Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Haberal ve Balbay’la İlgili Küpe Olacak Notlar… (I)


24 Aralık 2011 00:01

Yorum Yapılmamış

Olası bir darbenin müstakbel Başbakan adayı Mehmet Haberal, rahmetli Bülent Ecevit’in hastalığında yatırıldığı Başkent Hastanesi’nin sahibi. 2002 yılını bir hatırlayın. Hürriyet’te Emin Çölaşan, Ecevit’in aylarca yıkanmadığını, çok pis koktuğunu

ve aklının başında olmadığını anlatıyordu köşesinde. Ve Haberal ile Çölaşan özel kankiydiler. Başhekim Mehmet Haberal ABD’de CIA bursuyla okuduğu iddia ediliyordu.
*****
Ve o günlerde kamuoyunda şunlar tartışılmaya başlandı. Ecevit’e, Başbakanlık yapamaz raporu ve-rilecek ve yeni hükümet senar-yoları devreye sokulacaktı. Senar-yoların konuşulduğu gün Rahşan Ecevit tarihi bir karara veriyor ve Bülent Ecevit’i hastaneden çıkarı-lıyor ve tedavisi özel doktorlar tarafından evinde yapılıyordu.
*****

“Ayağa kalkamaz, başbakanlık yapamaz, öldü ölecek” denilerek estirilen hava bozuluyordu. Ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, planlanan senar-yoyu bozmak için ülkeyi erken seçime götüren tarihi açıklamayı yapıyordu. Ve en önemlisi Başkent Hastanesi’nden evine götürülen ve evinde tedavisi sürdürülen Bülent Ecevit göreve dönüyor ve 7 ay daha başbakanlık yapıyordu. Öldü ölecek denilen Ecevit, 4.5 yıl daha yaşıyordu.Haberal’ın avukatları ise yaptıkları açıklamada, tedaviyi sanki Haberal yapmış gibi anlatı-yorlardı. Hey gidi günler hey… 10 yıl bile geçmeden toplumun hafızasının unuttuğunu zannediyorlardı.
******

Ve planlanan tüm senaryolar bozuluyor ve birilerinin kurmak istediği hükümet senaryoları çöküyor ve 2002 yılında AK Parti iktidara geliyordu. Ve o tarihten itibarende darbe girişimleri ve darbe senaryoları sahneye konuluyordu.
*****
Bugün CHP’nin milletvekili adayı yaptığı ve Zonguldak’tan milletvekili seçilen Ergenekon sanığı Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay için yürütülen ‘serbest bırakılsın’ kampanyaları devam ediyor.
*****
Eski CHP’ye yakışan ama Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sine nasıl yamandığı belli olmayan Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay ile ilgili iki özel notu paylaşmak istiyorum.
Hani kendisine solcu diyen, hatta daha ileri gideyim sosyalist, devrimci diyenlerin kulaklarına belki küpe olur Haberal ve Balbay ile ilgili anlatacaklarım.

Bulut’a neden sütlü
kahve içirdiler?

12 Eylül öncesinde öldürülen Doç. Dr. Necdet Bulut ve Haberal ilişkisini anlatayım.  Bulut’un eşi Neşe Erdilek Bulut saldırıyı ve ameliyatı, Haberal ilişkisini şöyle anlatıyor:

"Eşim Necdet Bulut ağır, ben ve oğlumuz daha hafif yaralar aldık. Derhal hastaneye kaldırılan ve müdahale edilen Bulut'un kurşun ile parçalanan sol böbreği alındı. Ertesi günü oldukça iyi geçiren Necdet'in 28 Kasım sabahı ateşinin yükseldiği gözlendi.

Ben, Ankara ile yaptığım görüşmelerde bu ateş yükselmesinden ve karın bölgesinde peritonit (karın, bağırsak yaralanmalarında görülebilen ve ölümcül sonuçları olan karın zarı iltihabı) başladığından şüphelendiğimi anlatınca, hemen daha kapsamlı bir müdahale yapılması için ilişkilere geçildi.

Trabzon'daki hastane koşullarında müdahale yapılıp yapılamayacağı ve daha uzman doktorların müdahale etmesinde yarar olacağı düşünülerek, Ankara'da çeşitli çevrelerin çabaları ile hızla Hacettepe Üniversitesi'nde böbrek nakli ameliyatları ile ünlü Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın müdahale etmesi için ilişkiler kurulmuş.


28 Kasım 1978 günü saat 12.00 civarında THY uçağı ile Prof. Dr. Mehmet Haberal, genel cerrah Prof. Dr. Nevzat Bilgin ve adını hatırlayamadığım bir anestezi uzmanı profesör geldiler.
Aynı sırada Genelkurmay Başkanlığı ile kurulan ilişki sonucunda Ankara'ya nakil için bir askeri Herkül nakliye uçağı da Trabzon'a geldi.

