Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

“Hipoksi Nedir?” Bilinçlenmek Zorundayız!


20 Aralık 2010 00:03

1 Yorum

Yeni doğan bebekler hastalıklarıyla dünyaya geliyorlar. Bebeksi bünyelerine rağmen, ameliyatlardan çıkmıyorlar ve buna dayanamayarak ölen  bebek sayısı günden güne artıyor. Kansere ve çaresiz hastalıklara çareler aranıp, kısmen de olsa çareler bulunurken, bunun nedeni neden bilinmiyor ve bu konu neden önemsenmiyor çok merak ediyorum.

Bugün bir arkadaşın bebeğinde kas gelişmesi sorunu olduğunu öğrendiğimde, bu yazıyı yazmak geldi aklıma. Üzülmeye vaktim bile olmadı, düşünmekten. Çocuğu sevmek için ellerini tuttuğumda, ellerindeki cansızlık o kadar belirgindi ki. “Bebeğin anne karnında oksijensiz kalması bunun nedeniymiş”, doktorlar öyle söylemişler. Birçok hastalığın galiba nedeni bu diye geçirdim, içimden. Çünkü, farklı bebek hastalıklarının çoğunda bu neden ortaya konuluyor.

Hipoksi; Oksijen yetersizliğidir. Dokularda oksijen yetersizliği olmasına denir. Ve dokulardaki bu yetersiz kalan oksijenin, bebeklerde meydana getirdiği kas zayıflığıyla kendini gösterir.

Doğuştan gelişemeyen kasları, geliştirebilmenin de çaresi olmadığını da bilinen bir gerçek. Sadece kas tedavi (fizyo-terapi) yöntemiyle bebeğin kaslarına masaj yaparak, uyuşmasını ve işlev görmesini sağlıyorlar. “0” yaş grubu kas gelişmesi olmayan çocuklar, kısa bir zaman sonra ölüyorlarmış. Bazılarında beyinde engeller ortaya çıkıyormuş. En fazla yaşayan 4-5 yaşına kadar hayatta kalabiliyormuş.  Lakin sonuç olarak ölüm oranı çok yüksek.

Uçurtmamı istiyorum

Gözlerimde tebessümle, ellerimde engelsizce.

Bilmediğim masallara gitmek

Görmediğim Heidi’yle koşmak

Sevmesem de Polyannacılık oynamak istiyorum.

Verin bana gökyüzünü

Dünya sizi olsun… “ A. GÜL

Ben doktor değilim! Hele ki, bu işlerin uzmanı hiç değilim! Ama bebeklerin anne karnında, neden bu hale geldiklerini anlamaya çalışıyorum. Bebek daha ana rahmine düşmeden, doktor kapılarını aşındıran anne ve baba adaylarının elektro dalgalarla, bedenlerindeki her hücreyi rahatsız etmelerine de akıl sır erdiremiyorum!

Anne karnında oksijensiz kalan çocukların, spastik engelli olmaları öylesine normal hale geldi ki, “kaderdir”, deyip geçiyoruz. Kas ve sinir sistemi rahimdeyken zedelenen bebeğin, tüm sistemlerindeki işleyişte, diğer bebeklere oranla çok düşük oluyor. Bunun öncesinde neler yapılabilir? Bunun araştırmalarına yapılıyor mu? “Bilmiyorum” ama, anne babaların verdiği mücadele inanılmaz derecede büyük. Doktorlara taş çıkaracak kadar araştırmalar yaparak, “çocuklarını 1 gün daha hayatta tutabilme mücadelesi” veriyorlar.

Yıllar sonra Amerika’da uygulanan bir yöntem, Türkiye’de de uygulanıyor. Bu uygulamanın adı, “Cool Cap” yani “baş soğutma” yöntemi. Tamamen riski ortadan kaldırmasa da, kısmı olarak engelleme oranı yüksek bir uygulama. Hiç yoktan iyidir, dedirtebiliyor insana. “Bu yöntem Hipoksik bebeklerde beyin hasarına engel olmasa da, yaşam fonksiyonlarının çalışabilmesini sağlamaktadır.” Yapılan bir araştırmaya göre, Rusya da doğan bebeklerde, hipoksi oranı çok düşükmüş. Rus annelerin doğum yaparken, soğuk suya doğum yaptıkları ve bebekler  soğuk suya girdiği için, beyinde hasara rastlanmamaktadır.  Ya da diğer milletlere göre daha az rastlanmaktadır.

