Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Gazetecilerin En Kıyağı: Ayhan Kıyak

ŞAFAK ÖTESİ
M.Nihat MALKOÇ

16 Mart 2011 00:01

Yorum Yapılmamış

Dünyanın en zor yazılarıdır ölen bir dostun ardından kâğıda dökülenler… Hep zor gelmiştir bana bu tür yazıları kaleme almak… İnsan ne diyeceğini bilemiyor. Eli ayağı birbirine dolanıyor. Ölen kişi sizin on beş yıllık dostunuz ve ağabeyinizse işin zorluğu katlanıyor üstelik… Zor ama hakikat… Ölüme çare bulan yiğit çıkmadı daha; çıkmayacak da.

“Her can ölümü tadıcıdır” ilâhi fermanı işliyor durmadan… Kıyamete kadar da işleyecektir. İslâm’ın ilk halifesi büyük insan Hz.Ebubekir’e ölümü ne kadar yakın hissettiğini soruyorlar. O da şu ibretli cevabı veriyor: “Nefesimi verdim mi alamayacak kadar, aldım mı veremeyecek kadar yakın bilirim!” Bunu sizler de bir düşündünüz mü?

Her gün belediye hoparlörlerinden ölüm ilanları duyarız da yine de ölümü kendimize yakıştıramayız. Kendimizi en sona bırakırız bu hususta. Hatta sıraya bile koymaya kıyamayız kendimizi. O, kendisinden kaçtığımız ölüm elbet bir gün bizi de yakalayacaktır.

Ölümü hatırlatan ne varsa dışlıyoruz hayatımızdan. Mezarlıkları şehrin en uzağına kuruyoruz görüp de moralimiz bozulmasın diye. Eskiden hemen her caminin önünde bir mezarlık bulunurdu. Cemaat bu kabirlere bakarak kendi sonunun muhasebesini yapardı. Modern şehirlerde mezarlıklara yer yok. Hatta ölümü hatırlatacak hiçbir şey olmamalı etrafımızda!… Oysa biz ölümü unutsak da o bizi asla unutmuyor.

Aslında ölümden korkan ve kaçan, bin kere ölür ömrü boyunca. Akıllı insan ölümden korkmaz; bu ilâhî sonu kabullenir ve ona gereğince hazırlanır. Hem atalarımız ne güzel söylemiş “Korkunun ecele faydası yok” diye. Ölüme karamsar bakmayalım. Çünkü ölüm yok oluş değil, sonsuz bir ahiret hayatının ilk basamağıdır. Ölüm sevgililer sevgilisinin diyarına göç eylemektir. Üstat Necip Fazıl, ölümün güzelliğini bakın nasıl dile getiriyor:

“ Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?”

Muhterem insan Ayhan Kıyak ağabeyi 09 Kasım 2004 Salı günü kaybettik. Bir yıldan beri kanser tedavisi görüyordu. Fakat belli bir süre bu kötü hastalıkla kerhen de olsa dost yaşamasını bildi. Fakat bundan dört ay evvel kendisini gazetede gördüğümde tanıyamamıştım. Bir insan bu kadar kısa zaman içerisinde nasıl bu kadar değişebilirdi. Onun bu hâli hayatın ne kadar değişken ve bir anlamda boş bir meşgale olduğunu hatırlattı bana.

Ayhan abi Trabzon basınının duayenlerindendi. Hayatının 45 yılını gazeteciliğe adayan Kıyak (63), 1959 yılında başladığı gazetecilik hayatı boyunca Sabah, Hayatspor ve Türkspor gazetelerinde ve Anadolu Ajansı’nda çalıştı. Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde bir süre başkanlık yapan Kıyak, 2002 yılından bu yana Hizmet Gazetesi’ni çıkarmaya başlamıştı. Ayhan Kıyak, evli ve 3 çocuk babasıydı. Çocuklarına ve eşine değer veren iyi bir aile reisiydi.

Onunla bundan on dört yıl evvel tanışmıştım. O zaman Karadeniz Teknik Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü’nde öğrenciydim. İçimde büyük bir yazma tutkusu vardı. Her gün kâğıtlara bir şeyler karalayıp duruyordum. Fakat bunları paylaşacağım bir vasıtaya ihtiyacım vardı. Bu gayeyle Türksesi Gazetesi’nin kapısını çaldım. Bu onunla ilk karşılaşmamızdı. Yirmi yaşlarında toy bir insandım o zaman. Beni çok büyük bir ilgiyle karşılamıştı. Gazetesinde yazmak istediğimi söylediğimde gözleri parlamıştı. Benim gibi genç insanların kahve köşelerinde, sokaklarda boş boş dolaştıklarını görerek içinin sızladığını, kendisine ilettiğim yazma teklifini sevinçle karşıladığını belirtmişti.