Trabzon'da yapılan konsültasyon sonucunda hekimler tarafından, ilk müdahale ameliyatının başarılı olduğu, ancak ameliyat sırasında henüz delinmemiş ama zedelendiği için daha sonra delinebilecek bağırsaklardan birinin delinmiş olabileceği ve peritonit'e yol açabileceği söylendi.

Daha gelişkin hastane koşullarında müdahale ve bakımın yarar sağlayacağı söylenerek Ankara Hacettepe Hastane'sine nakledilmesine karar verdiler. Bu amaç ile gelen üç hekim, eşim Necdet Bulut, oğlum ve ben Askeri uçak ile Ankara'ya doğru yola çıktık.

Yolda pilotlar hekimlere sütlü kahve ikram ettiler. Bana da ikram ettiklerinde eşimin yanında idim ve iki gündür yaralanma nedeni ile hiç sıvı almayan eşimin yanında kahve içmek istemedim.

Doktorlar, 'Bir mahsuru yok, eşiniz de içebilir' dediler. Bir genel cerrah kızı olarak karın ameliyatlarında hele de bağırsak delinmesi şüphesi olan bir durumda, ağızdan likit verilmeyeceğini bildiğimden, bu tavırdan şüphe ettim.
Bana ısrarla bir şey olmayacağını söylediklerinde ise 'Nasıl olsa hemen hastanede müdahale edecekler, herhalde moral için içmesinde bir sakınca görmüyorlar' diye düşündüm ve eşim büyük bir keyifle sütlü kahveyi içti.

Esenboğa Askeri Havaalanı'na indiğimizde bizi bekleyen ambulans ile doğruca Hacettepe Hastane'sine gittik. Saat 18.00 civarında ulaştığımız Hacettepe Hastahanesi'nde eşim ameliyata ertesi gün (29 Kasım 1978) saat 18.00 den sonra alındı. 'Ne zaman alınacak?' diye tüm sorularımız ve müdahalelerimiz 'Tansiyonu düzensiz, tahliller yapılıyor bitince hemen alacağız, v.b.' gibi gerekçelerle geçiştirildi. Ameliyathaneye giren başhemşire arkadaşımız, karın açıldığında ortalığı kesif bir kokunun sardığını ve karında iltihabın tamamen yayıldığını görmüş, çıktığında ağlayarak arkadaşlarımıza 'Necdet'i kaybettik' demiş.

8 Aralık 1978 tarihinde vefatına kadar eşim, bilinci yerinde olarak, ancak gün gün midesi, ciğerleri, böbrekleri iflas ederek, makinelere bağlı acı çekerek    tükendi.”
*****
Haberal’ın avukatları bu iddia-lar üzerinde yaptıkları açıklamada, iddiaların yalan olduğu belirtilerek, 12 Eylül döneminde aydınlar dilekçesini nasıl imza koyduğunu, kendisine nasıl profesörlük verilmediği, babasının nasıl iyi bir CHP’li olduğu, Ecevit ailesinin kendisine uygulanan tedaviden dolayı nasıl teşekkür ettiği ifade ediliyor.

Okunma Sayısı: 104
Kategori: Ali TARAKÇI

Yazarın Diğer Yazıları

“Dünyanın en Devrimci ülkelerinden Birisi Olan Türkiye” En Devrimci Evladını mı Yedi?

Türkiye’de yapılanlara devrim ve bu devrimin liderinin de Erdoğan olduğunu söyleyen Berat Albayrak’ı bizzat devrimin...

Devletten Birazcık Akıl ve İzan Beklemek Nafile Bir Çaba mı?

Devletten birazcık akıl ve izan beklemek nafile bir çaba mı?’ Yüzsüz oyunu İtalya’yı anlatıyor, devletimiz...

Erdoğan Giderse Ne Olur?

Erdoğan giderse Türkiye Suriye’den çekilir. Erdoğan giderse FETÖ yeniden devlet olur. Erdoğan giderse APO affedilir,...

HDP’ye Kobani Operasyonları; Geçmişle ‘Hesaplaşma’ Vakti!

Neden böylesine bir dönemde HDP eski ve yeni yöneticilerine operasyon yapıldı? Kobani olayları nedeniyle yapılan...

CHP’Deki Bu Tartışma Kime Yarar? Vatandaş Kendi Derdine Yanar…

Vatandaşın tüketici kredisi ve kredi kartı borçları toplam 720 milyara yükselmiş. Açlık sınırı 2 bin...