Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Ceketi Parlak Mavi, Sarıdır Çizmeleri…


27 Ekim 2009 00:03

Yorum Yapılmamış

Olan olması gereken midir? Bir başka hal ve şekilde olabilir mi? Mümkündür, ancak insanoğlu kalıplar dahilinde yaşar, sunulanları veri olarak kabul eder ve ona göre denklemini kurar. Sunulanın dışına çıkmayı çok fazla beceremeyiz. Üst açıdan bakıldığında insanın sürekli kendini tekrarladığı belli bir yörüngede dolaştığı söylenebilir. Tarih tekerrür eder evet, büyük tarih tekerrür ettiği gibi her bir insanın tarihi de kendi içinde tekerrür eder, kendini tekrarlar. Kırılma anları yok mudur elbette vardır, kanımca bir yerde kırılır tarih yeni bir yörünge çizer bir süre o yörüngede seyreder ta ki yeni bir kırılma anı yaşanana kadar.

Tekrar tekrar okuduğum, üzerinde en çok konuştuğum, dönüp dönüp düşündüğüm belki de ilk sıradaki kitap “Yüzüklerin Efendisi”. Sayısız kez kitabını okudum, defalarca filmini seyrettim. Olması gereken O’muydu, bir başka şartlarda olabilir miydi? Başka olabileceğini düşündüm ve başka olması gerektiğini iddia ettim sürekli. Sözümden dönmüş müyüm tabii ki hayır. İnadım inat; sözüm sözdür ancak, şunu da artık kabul ediyorum ki oyun kurucunun kurgusuna saygı duymak gerekir. O, olmasını murat ettiği şekilde yapmıştır, eleştirir, irdeleriz yeri gelince ama oyununa da saygı duyarız. Verilerini öngördüğü gibi kabul ederiz.

Şu bizim Tom Bombadil ne kadar tatlı dilli;
Ceketi parlak mavi, sarıdır çizmeleri…

Tom bombadil… Olsa da olur, olmasa da deyip geçtiğim bir karakter kitapta geçen. Bazen atlayarak geçtiğim de olmuştur muhtemelen kitabı okurken. Kitap filme aktarılırken de yönetmen tarafından yapılan onca değişiklikten biri de Tom Bombadil’i yoksaymak, hikayeye serüvene hiç dahil etmemektir. Varlığı ya da yokluğu pek bir şeyi değiştirmez hikayede. Etkisiz elemandır; ne var ne yok sorusunun cevabıdır Tom Bombadil: hem var hem yok…

Kendi büyüsü dışında bir büyü etkisi altında değildir. Yaşlıdır, en yaşlı olandır, ilk kozalağı ilk düşen yağmur damlasını görendir, elfler orta dünyaya geldiklerinde… Tom Bombadil oradaydı…

….Adların büyülü ya da uğurlu anlamlarından ötürü dikkatle seçildikleri kültürlerde bir kimsenin gerçek adını bilmek, o kişinin hayat yolunu ve ruhsal özelliklerini bilmek demektir… Clarissa P. Estes; Kurtlarla Koşan Kadınlar. Syf 140.

Adem’e eşyanın bilgisi verildi. Yeryüzünden getirtilen kuşların hayvanların isimleri meleklere sorulduğunda melekler: “Biz, ancak bize bildirileni biliriz.” demişlerdi. Adem ise tek tek her bir hayvanın ismini bildirdi (onlara isim koydu). Adem’e secde edilmesi emredildiğinde melekler secde ettiler; iblis: “Ben ateşten Adem ise topraktan yaratıldı; ben O’ndan üstünüm secde etmem.” dedi…

Yüzüğü yapan Sauron’du, şekillendiren ismini koyan O’ydu. O’na ait olan birşeyi kurgulandığı şeklin dışında kullanmak mümkün değildi. Vaftiz ederek Oturan Boğa’ya Michael adını koyabilirsiniz; bu onu gerçekten Michael yapmaz. ( Rivayet olunur ki, misyonerler kızılderililere bizon eti yemeği yasaklamışlar. Aradan yıllar geçmiş, birgün bakıyorlar ki kocaman bir bizonu şişe geçiren kızılderililer güzelce kızartıp yemeğe başlamışlar…  Öfke ile koşturan misyoner rahipler: “Siz ne yapıyorsunuz? Bizon eti yemek yasak!” dediklerinde kızılderililer rahat bir tavırla: “Ne münasebet! Ne bizonu! Tavşan bu tavşan… haaa önceden bizondu biz onu yakaladık, kutsal su ile vaftiz ettik, sen artık tavşan oldun dedik ve şimdi de biz tavşan eti yiyoruz.” demişler.

