Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

İlker Başbuğ Nerede Hata Yaptı?

BU GÜN PAZARTESİ
Yakup HALICI

09 Ocak 2012 00:01

Yorum Yapılmamış

Bildiğimiz gibi Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ “kağıt parçası” ve “buna askeriyede boru derler” cümleleri ile hafızalarda kaldı.Ve dediklerinin tam tersi çıkınca hafızalara daha da kazınmış oldu.
Bir an esas konumuzu bırakıp bir konuda hatırlatma yapalım.

Sonra Başbuğ meselesine dönelim.
Bir ülke devletleştiğinde yani yeni devlet kurulduğunda ya da devrim yapılıp rejimler değiştiğinde sistem dört ana ayak üzerine kurulur.Birincisi kapital,ikincisi askeriye,üçüncüsü bürokrasi,dördündüncüsü ise yargıdır.Diğer unsurlar mesela siyasi partiler, basın gibi unsurlar yan unsurlardır.Yani yardımcı unsurlardır.Her ne kadar toplumda siyasi partiler ana unsur gibi gözükse de aslında bu sistemin sivil halkla olan bağlantısını kurmak ve yürütmeyi meşrulaştırmaktan öte bir şey ifade etmez. Ve bir gerçek vardır ki bütün ülkelerde aynıdır. O da bütün kesimler yani asker,yargı ve bürokrasi ekonominin emrindedir ve onun (çoğunlukla) dolaylı yönlendirmesiyle hareket ederler. Veya şöyle de diyebiliriz, “kapital her zaman kendini güvence altında tutmak için sistemini kurar”.

Bu gelişmiş ülkelerde de böyledir.Gelişmiş ülkelerle gelişmemiş ülkeler arasında ki fark, toplumun aşağı –yukar bütün kesimlerinin sistemden payını alabilmiş olmasıdır.Yani toplumu meydana getiren (etnik gruplar,mezhepler, toplumsal sınıflar,vs.) unsurların sistemden hak ettikleri paylarını almaları ve hoşnut olmalarıdır.Demokratik toplumun bir başka ifadesi de budur.”Sistemden hak ettiği payı alabilmek”.
Hoşnut olmak, ülke gelirlerinden ve çıkarlarından eşit pay almak değildir. Katkıda bulunduğunun karşılığını alabilmesidir. Ve bir ülkenin,dolayısıyla(devletin değil) milletin bekası onu meydana getiren unsurların karşılıklı mutabakatının sağlandığı ölçüde mümkündür. Eğer o ülkede devlet toplumsal mutabakat sağlanmadan oluşturulmuş ise devlet ve onun kuruluş sistemi despot,otoriter ve oligarşik bir düzenden başka bir şey değildir. Devletler kurulduğunda toplum düzenini sağlamak için yani katarın yol güzergahı ve ivmesi sağlanana kadar bunlar uygulanabilir.Ancak sonra kapanın elinde kalırsa, o zaman ülke ülkelikten çıkar birilerinin sömürmek için üzerinde “kumpanya “kurulmuş bir toprak parçası haline gelir.

Bu tür devletlerin ve dolayısıyla sistemlerin uyguladıkları yöntemler hemen-hemen aynıdır. Önce bir kurtarıcı ihdas edilir, peygamber seviyesine çıkarılır.Bütün işler onun adına yapılır. Toplumun bütün kesimleri potansiyel suçludur.Gerektiği zaman düşman ilan edilip toplumun diğer unsurları ona düşman edilir.Gerekirse toplumun unsurları arasında çatışma çıkartılır.Amaç ülke içinde karışıklık çıkartılıp unsurları kontrol altına almaktır. Kimi zaman milliyeçi,kimi zaman dinci,kimi zaman ise siyasetin diğer ideolojilerine sahip çıkarak bir taşta iki kuş vurulur. Çünkü böylelikle hem palazlanan unsuru bertaraf etmiş olunur hem de onu sulandırarak itibarsızlaştırır. Mesela yürütmeyi milliyetçilere teslim ederek sosyalistlere saldırtır. Hem de iktidarda ona hata yaptırarak veya milliyetçilerin muhalefette iken karşı çıktığı işleri onlara gördürerek itibarsızlaştırır.

Gelelim sadede, İlker Başbuğ’la bunların ne alakası var?
Ne demiştik;Hiçbir ülke safiyane duygularla kurulup yönetilmez.Mutlaka hakim unsurları vardır. Daha ne demiştik; Toplumu meydana getiren unsurlar katkıda bulundukları ölçüde hak ettğini alabiliyorsa yani hayatlarından memnunlarsa orada demokrasi var demektir.Yoksa o ülke sömürdüğü toprak parçasından başka bir şey değildir.
Bir şey daha demiştik; Hakim unsurlar toplumu baskı altında tutmak için gerekli gördükleri zaman toplumu manipüle edip birbirlerine düşürürler. Şunları da söylemiştik; Askeriye kendi başına güç değildir.Onu dolaylı olarak yönetip,yönlendiren unsur hakim ekonomik güçlerdir.

Yani; İlker Başbuğ Genelkurmay Başkanlığından itibaren yaşamış olduğu bütün bu süreçlerden geçmek zorundaydı. Çünkü ona her ne pahasına olursa olsun mevzisini koruma emri verilmişti…Abuk-sabuk hareket etmek zorunda kalsa dahi…
———–
Daha iyi anlmanıza/anlatmama yardımcı olmak adına bir not: Geçen akşam Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu bir tv açık oturumunda Suriyenin “demokratikleşmesi!” konusunda müttefiklerine şu planı sunduklarını söyledi;”Önce Suriye orta sınıfını güçlendirerek Suriye’nin ekonomisini yönetir hale getirelim”.Devamı malum… Bağlı olarak bir soru.”Turgut Özal’ın yaptığı ne idi?”

Okunma Sayısı: 82
Kategori: Yakup HALICI

Yazarın Diğer Yazıları

Bisikletin Yolları

Bisikletimin Yolları (Başkan Güler’e hürmetlerimle) Ünye’m… Ünye’m… Güzel Ünye’m… Söyle bana bisiklet yolun ne zaman...

(Müdürüm) Sn. Ersin Avanoğlu’na Arzuhalimdir

Bendenizin Sn. Ersin Avanoğlu ile epeyi hukukumuz vardır. Geçmişi anlatmaya gerek yok. Yakından başlayalım. Bundan...

Kaligula’nın Esirleri…

Belgesel izlemesini çok severim. Gerçi, izlenecek başka da kanal kalmadı ya… Geçenlerde Roma imparatorluğunun üçüncü...

Başkan Hilmi Güler’in Sloganı

Efendim İletişim araçları gemi azıya aldı ya… Zannettiğimiz gibi toplumun bilgi düzeyi arttı ve yine...

Deprem Bir Kültürdür

60’lı yılların sonları idi… Önce toprağın derinliklerinden bir uğultu geldi. Hemen ardından eski konağı sanki...