Hayat, bazı insanlara büyük makamlar, gösterişli unvanlar ya da göz kamaştıran sahneler sunar. Bazı insanlara ise sessiz ama çok daha kıymetli bir görev verir: İnsanların hayatına güven olmak…
Her sabah gün doğmadan yola çıkan, her akşam kilometrelerce yolu ardında bırakırken onlarca insanı sevdiklerine sağ salim ulaştıran emekçiler vardır. Onlar alkış beklemez. Manşetlere çıkmaz. Ödül törenlerinin ışıkları altında isimleri okunmaz. Ama milyonlarca insanın hayatında fark edilmeden iz bırakırlar.
İşte Hamdi Hayri Takan, onu tanıyanların anlattıklarına göre böylesine sessiz kahramanlardan biridir.
Otobüs kaptanlığı…
Kulağa yalnızca bir meslek gibi gelebilir.
Oysa bu meslek; direksiyon çevirmekten çok daha fazlasıdır.
Her yolculukta onlarca canın sorumluluğunu omuzlarına almak…
Bir annenin evladına, bir öğrencinin okuluna, bir işçinin ekmeğine, bir dedenin torununa kavuşmasına vesile olmak…
Yağmurda, karda, fırtınada, gecenin en karanlık saatlerinde bile dikkatini bir an olsun kaybetmeden görevini sürdürmek…
İşte gerçek kaptanlık budur.
Çünkü direksiyonun başındaki insan yalnızca bir şoför değildir.
O, insanların kendisini emanet ettiği kişidir.
Hamdi Hayri Takan’ın meslek hayatını bilenler, onun görevini sadece yapmakla yetinmediğini, her yolculuğu bir sorumluluk, her yolcuyu ise bir emanet olarak gördüğünü ifade ediyor.
Belki de meslek sevgisinin gerçek tanımı budur.
Çünkü insan yaptığı işi severse çalışmaz; yaşar.
Ve yaptığı işe ruhunu katarsa geriye yalnızca başarı değil, saygı kalır.
Bugün birçok insan hızın peşinde koşuyor.
Daha çok kazanmanın…
Daha çok görünmenin…
Daha çok konuşulmanın…
Oysa bazı insanlar vardır ki sessizliğiyle konuşur.
Davranışlarıyla örnek olur.
Vicdanıyla iz bırakır.
Hamdi Hayri Takan’ın çevresinde en çok dile getirilen özelliklerinden biri de tam olarak budur.
Merhamet…
Anlayış…
Vefa…
Yardımseverlik…
Karakter…
Bu kelimeler, bir insan için söylenebilecek en büyük övgülerden biridir.
Çünkü makamlar değişebilir.
Servet kaybolabilir.
Şöhret unutulabilir.
Fakat güzel ahlak, insanın arkasından yıllarca konuşulmaya devam eder.
İnsan olmak bazen büyük işler başarmak değildir.
Bazen yorgun bir yolcunun valizine uzanan bir eldir.
Bazen yaşlı bir insanın duasıdır.
Bazen zor durumda kalan birine gösterilen anlayıştır.
Bazen de hiçbir karşılık beklemeden yapılan küçücük bir iyiliktir.
İşte gerçek büyüklük tam da burada saklıdır.
Hamdi Hayri Takan’ın hayatına bakıldığında yalnızca mesleğini seven bir kaptan değil, aynı zamanda ailesini her şeyin üzerinde tutan bir baba portresi de görülüyor.
Üç çocuk sahibi bir baba olarak onların eğitimine verdiği önem, geleceğe bırakılacak en değerli mirasın iyi yetişmiş evlatlar olduğuna inandığını gösteriyor.
Çünkü çocuklara bırakılacak en büyük servet; dürüstlük, çalışkanlık ve güzel ahlaktır.
Kitaplar eskir.
Evler yıkılır.
Makamlar değişir.
Ama iyi yetiştirilmiş bir evlat, anne ve babasının ömür boyu sürecek eseridir.
Her başarılı ailenin görünmeyen kahramanları vardır.
Bu hikâyede o isimlerden biri de Nuray Takan’dır.
