; siz yazacaksınız! “

İleride bir anne, bir baba, bir eş olacağımızı düşünerek yaşayalım..anlık heves ve mutlulukla yaşadığımız hayatlar ; çelişkili ve rahatsız edici bir ‘geçmiş’ olarak bize geri dönecektir. Belki de keşke demeye bile fırsat bulamadan sessiz ve sakin bir şekilde hayatımız son bulacak.

Okunma Sayısı: 167
Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları

“Önce Vatan” Dedikleri Aşktı Onların Destanı..

Selam durdum şehidime… onbeşlik kınalı kuzuların önünde utandım bugün kendimden..Vatan uğruna bile bile ölüme gitmek...

Gökyüzü Mavi mi Hala Sence?

Bir zamanlar küçüktük..Hayır aklımız değil bedenimiz çocuksuydu..Kardan adam yapıp önünde fotoğraf çektirmekten aldığımız tadı özlüyorum.....

İnancın Prensibi

İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleri ve inançlarıdır der Albert Einstein. İnanç...

Kimlik Meselesi!

Kimlik meselesi. Adın, soyadın, uyruğun, doğum tarihin vb. her zaman yanımızda bulundurduğumuz o kimlik adı...

Bir Pazar Gününün Mateminde Buldum Yine Kendimi !

Bugün günlerden Pazar. Şu Pazar günlerinden muaf olmak istiyorum. Öğrenciliğimden bu yana hiç sevmemiştim zaten....