Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Gelecek Eğtimi

SİVİL EĞİTİM
Ercan HARMANCI

31 Ekim 2011 00:01

Yorum Yapılmamış

İnsan üç zaman diliminde yaşar. Geçmiş, şimdi ve gelecek… Tüm zaman dilimleri önemlidir. Gelecek daha önemlidir. İnsanların tüm beklentileri gelecektedir. İnsanının tüm çabası da gelecek içindir. Gelecek, kimi için birkaç dakika ya da birkaç saat sonradır. Gelecek, kimi için beklenen birkaç gün birkaç ay belki de birkaç yıldır. Kimi için kazanılacak bir sınav; girilecek bir iş ya da beklenilen emekliliktir. Oysa gelecek ölümden sonrasıdır.

Gelecek, mutlak ve değişmeyecek olanı beklemektir. Gelecek, korkusu olmayan insan anın tadını çıkarmayı düşünecektir. Anın tadını çıkarmayı en çok isteyenlerde gençlerdir. Gençlerin değerlerlerimizden soyutlanmış halde olmalarının altında yanlış gelecek telkinleri yatmaktadır. Gelecek, tanımı herkes için göreceli olunca değerler de göreceli hale geliyor. İnsanlar belirledikleri geleceğe ulaşmak içinde yapmamaları gereken birçok eylemi geleceğe ulaştırması adına meşru hale getiriliyor. Sınavda kopya çeken öğrenci ya da işe girmek için rüşvet veren kişi de tüm bunların yanlış olduğunu bildiği halde yapmaktadır.

İnsanlar diğer insanlara karşı kendilerini savunurken de “ben bunu senin geleceğin için yaptım ya da istiyorum” demektedir. Doğru bir gelecek tanımıyla gayeye ulaşmanın mutluluğunu yaşarsınız. Yanlış bir gelecek tanımıyla da sürekli belirlediğiniz hedeflerin stresiyle yaşarsınız. Bir hedefe ulaşmanın stresi bir başka hedef belirlemekle telafi edilmeye çalışılmaktadır.

Geleceği kurtarmak ya da gelecek için çalışmak. Sınavı kazanan bir gence geleceğini kurtaracağı telkini yapılmaktadır. Gençlerimizin hayatından çıkarmamız gereken sınavın her şey olduğu ve sınavın geleceğe endekslenmesidir. Gelecek hakkında insanlar birbirlerine sürekli bilmedikleri vaatler vermektedirler. Öğretmenler doğruluğuna kendi bile inanmadığı soruyu çözerlerse geleceklerini kurtaracaklarına dair öğrencileriyle bahse girmektedir. Toplumda hurafe haline gelen bir cümle var “Matematiği başar geleceğin kurtuldu.”denilmektedir. Geleceğin matematiğe bağlı… Oysa kurtulanlar ya da kurtulamayanların açıklanması ötelerdedir.

Gelecek, birilerinin ki bazen anne baba bazen öğretmenler ya da devlet büyüklerinin bize ulaşmamış için sürekli telkinde bulunduğu zaman değildir. Gelecek sizin göremediğinizdir. Görmeye hiçbir beşerin gücünün yetmediği noktadır. Gelecek, Rahmanı hatırlamaktır. Oysa insanlar birilerinin belirlediği geleceğe ve o geleceğin kendilerine sağlayacaklarını sandıkları şeyler yüzünden sürekli Rahmanı unutmaktadırlar.

Gelecek, beklenilen bir belirsizlik değildir. Gelecek gelmesi mutlak ve değişmez olandır. Gelecek, yaşadığımız dünyanın tek gerçek olmadığının farkına varmaktır. Gelecek, planlaması yapılan okullar gençlerin geleceklerini karartmaktadır. Zorunlu eğitim kavramı eğitim kavramının tanımıyla bir paradoks oluşturmaktadır. Hiçbir birey diğer bireyi reşit olduktan sonra öğretime zorlayamaz. Bu zorlamayı devlet de olsa yapamaz. Öğretime zorlanmadığı kadar eğitime zorlanmalıdır. Okullarda süreç tam tersi şeklinde işlemektedir öğretim için eğitim paranteze alınmaktadır.

Çocukken elmalı şeker ya da pamuk şekerle kandırılanlar büyüyünce gelecekle korkutulmaktadır. Gelecek, sahip olunması gereken iştir; yapılması gereken ise sınavı kazanmaktır. Gençlerden anne babalar da okul da bunun ötesini beklememektedir.

Bizi geleceğe taşıyacak olan sahip olacağımız değerlerdir. Değerler dünyası boş küme olanlar için tek düşünülen anın tadını çıkarmaktır. Milli eğitim müfredatıyla gençlerimizi geleceğe değil ancak yarına hazırlayabiliriz. Aileler iş yükü ve modern yaşamın kişiyi yabancılaştırması ve ötekileştirmesi sonucu değerler dünyasını sadece belli günler ya da haftalarda hatırlar hale gelmiştir. Formel olan ve bilim eksenli bir müfredatta da değerlere yer verilmesi mümkün değildir.