Fedakârlığın sessiz dili…
Ailenin sarsılmaz direği…
Merhametin sıcak yüzü…
Onu tanıyanlar; anlayışlı, yardımsever, vefalı ve ailesine bağlı kişiliğinden söz ediyor.
Bir annenin sevgisi çoğu zaman anlatılmaz.
Yaşanır.
Çocuklarının geleceği için yaptığı fedakârlıklar alkışlanmaz.
Ama yıllar sonra yetişen iyi insanlar, o emeğin en büyük teşekkürüdür.
Hamdi Hayri Takan ile Nuray Takan’ın birlikte kurdukları aile, sevginin yalnızca sözlerle değil, emekle büyüdüğünü gösteren örneklerden biri olarak anlatılıyor.
Çünkü güçlü aileler tesadüfen kurulmaz.
Saygıyla…
Sabırla…
Emekle…
Sadakatle…
Ve birbirine duyulan güvenle inşa edilir.
Bugün dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu şey teknoloji değildir.
Para da değildir.
İnsanlıktır.
Merhamettir.
Vicdandır.
Vefadır.
İnsan insanın yükünü hafiflettiği sürece dünya güzelleşecektir.
Belki de bu yüzden çevresindeki insanlar Hamdi Hayri Takan’ı anlatırken önce mesleğini değil, insanlığını anlatıyor.
Çünkü gerçek değer, insanın yaptığı işten önce nasıl biri olduğunda saklıdır.
Bir gün emekli olunur.
Araçlar değişir.
Yollar değişir.
Şehirler değişir.
Ama insanların kalbinde bırakılan güzel izler değişmez.
İyi insanlar unutulmaz.
Onların adı, yaptıkları iyiliklerle yaşamaya devam eder.
Bugün otobüs kaptanlığı denildiğinde birçok insan için akla sadece direksiyon başındaki bir görevli gelmez.
Aklına sabır gelir.
Sorumluluk gelir.
Emek gelir.
Güven gelir.
Ve çevresindekilerin anlattıklarına göre Hamdi Hayri Takan da bu değerleri meslek hayatında temsil etmeye çalışan isimlerden biri olarak saygıyla anılmaktadır.
Hayatın gerçek zenginliği banka hesaplarında değil, insanların gönlünde biriktirilen dualardadır.
Gerçek başarı alkışların yüksekliğinde değil, arkanızdan edilen hayır dualarındadır.
Gerçek makam ise insanların kalbindeki yerdir.
Belki yıllar sonra yollar değişecek…
Otobüsler yenilenecek…
Nesiller büyüyecek…
Fakat dürüstlüğüyle, çalışkanlığıyla, ailesine bağlılığıyla ve insan sevgisiyle hatırlanan insanlar yaşamaya devam edecek.
Çünkü bazı insanlar kilometre değil, gönül kat eder.
Bazı insanlar yolcu taşımaz; umut taşır.
Bazı insanlar sadece görev yapmaz; insanlığa hizmet eder.
Ve geriye dönüp bakıldığında, geride bırakılan en büyük miras ne kullanılan araçlar ne de gidilen yollar olur.
Asıl miras, dokunulan hayatlar, kazanılan güven ve unutulmayan güzel hatıralardır.
İnsan ömrü günlerle değil, gönüllerde bıraktığı izlerle ölçülür.
İşte bu nedenle, çevresindekilerin anlattıkları doğrultusunda Hamdi Hayri Takan; mesleğini ciddiyetle yerine getirmeye çalışan, ailesini her şeyden üstün tutan, çocuklarının geleceğine yatırım yapan, yardımseverliği, anlayışı ve vefasıyla tanınan bir insan olarak anılmaktadır. Böyle insanların varlığı, yalnızca aileleri için değil, toplumun tamamı için de umut veren bir değerdir. Çünkü insanlığı ayakta tutan, büyük sözler değil; her gün sessizce yapılan iyi işlerdir.
Dolayısıyla, buradan kendilerine sevgi dolu selamlarımı iletirken; sağlık, huzur ve mutluluklar dilerim.
Mehmet GÖKSELLİ
Yardımcı Editör-Yazar-Denetmen