Vaftizci misyonerler… Saruman, Denethor, Boromir… yüzüğü kendileri için isteyenler, vaftiz ederek yüzüğü dönüştürebileceklerini düşünenler…

Gözler; gözleri gözleyen gözleri gözler… Palantir’le gözünü uzaklara dikti Denethor ve Saruman… gözleyen olduklarını zannederken gözlenen oldular, izlediklerini düşünürken izlendiler, kendi planları düşünceleri zannederek Sauron’un istediklerini yapmaya başladılar. Bilgiliydi Saruman; ariflerin en arifiydi, divanın başıydı. Ne ki arifliği bile kurtaramadı egosuna yenilmekten, haddi aşmaktan. “Bin türlü teseyyüb vardı hanesinde”. İktidar sahibi idi Denethor ne ki muktedir değildi. Vekil idi, vekilharç idi; kırılan kılıç onarılana taçsız kral olana kadar emanetin teslim edildiği kişi idi… lakin ehil değildi. Denethor’u düşüren emanete ihaneti oldu. Boromir masumdu. Kendi için istemekle babası için istemek arasında kalmıştı yüzüğü, iktidarı. Vekilharç olan Denethor’du, Boromir’se onun oğlu… Emanete ihanet edene ihanet edebilme ihtimali… Büyümemişti kendi olmamıştı henüz, kendi olmaya uzaktı. Belki de yüzüğü kendi olabilmek için babasından güçlü olabilmek için istiyordu. Peşinden Sauron’a meydan okumak dünyaya hakim olmak v.s gelirdi, ama önce babasını yenmeli, ondan güçlü olduğunu göstermeli… ergenlikten yetişkinliğe geçebilmeliydi… olmadı…

Gandalf ve Galadriel ve Elrond… yüzüğün nitelikleri tehlikesi anlatıldığında… Frodo korkudan ne yapacağını bilemez… “ Atalım, saklayalım, gizleyelim…”, “ Sen al Gandalf!!!” … Galadriel’in aynasına baktığında… olasılıklar dünyasına… olan, olacak olan, olası olan…  Galadriel’e teklif eder yüzüğü… Gandalf; elflerin 3 güç yüzüğünden birini taşır, ateş yüzüğü, kırmızı yüzük…Narya. Galadriel; mithrilden yapılmış su yüzüğünü taşır…Nenya. Elrond ise hava yüzüğünü taşır, en güçlü olanı… Vilya. Gandalf’a ve Galadriel’e teklif eder yüzüğü almalarını Frodo; ama Elrond’a teklif etmez. Ayrıkvadide kalabilir mi diye sorar sadece… Yüzük tarafından aklı çelinebilecek olanlar Gandalf ve Galadriel’dir çünkü… lakin… ikisi de aklının çelinmesine müsaade etmezler, kendileri olarak kalırlar. Legolas elfdir; elfçe davranır, Elrond’a benzer. Cüce Gimli ise Galadriel’e benzer, Galadriel’in elf yüzüğünün taşı nedir bilmesekte mithrilden yapılmıştır… mithril ise…

Aragorn ve Faramir… Yüzük üzerinde hak iddia edebilecek birisi varsa; o da Aragorn’du. Ataları kesip almıştı Sauron’un parmaklarından yüzüğü. Bilgelerin sözünü dinlememiş yok etmemişlerdi yok edilmesi gerekeni… Felaketin, mitin, efsanenin, masalın başlangıç noktası… İlk günah… Hakkı olmayanda hak iddia etmeme erdemine sahipti Aragorn. Frodo yüzüğü kendisine verdiğinde gülümsedi sadece, eline aldı; ve verdi geri Frodo’ya… “yük senin,yüzük senin kaderin Frodo; yüzük taşıyıcısı sensin. O’nu yok edecek sensin. Yüzüğü yok etmek senin yazgın…” Soylu bir ruha sahipti Faramir tıpkı Aragorn gibi. Boromir’de insani zaaflar önplanda iken Faramir elfçe bir hava taşıyordu. Yüzük üzerinde hak iddia etmedi bile.