Her geçen gün gençlerden şikâyetçi olan insanlar çığ gibi büyümektedir. Gençler bu hale nasıl geldi? Bu sorunun tek cevabı var onları ailede ebeveynler; okulda eğitimciler bu hale getirdi. Gençler için kurumların yaptıkları en iyi şey vizyonlarını artırmak için sosyal aktiviteler yapmaktır. Ya laiklikten vazgeçip gençlerimize sahip çıkacağız ya da laikliğe sahip çıkıp gençlerden vazgeçeceğiz.

Laikliğin tek işlevi vardır bireyleri ve kurumları ilahi olandan soyutlamak. Tüm Avrupa ülkeleri bizim inancımıza sahip olmadığımız kadar inançlarına sahiptirler. Ya da hiçbir Avrupalı İncil okuyana korku ile bakmaz hatta takdir eder. Bu yazıyı okuyanlar bile iki kere düşünecektir ve kendi kendilerine “bu, ne yapmaya çalışıyor?” diyeceklerdir. Yapmaya çalıştığım tek şey gençlerinize elinizden geldiği kadar Kur’an ile tanışmalarını sağlamanızdır.

Gelecek ne bilmem hangi üniversitenin kapılarında başlar ne de bilmem hangi meslek için alınan ilk maaş ile başlar. Bir okul için yaptığınız telkinleri Kur’an ile tanışmaları için yapmış olsaydık zaten onlara “ders çalış” demeyecektiniz. Gençleri ne zaman kandırmaktan vazgeçersek gençler bizi dinlemeye başlayacaktır. Gençleri ne zaman karşı karşıya kalacakları gelecek için çalışmaları gerektiği için yönlendirirsek işte o zaman gençler bizim geleceğimiz için sigorta olacaktır. Sonu belli olmayan işler için paralar ödeyip onları sigortalamaktan çok onlara bir gelecek verip kendi geleceğinizi sigortalamaya çalışın. Bizim inancımıza göre hayırlı bir evlat bırakan insan kendini Allah’a sigortalatmıştır.

İnformel eğitim için gelecek, yapmanız gerekirken yapmadıklarınız; yapmamanız gerekirken yaptıklarınızın karşılığının sorulacağı gündür. Ve o gün mutlaka gelecektir. Gerçekten öte dünyada bir cehennem olmadığına inanıyorsanız burada istemediğiniz her şey sizin için bir cehennem olacaktır. Öte dünyada bir cennet olduğuna inanmıyorsanız yapacağınız en iyi şey de burada kendinize bir cennet kurmak olacaktır. O cennet ise sizin geleceğiniz olacak.

Gelecek ya cennettir ya da cehennem ötesi yoktur. Ve bu dünyada hayalini kurduğunuz ve olmasını ısrarla istediğiniz cennet değildir. Ya da bu dünyada olmasından tir tir korktuğunuz da asla cehennem değildir.

Gençler okula giderek yarın için bir şeyler yapabilirsiniz. Yarın için geleceğinizi tehlikeye atmayın… Yarınınız için okula; geleceğiniz için Allah’ın kitabına sımsıkı sarılın… Yarınlar için gelecekten habersiz yetiştirdiğiniz çocukların yarını olabilir ama geleceği olmayan yarınlardan birlikte hesaba çekileceğiz.

Söylediklerim laikliğe demokrasiye hatta bilime ters söylemler olabilir. Kimin umurunda laiklik demokrasi ya da bilim… Ben geleceğimi kurtarmak için gençleri yoldan çıkarma suçuna razıyım… Gelmesini beklediğiniz gün size laiklikten, demokrasiden ve de bilimden sorulacağına inanıyorsanız siz yarınlarınız için çalışın… Gelir mi gelmez mi o beklediğiniz üzerine hayaller kurduğunuz yarın bilmiyorum ama hepimizin toplanacağı o gün gelecek… Tek gerçek var gelecek…

Rabbim, nefsime, ehlime, sevdiklerime ve de gençlere geleceğinden hiç şüphe olmayan gelecek için çalışmayı ve hazırlanmayı sevdir…

Bilgi Aktivasyon Uzmanı

Ercan Harmancı

ercanharmanci@hotmail.com

Okunma Sayısı: 185
Kategori: Ercan HARMANCI

Yazarın Diğer Yazıları

MEB’te Koltuklar Değişiyor mu(!)

Selamı kelama bağlarken bu yazının başlığı ne olsun derken buldum… Evet, bu yazımın başlığı “MEB’te...

Demokrasi Out… Cinsiyet Ayrımcılığı In…

Cinsiyet Ayrımcılığı Sorunuza Mr Papa Cevap Verecek… Din İşleri Başkanlığı bu konuda en ağır vebali...

Kıl Korsanları Kul Avında (!)

Selamı kelama bağlarken “Bir saç telinin görülmesiyle iman ölçülür mü?” diye sormuş olayım… İnsanlar inandıkları...

28 Şubat Edebiyatı (!)

Selamı kelama bağlarken  “Şubat ayının sonuna geldik mi?” diye sormak istedim. Durup dururken mi demeyin!...

Okuma Alışkanlığı Sendromu (!)

Okumak eylemi, tüm eylemlerden önceliklidir. Okuma eyleminin önceliği kutsal bir emir olmasındandır. Her şeyi yoktan...