Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Fakülte İnşaatı Durdu mu?


26 Eylül 2007 00:03

Yorum Yapılmamış

Duyarsızlığımız bir kez daha ortaya çıktı işte…

Ne yaparsak yapalım, bir türlü üzerimize serpilmiş olan ölü toprağını atıp da, altından kalkamıyoruz.

Her yaşadığımız haksızlık karşısında, sadece bir iki cılız ses çıkıyor, ondan sonra ise herşey aslına dönüyor.

Bandırmalı olarak, ağzımızdan lokma alınıyor, cebimizden paralar gidiyor, ardından melül melül bakıp “Yapanın canı sağolsun!..” diyoruz.

Sadece o kadar…

Hiç birimizin aklına “Neden?” sorusu bir türlü gelmiyor. Gelse bile sorma yürekliliğini gösteremiyoruz.

Alın size son örnek…

Güya Devlet Hastanesi inşaatı, bu yıl sonuna yetişecek, hizmete girecekti. Nerede?

Haa, bir de fakültemiz vardı bizim değil mi?

Taa 15 yıl önce temelleri atılıp da, şu an iki bloğunda çürümeye terkettiğimiz fakülte.

Bir bloğu da eh işte şöyle böyle de olsa ayaklarının üzerinde yükseldi…

Temelinin atıldığı dönemde doğanlar, şimdi neredeyse üniversite çağına geldi, bizim karkas inşaatı bir türlü bitmedi.

Hep ağzımıza çalınan bir parmak balın verdiği tatla avunduk durduk.

Fakülte inşaatının bir bloğu da bu yıl eğitim-öğretime açılacaktı güya…

Müteahhit, tüm Bandırma yerel basını önünde, o dönemin milletvekili olan Turhan Çömez’in önünde söz vermişti.

Geçtiğimiz hafta, Bandırma İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi sessiz sedasız, törensiz bir şekilde eğitim hayatına başladı.

Nerede mi?

Tabii ki, TMO’dan devredilen binalarda!..

Allah’tan çocukları barakalardan kurtardık.

Bununla ne kadar övünsek, ne kadar gururlansak yeridir.

Her ne kadar kampus kampus diye kandırsak da, barakalardan kurtardık ya…

Helal olsun bize…

Dedik ya, Turhan Çömez döneminde elde edilen paralarla bu günlere kadar gelen gerek fakülte inşaatı, gerekse devlet hastanesi inşaatı, ilginçtir sanki gizli bir el tarafından durduruldu.

Bizler de, Edincik’e, Gönen’e giderken, yanımızdakilere gösteriyoruz; “Bak bizim koca koca inşaatlarımız var…” diye.

Bunlar ne inşaatı diye soran olursa da, başlangıç olarak fakülte ve hastane diye başla-dığını, ama eğer biter-se, bizler de görebilirsek, ömrümüz yeterse kim bilir ne amaçla kullanı-labileceğini bilemediği-mizi itiraf etmek zorunda kalıyoruz.

Öyle ya, 15 yılda bu duruma gelen inşaatlar önümüzdeki 25-30 yıl içerisinde biter mi, bitmez mi Allah bilir!..

O zamana kadar da, Bandırma’nın belki de daha başka acil ihtiyaç-ları çıkar da, onlar için kullanılabilir!..

Bandırma Belediyesi, bir yılda itfaiye binasını bitirdi, içine yerleşti ve kullanı-yor, koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 15 yılda bir hastane inşaatı ile bir fakülte inşaatını bitiremedi…

Gerçi bu gidişle bitireceği de yok ya…

Yalnız, bu konuda kabahat sadece devletin değil tabii ki…

En büyük kabahat, böylesine duyarsız, böylesine vurdumduymaz olan bizlerin.

Başımıza ne gelirse gelsin, bize ne yapılırsa yapılsın, öylesine tepkisiz bir şekilde karşılıyoruz ki, bu artık başta Balıkesir olmak üzere, Ankara’da dahi bilinen bir durum oluşturdu.

Bürokratı da, valisi de, bakanı da, “Nasıl olsa Bandırmalılar ses çıkarmaz…” durumuna öylesine alıştı ki, artık zaten ses çıkarsak da inandırıcı olamayız.

Bize yapılanlar, herhangi bir Anadolu kentine yapılsaydı, eminim ki yer yerinden oynar, tüm kent halkı toplu olarak Ankara’ya yürürdü.

Bırakın Ankara’ya yürümeyi, Meclis’in önünde kamp kurar, protesto gösterilerinde bulunurdu.

Milletvekillerini devreye sokar, cumhurbaşkanından, başbakanına, bakanına kadar görüşmeye çalışırdı.

Bu arada aklıma gelmişken, sanırım en rahat milletvekilleri Balıkesir milletvekilleridir.