Bilbo ve Frodo ve Sam. Güçlülerin, kudretlilerin, kralların taşıyamadığı “yük”ün taşıyıcıları… ehl-i keyif bir halktır hobbitler. Günde en az altı defa yemek yerler; pipo içerler, bol bol kahkaha atarlar. Mutlu mesut yaşayan bir halktırlar. Dünya var olduklarını bilmezdi, dünyanın geri kalanında olanlar da onları ilgilendirmezdi ta ki…

Kendi halinde bir hobbit olan Bilbo Baggins, Gandalf’ın itelemesi ile cücelerle birlikte ejderha’dan cücelerin çalınan hazinesini geri almak gibi bir maceraya girişir. O maceranın içinde küçük bir detaydır yüzüğün bulunması. Tamam epey işe yaramıştır, görünmez olmanızı sağlar, gizli işler çevirmenize yardım eder, kafanızın bir goblin tarafından koparılmasına engel olur; ancak sizi oklara karşı koruyamaz, gizlenmek iyidir ancak savaş bittiğinde de hele de baygınsanız bulunamadığınız için tedaviniz yapılamaz ve yemek de yiyemezsiniz. Elflerle olan arkadaşlığı Bilbo’ya bilgelik katar; Bilbo’nun yeğeni, arkadaşı, varisi olmak da Frodo’ya. Bunun dışında hobbittiler sadece ve bu da yemek, kahkaha, pipo, konfor demekti…

Yüzüğü taşımaya neden Frodo seçildi? Tam da bu yüzden; bir hobbit olduğu için. Yüzüğün etkisine en uzak olan halk hobbitlerdi. Mükemmel bir finaldir “Yüzüklerin Efendisi 3- Kralın Dönüşü” Frodo, Sam, Marry, Pippin Hobbitköy’e döndüklerinde hobbitler için en önemli olay, sezonun belki de bildikleri tüm zamanın en büyük balkabağının yetiştirilmesidir. “yüzük”e karşı balkabağı…

Frodo tökezlese de Sam yardımcı olur; Frodo’nun imtihanı kaybettiği yüzüğü sahiplendiği sırada Gollum çıkagelir, Frodo’nun parmağını yüzükle beraber koparır… ki Gollum’da Hobbitgillerdendir.

Güce, iktidara ya da güç ve iktidarın yıkıcı gücüne dayanabilen hesaba katılmayan 1 hobbittir: Frodo; hayır 2 hobbittir: Frodo ve Sam; hayır 3 hobbittir; Frodo, Sam, Gollum; hayır 4 hobbittir: Frodo, Sam, Marry, Pippin; hayır 5 hobbittir: Frodo, Sam, Marry, Pippin,Gollum; hayır 6 hobbittir: Frodo, Sam, Gollum; Marry, Pippin ve Bilbo…

Sauron gözlerini uzaklara dikmişti. Bir yandan yüzüğü arıyor, bir yandan yüzüğü onu arıyor. Yüzüğü birilerinin alıp kullanmasından korkuyor. Denirki bu dünyada nazar değmeyecek tek şey akıldır. Herkes kendi aklını beğenir. Sauron böyle bir yüzük bulsa ne yapardı? Alır parmağına takar ve kullanırdı. Yüzüğün yokedilebileceği hele hele de bir hobbitin…iki hobbitin…üç hobbitin… sonunu getireceği…

Okunma Sayısı: 110
Kategori: Ramazan DOYUK
Etiketler: , , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Kes Traşı!

Zaman Makinesine bindik; ve gittik Milattan önce yüz yılına… Günlerden… Günü bilmiyoruz ama güneş tepemizde…...

Bayan Öğretmenden Az Kullanılmış İkinci El Hikayeler

 Lise talebesi, araba tutkunu… hayatta en sevdiği şey belki de arabalar. Çocuk yaştan itibaren araba...

Kelebek Konsun Dudağıma.

Dün akşam yatsı namazı için camiye gittim. ( Akşam ve yatsı şimdilik, inşallah 5’e doğru...

2015’de CHP % 85 Oyla İktidar

BAR(!) Stratejik Düşünce Üretme Merkezi “muhtemel” 2015 Genel Seçim sonuçlarını açıkladı. Buna göre: CHP %...

“13’ün Uğursuzluğu” ya da…

“13’ün Uğursuzluğu” ya da “Seni Leylekler Getirdi Yavrum” Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde...