Yazar Portal | Turkiye'nin Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

II. Kore Savaşı mı?


09 Haziran 2010 00:04

Yorum Yapılmamış

Bir süredir dünya gündemi Kuzey Kore’ye kilitlenmiş durumda. Her ne kadar ülkemiz gündemi çok daha farklı konularla işgal altında ise de Asya’nın en doğusunda müthiş bir güç mücadelesi yaşanıyor.

Biz Türkiye’de birbirimizi yerken, başta ABD, Çin ve Rusya olmak üzere büyük güçler de Doğu Asya’yı yemeye hazırlanıyorlar…

Hatırlarsınız 1945’lerin sonunda ABD ve o zamanki adıyla SSCB yani bugünkü Rusya arasında Kore’yi paylaşma savaşı veriliyordu.

Kore, liberal ve komünist hükümetler arasında gidip geliyordu.

Fakat Moskova ve Vaşington yönetimleri birbirlerine diş geçiremeyince Kore ikiye bölündü ve bölgeyi tarafsız hale getirerek iki ülke de askerlerini karşılıklı olarak çektiler.

Ancak oluşan boşluğu değerlendiren Çin yönetimi, Kore’ye müdahale ederek çok kısa bir sürede kendi ideolojine uygun bir yönetimle birlikte işgale başladı.

Bunun üzerine eski düşmanlar Rusya ve ABD kafa kafaya vererek Çin’i durdurmak ve bölgeyi kontrolleri altında tutmak için Birleşmiş Milletler (BM) kontrolünde müdahaleye imkân sağladılar.

İşte bunun neticesinde de tarihte okuduğumuz Kore Savaşı meydana geldi.

Hani Türk Birliği’nin Kunuri’de müttefiklerince yalnız bırakılarak yüzlerce kayıp vermesine sebep olup, 1953’te biten savaştan bahsediyorum.

* * *

Aradan yıllar geçmesine rağmen oluşan mevcut durum bozulmadı.

Ta ki, Çin’in Önce Hong Kong ardından Tayvan üzerine ve ardından da Orta Asya’ya yönelik yayılmacı emellerini iyiden iyiye belli etmesine kadar…

Bu nedenle Çin’in hem kontrolsüz nüfusu hem de hızla gelişen teknolojisini dizginlemek açısından ABD ve Rusya’nın bir oldu bitti ile kaybettikleri Kuzey Kore nüfuz alanını geri almak için düğmeye basmaları gerekti.
Bu nedenle Güney Kore’ye ait küçük bir savaş gemisi batırıldı.

Kuzey Kore istediği kadar biz vurmadık dese de BM uzmanları gemiyi Kuzey Kore denizaltısı batırdı diyor.
(Bu ısrarı Irak’ta kitle imha silahları aranırken de görmüştük.)

Bu ise zaten nükleer enerji ve füze teknolojisi nedeniyle ambargo altında bunalan Kuzey Kore’yi daha güç durumda bırakmış oluyor.

Diğer yandan Çin’in ise hammadde kaynakları açısından zengin Batı Türkistan’a açılması hâlâ bölgede çok ciddi bir askeri gücü olan Rusya ve Afganistan, Kırgızistan ve Pakistan’da üsleri bulunan ABD tarafından engelleniyor.
Kuzey’de Rusya ile savaşı göze alamayan ve Moğolistan’ın tampon bölge olarak kalması işine gelen Çin, tarih boyunca asla ele geçiremediği ABD ve İngiltere kontrolündeki Hint Çini’ne de inemiyor.

Bu durumda açılacağı tek yer kalıyor; Uzak Doğu!
Bunun da ilk adımını Hong Kong’la zaten atmıştı.

İkinci adım olarak Kuzey Kore’yi piyon olarak kullanarak zengin Güney Kore’nin ele geçirilmesi olarak plânlanıyor olabilir.

İşte ABD ve Rusya böylesi bir potansiyel işgal hareketine karşı, Çin’in gücünü ölçmek ve hatta aynı zamanda psikolojik bir ders vermek amacıyla “önleyici vuruş” tabir edilen bir yöntemle Çin harekete geçmeden Kuzey Kore piyonunu ortadan kaldırmayı plânlıyor olabilirler.

Bu önleyici vuruş ise “2’nci Kore Savaşı”na yol açacaktır…

Ama taşıdığı risk dolayısıyla aynı zamanda 3’ncü Dünya Savaşı’nın da fitilini ateşleyebilir…

Kısacası Uzak Asya’da ateşle oynanmaktadır.

Ama her ne olursa olsun böylesi bir savaşta kaybeden, kuzeyiyle-güneyiyle Kore halkı olacaktır.

Daha önce çıkan her iki dünya savaşı da Avrupa kökenlidir ve Almanya ile Fransa-İngiltere arasındaki dünyayı paylaşma hırsıyla çıkmıştı.

Her ikisinde toplam 100 milyona yakın insanın ölümüne neden olan bu savaşlardan sonra Avrupa bir daha yerinden kıpırdayamaz hale gelmiştir.

Artık kolay kolay bir dünya savaşı çıkaracak ne ekonomik, ne askeri ne de siyasi gücü kalmıştır…
Ancak Asya’da bütün bu faktörler mevcut olup, Sarı Deniz her an bir bilek güreşine gebedir.

Peki, biz ne mi yapacağız?
Onu da sizlere bırakıyorum…

Okunma Sayısı: 70

Yazarın Diğer Yazıları

Gel Vatandaş, Ajana Gel!

Bir süredir ülke gündemimizi ajan ve istihbarat haberleri işgal etmiş durumda. Gerçi boyalı, boyasız, yandaş, yanaş...

Amerika’yı Yeniden Keşfetmeye Gerek Var mı?

Genel olarak sonucundan emin olmadığınız ancak test ederek ikna olacağınız bir konu gündeme geldiğinde çoğunlukla...

Oy Kullanmayanların Şikâyet Hakkı Yoktur!

Elin gâvuru, Bulgaristan’da Türklerin kendi müftüsünü seçmesini yasaklamış. Yerine bir de eski KGB subayı adamı...

Doğu Türkistan’ı Unutmadık Değil mi?

Bir dostum “insan” kelimesi ‘unutmak’ kökünden gelmektedir demişti. Ben de koskoca büyük kâinat olan, yaratılmışların...

Alamut Kalesi ve Kandil Dağı

Sağ olsun dostlar ara ara eleştiriyorlar, dış politika yazmaktan pek iç konulara yönelmiyorsun diye. Doğrudur...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

Yukarı