Tarih bazen öyle savaşlar yazar ki sonuçları sadece cephede değil, zihinlerde de hissedilir. İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan son savaş da bana göre böyle bir dönüm noktasıdır.
Savaşın başında birçok kişi İran’ın kısa sürede teslim olacağını düşünüyordu. Karşısında binlerce kilometre öteden gelen dünyanın en büyük askeri gücü ABD ve bölgenin en güçlü ordularından biri olan İsrail vardı. İran’a yönelik baskılar arttıkça arttı. Ancak savaşın sonunda beklenen tablo ortaya çıkmadı.
İran teslim olmadı.
İran diz çökmedi.
İran parçalanmadı.
İran’ın devlet yapısı ayakta kaldı.
Bana göre savaşın en önemli sonucu budur.
Çünkü savaşlarda bazen zafer, karşı tarafı tamamen yok etmek değil, bütün baskılara rağmen ayakta kalabilmektir. İran askeriyle, kurumlarıyla ve en önemlisi halkının direnciyle bu mücadeleden çıkmayı başardı.
Bu savaş aynı zamanda Ortadoğu’daki dengelerin değişmeye başladığını da gösterdi. Yıllardır dokunulmaz görülen güçlerin de zayıf noktaları olduğu ortaya çıktı. Bölgenin siyasi haritası değişmedi belki ama güç dengelerine bakış değişti.
Arap dünyası açısından da önemli dersler çıkarılması gereken bir süreç yaşandı. Uzun yıllardır dış güçlerin korumasına güvenen anlayışın artık sorgulanacağı yeni bir dönem başladı. Çünkü kriz anlarında her ülke önce kendi çıkarını düşünür.
İsrail açısından bakıldığında ise bu savaşın ardından daha dikkatli hareket edilmesi gereken yeni bir dönemin kapısı aralandı. Bölgede kalıcı güvenlik yalnızca askeri güçle değil, diplomasi ve istikrarla sağlanabilir. Aksi halde her yeni çatışma, bir öncekinin bıraktığı sorunları daha da büyütebilir.
Bu savaşın dikkat çeken yönlerinden biri de şudur: Dünyanın en büyük askeri gücü, binlerce kilometre öteden bölgeye gelmiş, en yakın müttefiki İsrail ile birlikte büyük bir baskı kurmuştur. Buna rağmen İran’ın teslim alınamaması, birçok askeri ve siyasi analistin yeniden değerlendirme yapmasına neden olmuştur.
Bugün bazıları savaşın kazananını tartışıyor.
Benim değerlendirmem nettir:
Eğer amaç İran’ı teslim almaksa olmadı.
Eğer amaç İran’ı bölgesel denklemden çıkarmaksa olmadı.
Eğer amaç İran’ın direncini kırmaksa olmadı.
Bu nedenle siyasi sonuçlar açısından bakıldığında İran’ın önemli bir dayanıklılık gösterdiğini ve bölgesel ağırlığını koruduğunu düşünüyorum.
Ortadoğu artık eski Ortadoğu değildir.
Dengeler değişmektedir.
Ezberler bozulmaktadır.
Ve dünya, İran’ın kolay lokma olmadığını bir kez daha görmüştür.
Bugün gelinen noktada bölgede yeni hesaplar yapılmaktadır. Bundan sonra hiçbir ülke İran’ı eski gözle değerlendiremeyecektir. Bu savaş, sadece silahların değil, iradenin de savaşı olmuştur.
Son söz olarak şunu söylemek isterim:
Savaşların gerçek kazananını tarih yazar. Ancak bugün görünen tablo, İran’ın bütün baskılara rağmen ayakta kaldığını, devlet yapısını koruduğunu ve bölgesel denklemde varlığını sürdürdüğünü göstermektedir.
Ortadoğu’da yeni bir dönem başlamıştır.
Ve bu yeni dönemde herkesin kabul etmek zorunda olduğu bir gerçek vardır:
İran’a diz çöktüremediler.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84
















