Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Cemal Akyıldız’ın Ardından

ŞAFAK ÖTESİ
M.Nihat MALKOÇ

06 Aralık 2020 00:00

Yorum Yapılmamış

Cemal Akyıldız 1932 senesinde Trabzon’un Of ilçesinde dünyaya gelmişti. Resme ilgi duyması ilkokul evveline dayanır. Yani o, yazı yazmayı öğrenmeden önce resim çizmeye başlamıştır. Orta ve liseden sonra 1949’da, sanatın merkezi sayılan İstanbul’a gelerek  Güzel Sanatlar Fakültesine devam etmiştir. Türkiye’nin en büyük ressamlarından İbrahim Çallı ve Hikmet Onat’tan dersler almıştır. Akademik eğitimini yarıda bırakarak İstanbul’da kendi atölyesini kurmuştur. O, Babıali’ye girdiğinde henüz 18 yaşında genç bir delikanlıydı.

Merhum Cemal Akyıldız, sanatı hayatının tam da merkezine yerleştirmişti. Sanat onun aldığı nefes, içtiği su gibiydi. Buna, bir yaşam tarzı da demek mümkündür. Onun sanat hayatıyla ilgili şu sözleri yaşamına ışık tutmaktadır: “Yazıdan önce resmi öğrendim. Okula başladığımda resim çiziyordum. Hatta okula başlamadan mahallemizdeki çocuklar ev ödevlerini bana çizdirirlerdi. Bu bir Allah vergisi, bir yetenektir. Okulda en sevdiğim ders resim dersiydi. Ortaokul ve lisedeki hocalarımızın bana benimsettiği klasik resmi çizen tarihî büyük ressamların atölyelerine gidip tahsilime böyle devam ettim. Akademiye de gitti desinler diye gittim. Yoksa ben dışarıdan kendi seçtiğim, benimsediğim hocalardan ders alarak Babıâli’ye geldim. Ve Babıâli’de resim ve yazı ile ilgili çalışmalarıma devam ettim.”       Cemal Akyıldız, sanat eğitiminde mektepten çok haz almadığı için alaylı olmayı tercih etmiş, birçok önemli sanatçının atölyesinde gönüllü çıraklık yapmıştır. O, sanatın inceliklerini ustalarının dizi dibinde öğrenmiştir. Çizimi gelişince önce kitap kapakları, daha sonra sinema afişleri ve kitap içi resimleri çizmiştir. Hayatı boyunca başta romanlar olmak üzere, iki binin üzerinde kitap kapağı çizmiştir. Daha sonra hat sanatına ilgi duyarak bu alanda da çalışmıştır.

Merhum Cemal Akyıldız, gravür sanatının son büyük temsilcilerinden biriydi. Son dönemlerde bu sahada parmakla gösterilecek bir isim konumuna gelmişti. Başta Atatürk olmak üzere, birçok tarihî şahsiyetin portrelerini çizmiştir. Bunlar arasında Atatürk’le ilgili olanlara ayrı bir bahis açmak gerekir. Zira o, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün portrelerini büyük bir keyifle ve özenle çizmişti. Bunları diğerlerinden çok farklı ve değerli tutmuş, arşivinde özenle saklamıştı. Çünkü onun tarihi şahsiyetlere derin bir saygısı ve sevgisi vardı. Onun Atatürk’le ilgili çizdiği portrelerin sayısı 25’in üzerindedir. Bunlardan en unutulmazı, uzun yıllar boyunca okul karnelerinin üzerinde yer almıştır. Birçok insan okul karneleriyle birlikte bu unutulmaz Atatürk portresini de evlerinin en mutena köşelerinde saklamaktadır.

Bundan üç sene evvel Cemal Ağabey, Trabzon İMKB Meslekî ve Teknik Anadolu Lisesi’ne gelmişti. Kendisiyle çay kahve eşliğinde sanat üzerine muhabbet etmiştik. O zamanki okulumuzun müdürü Lütfüye Kul beni kendisine tanıtmış, şiir yazdığımı, birçok edebî yarışmada ödüller kazandığımı kendisine söylemişti. Bu durumdan fevkalâde memnun olmuş, beni tebrik ve takdir etmişti. Gravürlerinin yer aldığı kitabı imzalayıp bize vermişti.

Gravür sanatının son temsilcilerinden Cemal Akyıldız, yetmiş yılı aşkın, uzun bir sanat hayatı sürdürmüştü. Bu süre içinde 200’ün üzerinde resim ve gravür sergisi açmış, sanat severlerin ilgisine sunmuştu. Sulu boya, yağlı boya demeden hemen her tarzda çalışmıştı.

Bâbüsselâm, Gümrük Hanı, Galata Kulesi, Ayasofya Camii,  Kız Kulesi, Erzurum Çifte Minareli Medrese, Trabzon Kostakî Konağı, İstanbul Valiliği, Beyazıt Kulesi, Erzurum Kongre Binası, İzmir Saat Kulesi, Trabzon İskender Paşa Camii,  Atatürk Köşkü gibi  birçok tarihî mekân onun kaleminde hayat bulmuştu. O, 2000 yılında Atatürk ve Kurtuluş Savaşı’nın belgeselini çizmek için Cumhurbaşkanlığı ressamlığına seçilme onurunu yaşamıştır.

Sekiz aydan beri insanları evlerine hapseden korona illeti, sevilen simaları bir bir koparıyor hayattan. Bunlardan biri de ne yazık ki usta ressam ve gravürcü Cemal Akyıldız oldu. 88 yaşındaki Akyıldız, 21 Kasım 2020 tarihinde, uzun süreden beri ikamet ettiği ve taşına toprağına adeta âşık olduğu İstanbul’da hayatını kaybetti. Böylece sanat göğünden bir parlak yıldız daha kaydı. Bir hafta sonra da eşi vefat etti. Allah cümlesine rahmet eylesin.

Okunma Sayısı: 164
Kategori: M.Nihat MALKOÇ

Yazarın Diğer Yazıları

Koronoya Rağmen Sanat

Sanatçılar eser üretirken etraflarında cereyan eden hadiselerden aldıkları ilhamlardan beslenirler. Bu ilham her zaman müspet...

Sanat, Şiir ve Şair

2020 yılı dermansız dertlerini de heybesinde getirdi insanlığa. Bu dertlerin başında “Covid-19” virüsü geliyor. Halk...

Mevlânâ Celâleddin Rûmî

Hakk ve hakikat dostu Mevlânâ’yı Mevlânâ yapan, onu bir anlamda tamamlayan manevîyatı güçlü isimler vardır....

Köprübaşılı Bir Bilge Adam

Köprübaşı’nın yetiştirmiş olduğu saygın ve bilge kişilerden biriydi Aslan Aksoy… O, ömrünü Köprübaşı için,  Köprübaşı’nda...

Ümmetin Avukatı

Bu dünyadan, ardında hoş bir seda bırakarak bir Ahmet Kekeç geçti. “Haksızlık karşısında susan dilsiz...