Çünkü, ne talep gidiyordur onlara ne de her hangi bir istek. Böyle olunca da, onlara da kolay kolay iş falan da düşmüyordur!..

Zaman zaman Balıkesir yerel basınında da yer aldığına göre, onların durumu da bizden farklı değil gibi görünüyor.

Zaten onlar, bizden aldıklarında idare etmeye çalışıyorlar, bu nedenle milletvekillerinden herhangi bir beklentileri de kalmamış.

Eh, bizlerin de durumu onların gibi olduğuna göre, Balıkesir milletvekilleri göbek büyütmesin de ne yapsın?

Fakülteymiş… Hastaneymiş…

Canım boşverin. Biz elimizdekilerle yetinmeye çalışalım. Yeter ki, onları kaybetmeyelim!..

Amaç yaşamı zorlaştırmak mı?

“Madde 14 – Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;

a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır. Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000’i geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar.”

5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin görev ve sorumlulukları” bölümünün 14 maddesinin a bendinde bunlar yazıyor.

İnsan yaşamının doğumdan ölümüne kadar hemen hemen her döneminde en önemli kurum olarak hizmet üreten belediyeler, bulundukları yerlerin toplumuna en başta rahat, huzur ve refah üretmek zorundadır.

Ama son günlerde, Bandırma Belediyesi’nin, özelleştirdiği otobüslere iş imkanı yaratmak için uygulamaya koyduğu çevre ilçe ve belde otobüslerinin kent içine girme yasağı, kelimenin tam anlamıyla bir işkenceye dönüştürüldü.

Amaç, çevre ilçe ve belde halkı ile birlikte, İDO aracılığı ile Bandırma’ya gelenlerin ayağını yaşadığımız kentten tamamıyla kesmek ise, söyleyeceğim tek kelime yok.

Çünkü, işlerliğe koydukları bu uygulama ile son derece başarılı bir şekilde bu amaca doğru hızla yaklaşıyorlar.

Tabii bu arada Ulaşım A.Ş.’nin otobüslerine gelir sağlayalım derken, kent içinde dükkanı bulunan esnafı da batırdıklarını görüyorlar mı bilmem…

Hani kaş yapalım derken, göz çıkartma denen olay bu olsa gerek.

97 adet otobüsün sahibine rant sağ-layalım, onların şu sıralar 400 bin YTL ci-varında olan araç değerlerini 1 milyon YTL’ye ulaştıralım derken, kent içinde yüzlerce esnafın da ekmeği ile oynanı-yor… Oynanmasına oynanıyor da, çok gariptir esnafın sesi soluğu çıkmıyor.

Bire bir konuştuğumuzda, kan ağlayan esnaf, her nedense battığını bile dile getirmekten aciz.

Arkadaşlarımız kapılarına kadar gidiyor, ne diyorsunuz diye soruyor da, tevekkül içerisinde, sessizliklerini koruyor.

Erdekli, Gönenli, Karşıyakalı, Edincikli Bandırma’ya neden gelir?

En başta, giyeceğinden tutun da yiyeceğine kadar, bir çok ihtiyaç ürününü Bandırma’dan karşılamak için…

Bunları da tabii ki Bandırma’da bulunan marketinden bakkalına, konfeksi-yon mağazasından, dükkanına kadar, tanıdığı ya da ilgisini çektiği yerlerden satın alır.

Ama bizim belediyemiz, Bandırma esnafının iş yapmasını önlemek, onların para kazanmasını ortadan kaldırmak için öylesine bir uygulama başlattı ki, yakında esnaflar birer birer topu atarsa şaşmamak gerekir.

Ha bir de sessizce top atacaklar haberiniz olsun. Çünkü, her biri sanki halinden memnun gibi sessiz bekliyor.

Okunma Sayısı: 165

Yazarın Diğer Yazıları

Başkan Adaylarını Açıklayın

Türkiye’de herhangi olağanüstü bir durum olmadığı takdirde (ki, bunu garanti etmek de mümkün değil ya!..)...

ATV’nin Nasıl Bir Ayrıcalığı Var?..

Geçtiğimiz günlerde bir kez daha yazdım, ama dayanamadık tekrar gündeme getirmekte yarar olduğunu düşündüm....

Fırsatçılara Fırsat Tanıyanlar!..

Malum önümüz Ramazan… 11 ayın sultanı, kutsal ay… Bu ayda dini duygularımız had safhaya yükselirken,...

Kim Durduracak Bunları?

Türkiye’de özellikle doğu ve güneydoğudan sonra, büyük kentlere sıçrayan, bombalama, patlatma ve orman yangınları ile...

Ha Tabanca… Ha Araba!…

Sabah haberlerini gazete başlıklarından okuyup, ilgi çekici olanların da spotlarını okuyan sunucu, bir haberin üzerinde...