Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

İnşallah Maşallah, Sonumuz İyi Olur İnşallah!


17 Haziran 2008 00:03

Yorum Yapılmamış

Kapkaççılar, sahtekarlar, hırsızlar, yağmacılar, rüşvetçiler, tokatçılar, halk düşmanları, din simsarları…

Bütün bunlar ülkemizde cirit atıyor!

Hemen hemen hergün şehit haberleri geliyor. Siyasi gerginlikler ise bir başka alem. Ülke ekonomisi derseniz, berbat. Dış ve iç borçlar 500 milyar doları bulmuş, IMF’nin elinde oyuncak olmuşuz…

Eğitim faciası, sağlık faciası, açlık, fuhuş olayları gündemden düşmez hale geldi.

Akaryakıta gelen zamlar ve halen ülkenin çok iyi idare edildiğine inananlarla, iyi idare ettiklerini iddia edenler. Bir de işlerin iyi gitmediğini bildiği halde, sesini çıkarmayan, yaşanan tüm kepazeliklere “dur” demesini bilemeyen halk yığınları…

Rahmi Turan’ın bir fıkrası var:

Falcı, önündeki billur kaseye baktıktan sonra gözlerini müştesine dikmiş:

– Siz, demiş, kırk yaşına kadar çok ıstırap çekecek, üzüntülü ve parasız bir ömür süreceksiniz!

Adam bu sözler karşısında biraz üzülmüş. Kırk yaşından sonrası için ümitlenip, sormuş:

– Peki, ya kırkından sonra?

Falcı, küresine bir bakış daha fırlatmış ve sakin bir şekilde:

– Kırkından sonra da bu hayata alışmış olacaksınız!

Galiba yanıt burada. Yaşanan bütün çirkinlik ve olumsuzluklara, herhalde alıştık!..

Falcının fikirlerine, “katılmıyorum” diyecek olanlar, parmak kaldırsın diyeceğim ama, ortalıkta böyle birilerini göremiyorum.

Yunan mitolojisinde şöyle bir öykü var: “Şarap Tanrısı Diyonisos’un olayından sarhoş dönen Bilge Silenos ormanda bir ağacın altında sızıp kalınca, Frigya Kralı Midas yakalamış onu:

“- Söyle bana Silenos” demiş. “Bu dünyada istenecek en iyi şey nedir?”

Bilge Silenos cevap vermiş.

“- En iyisi dünyaya gelmemek!”

***

O kadar da değil, demenin zorluğun çekmeden “haydi oradan” diyenlerin seslerini duyar gibi oluyorum. Kişiliğim olarak, kimsenin içini karartmak istemiyorum ama, bakın, şu anne cinayetlerine, diğer vahşet sahneleri ile dolu terörizm belasının acılı gerçeğine…

Ya “egemenliğimize” ne demeli? Şu an “biz bağımsız bir ülkeyiz” diyebileniniz var mı? Eğer “var” diyenleriniz varsa, vallahi de billahi de onlar, Türkiye’mde yaşamıyorlar…

Neyse, biz de daha fazla serzenişte bulunup, birileri gibi “gerginlik” yaratabiliriz! İşte bu nedenle bazı şeyle ES geçerek, Rahmi Turan’ın sözleri ile yazımızı bitirelim:

“Fakirliği ona katladık,

Onlar yedi biz çatladık.

Güzel sözler boşa çıktı,

Sözüm ona çağ atladık”

Başımızda bela dedik,

Şaşı körden evla dedik,

Budalaca inanarak,

Hep gelenden kazık yedik!”

***

Daha ne diyelim; inşallah maşallah. Sonumuz iyi olur inşallah!!!

Okunma Sayısı: 106

Yazarın Diğer Yazıları

Başkan Adaylarını Açıklayın

Türkiye’de herhangi olağanüstü bir durum olmadığı takdirde (ki, bunu garanti etmek de mümkün değil ya!..)...

ATV’nin Nasıl Bir Ayrıcalığı Var?..

Geçtiğimiz günlerde bir kez daha yazdım, ama dayanamadık tekrar gündeme getirmekte yarar olduğunu düşündüm....

Fırsatçılara Fırsat Tanıyanlar!..

Malum önümüz Ramazan… 11 ayın sultanı, kutsal ay… Bu ayda dini duygularımız had safhaya yükselirken,...

Kim Durduracak Bunları?

Türkiye’de özellikle doğu ve güneydoğudan sonra, büyük kentlere sıçrayan, bombalama, patlatma ve orman yangınları ile...

Ha Tabanca… Ha Araba!…

Sabah haberlerini gazete başlıklarından okuyup, ilgi çekici olanların da spotlarını okuyan sunucu, bir haberin üzerinde...