Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Elimizden İşimizi Alırlar da Rızkımızı Alamazlar Sanırdık


16 Ocak 2010 00:03

1 Yorum

Evet, bu cümle, Tekel direnişindeki bir işçi tarafından söylendi.

İşçinin çalışırken geleceğine ait tasarımlarında ne kadar yanıldığını ve acı gerçekler ile karşılaştığında ne kadar geç kaldığının ifadesi olarak alınabilir.Ulusal pazarlarımızı ele geçiren işbirlikçi sermayenin nasıl da sinsi planlar ile yol aldığının, işçi dili ile dile getirilmesidir.

Önce, Sümerbank ile başladılar. Devlet çaputla mı uğraşacak dediler. O zamanlar kendilerini solcu diye tanıtan liberaller; üretim kaynağının kimin elinde olduğu önemli değil, üretmesi önemli dediler. Sahte sol işçiye bu aklı verirken, kendisine istikbal hazırladığı içindeydi.

Sermaye tabana yayılacak dediler. Yeni iş alanları açılacak dediler. Cumhuriyetin birikimlerini yağmaladılar. Yağmalattırdılar.

Yani dostlar şimdi dönek dediklerimiz, özelleştirmeler başlarken kendileri için çalışmaya çoktan başlamıştı.

Şimdi işçinin yanında olduğunu söyleyen sosyal demokratlar, parti programlarına özelleştirmenin nimetlerini yazmakla meşguldüler.

Gene de şimdi işçinin yanındayız demeleri önemli bir adımdır. Bunu inkâr etmememiz gerekir. Bu doğru da, herkes de geriye dönüp, biz nerede hata yaptık diye bir özeleştiri yapmasında gelecek için büyük yararlar var.

TEKEL direnişinin arka planı bakıldığında, arkada yatan şu duyguyu iyi anlamak, bu direnişin diğerlerinden çok farlı olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

AKP iktidarının halka söylediği yalanların, artık işçiler tarafından inanılır tarafının kalmadığı anlaşılmıştır. İşçi başka bir gerçeği daha anlamıştır. O da birlik olmadan, birlikte olmadan sürdürülen mücadelelerin başarısızlıkla sonuçlanacağıdır.

TEKEL işçisinin sürekli diğer sendikaları (Bilhassa da Şeker işçilerini) ve işçileri yanına katmak istemesi, genel grev çağrıları yapması bundandır.

Bunlar önemli kazanımlardır.

Ama bu direnişin çok daha önemli olan bir tarafı vardır.

Eskiden direnişler sadece işçi özlük haklarını düzeltme ve işinin devamlı olup olmaması kaygısını taşırdı. Bu kez işçinin yüreğinde, vatan kaygısı ile iş ve gelecek kaygısı birlikte duyuluyor.

Yurtsever aydınlar ile işte burada bütünleşiyorlar. Yurtsever aydının kaygısı vatan, işçinin kaygısı hem iş hem vatandır.

17.1.2010 Pazar günü Ankara’da yapılacak miting işte bu birlikteliğin yaşandığı yer olacaktır.

Okunma Sayısı: 86

Yazarın Diğer Yazıları

Domuz Gibi Açgözlülüğün Adı Risktir

Risk ve devleti anlatabilmek için bu başlığa sığındım. Herkes borçlansın, maaş veya ücret yerine biz...

Sistemli Yağmacılıktan Dijital Yağmacılığa Geçiş

Bir üretenler vardır. Bir de üretilenleri gasp edenler. Bu yağmanın hikayesi, ta Orta Çağ’a kadar...

Ekonominin Kendi Kendini Yönettiğine İnanmak!

Ekonominin kendi kendini yönettiğine dair bir tevatür, geçmiş yüzyılda bir efsane gibi dolaştı. Devleti küçültmeye...

Dijital Dolar Şifreli Paraları Öldürebilir mi?

Toplum olarak, entelektüeller olarak, para ve değer konularını bilmediğimizden, Büyük Sıfırlama nedir onu da anlayana...

Eski Hikâye Eskidi Yeni Hikâye Zamanı

Mevlana’nın meşhur deyişi var. “Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” Bu güzel deyiş liberalizmin ülkemize yerleştirilmesi...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. Uğur ÖZALTIN dedi ki:

    Ucuz işçi bulmak çalıştırmak uğruna şehirler mahvedildi.

    Şimdi de bozuk kentlemeden ve çoğalan işsizlikten asayiş mahvodu

    polis devleti olmak kaçınılmaz görünüyor