Kardan adam yapmayalım!

Burnuna havuç takmayalım!

Gözlerine de kömür sokmayalım

şapkası da olmasın, süpürgesi de !”

(Kardan adam yapacağım

Burnuna ne istersem onu takacağım,

Gözlerini boyayarak, kartopları atacağım

şapkamı da ona vermeyceğim, başına karton takacağım

Süpürge yerine ona tekme atıp kaçacağım:))))” A. GÜL

Sağlıklı doğan bebekler de, bu uygulama yapılmamaktadır. Tam tersi, onların sıcak tutulması ve üşütülmemesi gerektiği de, doktorlarca söylenmektedir. Baş soğutma yöntemi, 36 hafta ve üzeri bebeklerde uygulanabiliyor. Erken doğan yani prematüre bebeklerde kalp sorunlarına, beyin kanamalarına neden olabiliyor.  “Vaktinde doğan hipoksi bebeklere, bu uygulamanın ilk 24 saatte yapılması gerekiyor.”

İşte tezatlardan biri de bu. Peki, bu yöntemin uygulanmadığı hastanelerde yâda, nasıl yapılması gerektiği bilinmeyen sağlık kurumlarında ne olacak? Bunun için devlet ne gibi tedbirler alabilir ya da almıştır? Köylerde yaşayan anne adayları ne yapsın!

Hipoksinin tek çaresi bilinçlenmekse eğer;

1. Aile planlamaları için yapılan seminerlerin, bu konuda da yapılması gerektiğine inanıyorum.

2“Anne sütü ile ilgili kampanyaların işe yaradığını gördük, neden bebeklerimizin zamanında hipoksi olmasını engellemek için kampanyalar yapılmıyor.” TV’ lerde kadın programları yerine, eskisi gibi ailelerimizi eğitecek programlara yer verilmiyor.

3. Lütfen! Bu çocuklarımızın engelini doğmadan, alacağımız tedbirlerimizle ortadan kaldıralım. Başkasının bebeği gözüyle değil, hepimizin bebeği gözüyle bakıp, bu çocukların yanında olalım. Sağlıklı ve akıllı çocuklarımız olmasıyla gurur duyarken, başıma her an aynı şeyin geleceğini düşünerek, bu insanların yanında olalım.

4. Özellikle, anne adaylarına ve doktorlara düşen görev çok büyük bu konuda. Anne adayları hamileyken geçirdikleri, düşme ve darba maruz kalma durumlarını doktorlarına bildirmelidirler.

5. Doktorlarında anne adaylarını, bu konuda uyarmaları gerektiği de ortadadır. Bu konuda anne adaylarının bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Yani bu olay başa gelmeden, tedbir almak gerekiyor. Çünkü yıllardır, bununla savaşan ailelerin neler çektiğini gözlemlediğimde, başvurmadıkları yöntem kalmamış, ama ümitleri hiçbir zaman bitmemiş.

“Hipoksi‘ye hayır diyemiyoruz” elimizde değil ama, “Hipoksi olmadan bilinçlenmeye evet diyebiliriz ….”

Okunma Sayısı: 153
Kategori: Aysun GÜL

Yazarın Diğer Yazıları

Kalbin Keşfindeki Mucizevi İlaç: Nefis Terbiyesi

Allah ve onun dostlarıyla arasında öylesine mutmain bir ilişki vardı ki aklın şahadeti ve teslimiyeti...

İçin İçin İçimizi Kemiren Hatalarımız

Kendi hata ve yanlışlarımızı kabul etmeden yaşadığımız hayatın bir gün bütün kapılarını kapayacağını tahmin edemeyiz....

Dağ Eşkiyalığından Meclis Eşkiyalığına!

TBMM meclisinin kuruluş aşamalarının öncesi ve sonrasında neler yaşandığını, Kurtuluş savaşı tarihi yılları itibariyle hepimiz...

İnternet Sohbetleri Veba Gibi Sardı Toplumu

Sosyal yaşamın gözü kulağı olan aklımızın bizlere yetmediği zamanlar da olabiliyor. Yetin(e)mediğimiz beyin hücrelerimizde gişe...

Güneşin Saçlarına Yakamoz Değdi

Gün sezişleri İçgüdülerin ardından kalbe süzülen anların içtenliğinde. Sevgilinin gözlerine serilen bakışların güne saydırılan sarı...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Hasret Tosun dedi ki:

    Değindiğin konu önemli.
    Ellerine sağlık..