Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Cumhuriyet, Siyaset ve Dönüşüm

BİLİMSEL GERÇEK
Öğr.Gör. Nurullah AYDIN

02 Kasım 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Siyaset, Arapça bir kelime, esas anlamı at terbiyesi (seyis kelimesi de buradan geliyor), daha sonra ceza anlamında kullanılmıştır. Örneğin siyaset-i amme, kamusal güvenlik ve düzen için alınan cezai tedbirler veya siyaset-i hassa, suçlulara verilen cezalar anlamındadır. Bunlara ek olarak, Osmanlıda bir de devlete mensup kişilere verilen idam cezasını ifade etmiştir. Padişah, idam ettireceği kişi için siyaset oluna derdi. Yani siyaset, çok dar bir grup tarafından düzeni sağlamak için uygulanan cezalardan başka bir anlama gelmez. Siyasetin ibretlik olması da, halkın tamamen devredışı olduğunun göstergesidir.

Osmanlı, 18. yüzyılın sonundan itibaren batılılaşma sürecine girince, politika kelimesiyle karşılaşmış ve bu kavramı siyasetle karşılamıştır. Ama Batılı kavram çok farklı anlamlara sahiptir. Bu kelime, özü itibariyle topluma ilişkin sorunların yurttaşlar tarafından çözülmesi demektir. Yani toplum gerekir, yurttaş gerekir ve yurttaşların bilinci gerekir. Oysa Osmanlı’da her şey padişahta bittiği için, bunların hiçbiri yoktur.

Günümüzde yaklaşımda değişiklik olmadı. Siyaset/politika konusunda duyarsız ve bilgisiz bir kalabalık olmayı sürdürüyoruz. Siyaset; belli bir ereğe varmak ya da yurt işlerini yürütmek için tutulan ölçülü yol, anlamına gelmekte.

Bu ülkede siyaset hâlâ politikanın anlam içeriğine ulaşamadı ve dar bir profesyonel grubun işi sanılıyor. Halka da bu dar grubun kararlarına maruz kalmak ve buna razı olmak düşüyor.

“Siyaset yapmak isteyen yargı mensupları varsa, önce tarafsız ve adil olduklarını temsil eden cübbelerini çıkartmak zorundadırlar. Siyaset yaparken cübbe giyilmez” diyorlar. Yani; Siyaset yapanlar, tarafsız ve adil değiller. Siyaset adil ve tarafsız değil. Demek ki onlara göre siyaset, bir azınlık tarafından sürdürülen ve müdahale edilmemesi gereken, taraflı ve adil olmayan ne yaparsa yapsın hesap vermeyen bir alandır.

Ama politika, bütün yurttaşların işidir, bir uzmanlık alanı değildir, hele bir meslek hiç değildir. Her yurttaşın, hava, su, gıda kadar gerekli bir ihtiyacıdır. Parlamentodakiler, kendilerine ait bir gücü değil, bize ait bir yetkiyi vekâleten kullanırlar. Ama vekillerin taraflı ve adil olmama olasılıklarının yüksekliği yüzünden, onları hukuka denetlettiririz ve hukuk da Türk Milleti adına karar verir. Ayrıca siyaset; yasama, yürütme ve yargıdan oluştuğu için, hükumetin/yürütme ne kadar siyaset yapma hakkı varsa, yargının da o kadar vardır.

Seçilenler; kendilerini padişah zannederlerse, ki zannediyorlar, hukuka ihtiyaç daha da artar.

Yaşasın Cumhuriyet çöküyor diye içten içe sevinenler var!

Bir kesime göre muhteşem bir dönüşüm yaşanıyor. Yeni bir ülke, yeni bir devlet, yeni bir cumhuriyet şekilleniyor. Olan bitene dair yandaşlarının yaptığı yorum budur.

Muhteşem olan ne? Suç işleme oranı artıyor, tecavüzcüler, hırsızlar dışarıda aramızda…

Olan biten ne olarak sunuluyor? Askeri vesayet kalkıyor. Demokrasi yerleşiyor. Sivilleşiyoruz. Yani rejim değişiyor! Gerçekten öyle mi?

Elbette bu rejimin birçok sorunlu tarafları var.

Ama şu anda el çırparak coşku çığlıkları atılan şey sahici bir değişim değil. Yapmaya çalışılan, parçası olunan kurgu ile yürümez.

Küçük değişikliklerle, zemini yeniden tanımlamadan ve tasnif etmeden yeni bir cumhuriyet inşa edemezsiniz. Bir anayasaya ihtiyaç var. İnsanlık tarihinde anayasasız cumhuriyet yok.

Eskinin bozuklarını; kullanarak, kotararak, ekleyerek ve bozarak yığınların zihin algısını yönetebilir ama sahici bir dönüşüm yaratılamaz.

Şu aşamada açıkça söylenmese de, el çırparak karşılanan yeni rejim esas olarak nedir? Halka açıkça bir anlatılmalı.

‘Halkının ezilmediği, horlanmadığı, öldürülmediği bir cumhuriyet olacak burası…’ Kulağa ne de hoş geliyor. Gerçekten de olmalı. Ama halktan, haklılıktan ve haktan bahsedenler bunlara kökten karşı olanlar bunlar gerçekleştirilebilir mi? Sicilleri kirli.

Devletin her biriminde bilgisiz yeteneksizlerle kadrolaşma yaşanırken, körleşen ülke açıkça bir korku devleti haline gelirken, işine geldiği için susan, herkes dinlenme korkusuyla yaşarken, bundan utanmadan yolsuzluklarla zenginleşirken beslenenler, biz güçlüyüz, yüzde elli oyumuz var arkamızda yanımızda ABD var AB var diyenler, bu millete kalkıp ezilmekten, horlanmaktan bahsedemez.

Bu cumhuriyeti eksikliklerden arındıracak olan da, yeni bir anayasa yazacak olan da gene bu millettir. Gerçekten ihtiyaçsa bu zaten kendini dayatacaktır. Bu toprağa ait olmayan reçetelerle, ABD ile AB’ın dayatmalarıyla olmaz.

Günün Sözü: Elde ettiğine hemen sevinme sonra hayal kırıklığında yıkılırsın.

Okunma Sayısı: 79
Kategori: Nurullah AYDIN
Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları

İktidar Savaşı ve Propaganda

İnsanlık tarihi; iktidar için güç ve yetki sahibi olanlarla, olmaya çalışanlar arası çatışma ve güdülen...

İktidar Savaşı ve Propaganda

İnsanlık tarihi; iktidar için güç ve yetki sahibi olanlarla, olmaya çalışanlar arası çatışma ve güdülen...

Siyasal/Ekonomik Şekillendirme

Belli odakların emireri olarak planlandığı gibi gücü/yetkiyi ele geçiren bir kesim diyor ki; artık kabul edin....

ABD-NATO ve Türkiye

Atatürk’ün bağımsızlık temeline dayalı stratejik dış politikasını tersyüz etmiş ve ABD ile askeri ve eğitim...

Sevgide Birleşmek

Tartışalım. Kırmadan, üzmeden, incitmeden, katletmeden, ayrıştırmadan, ötekileştirmeden konuşalım tartışalım. Aklın mantığın, gönlün yolu birdir. Orta...