O zamanlar Türksesi tipo baskıyla çıkıyordu. Yanı elle diziliyordu harfler… Bu zor şartlar altında gazeteyi aksatmadan çıkarıyordu. Her yazı getirişimde uzun uzun sohbetler ederdim kendisiyle. Küçükle küçük, büyükle büyük olurdu. Herkese seviyesine göre konuşurdu. Sohbeti hoştu. İnsan canlısıydı. Yapabileceği hiçbir işe hayır demezdi. Bir ara siyasetin içine de girdi. DYP Trabzon İl Başkan Yardımcısı oldu. Fakat emirle hareket etmeyi sevmediği için, dosdoğru bir insan olduğu için bu alanda fazla ileri gidemedi. Siyasette fazla derinleşemeden parti yöneticiliği makamını terk etti. Anadolu Basın Birliği Genel Başkanlığı ve Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Bu kurumun Trabzon Başkanlığını da sürdürdü. Kısa bir süre olsa da Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı yaptı.

Trabzon’da basın denince onun adı hep ilk sıralarda anılırdı. Çünkü hayatı basın içerisinde geçti. Gazetecilik onun için bir yaşam biçimiydi. Fakat basının nimetlerinden pek yararlanamadı. Hep külfetleriyle hemhâl oldu. Gazetecilikten zengin olmayı düşünmedi hiçbir zaman… İsteseydi çok daha farklı yerlerde olurdu. Hep kendi dünyasında, ilkeleriyle tutarlı bir hayatı tercih etti. Sigaraya aşırı bir düşkünlüğü vardı. Sigarayı bırakmayı aklının ucundan bile geçiremezdi. Aç durabilirdi ama sigara içmeden asla!….

Türksesi Gazetesi’ni Erol Üzen’e bırakıp ayrıldıktan sonra ilk göz ağrılarından biri olan Hizmet Gazetesi’ni çıkarmaya başladı. Fakat haftalık çıkıyordu Hizmet… Onun en büyük emeli Hizmet’i günlük çıkarmaktı. Fakat geçirdiği o kâbus hastalık buna izin vermedi. O ölünce, oğulları Serkan ve Aykan, babalarının bu arzusunu gerçekleştirdiler.

Tam on dört yıldan beri iç içe yaşadık Ayhan ağabeyle… Beni de ailenin bir ferdi gibi görerek hep sıcak davrandı. Oğulları Serkan, Aykan, kızı Özlem, sevgili eşi emekli öğretmen Kadriye Hanım çok samimi ve içten insanlar… Kızını çok sevdiği için matbaasının adını da Özlem Matbaası koymuştu. Eşine karşı çok hürmetkârdı. Gazetede sürekli eşine rastlardım. Bir an olsun ayrı kalmaya tahammül edemezlerdi. Oğullarını canı gibi severdi. Bakmaya bile kıyamazdı. Fakat Cahit Sıtkı Tarancı’nın dediği gibi:

“N’eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.”

O henüz genç sayılabilecek bir yaşta, 63 yaşında aramızdan ayrıldı. Peygamber Efendimiz de 63 yaşında ölmüştü. Onun için 63 yaşına “Peygamber Yaşı” denir İslâm inancında… Yani Ayhan abi Peygamber yaşını idrak ettiği bir dönemde göçüp gitti. Ölüm haberini gazeteden öğrendim… Bu yüzden mahşeri bir kalabalığın cem olduğu cenaze namazına iştirak edemedim. Hakkını helâl eyle Ayhan abi… Ruhun şad olsun güzel insan…

Okunma Sayısı: 80
Kategori: M.Nihat MALKOÇ

Yazarın Diğer Yazıları

Köprübaşılı Bir Bilge Adam

Köprübaşı’nın yetiştirmiş olduğu saygın ve bilge kişilerden biriydi Aslan Aksoy… O, ömrünü Köprübaşı için,  Köprübaşı’nda...

Ümmetin Avukatı

Bu dünyadan, ardında hoş bir seda bırakarak bir Ahmet Kekeç geçti. “Haksızlık karşısında susan dilsiz...

Trabzon Sevgisi

Trabzon’un tarihi, kültürü, edebiyatı, basını, diyaneti ve eğitim dünyası deyince akla gelen isimlerin başında hep...

Gerçek Bir Dost

Farsçadan dilimize geçen “dost” kelimesi sıcaklık ve samimiyet demektir. Dost demek şahsî menfaatleri yürekten kapı...

O Bir Vefa Abidesiydi

Tavır ve davranışlarıyla adeta canlı bir vefa abidesi olduğunu gösteren Hüseyin Albayrak, son kitaplarından biri...