Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Çakma Kent Şurası ve Çiftçi’ye Yanıt (I)


02 Mart 2012 00:01

Yorum Yapılmamış

Baki Çiftçi, arkadaşımızın, ‘Kıyı Kanunu'ndan bihaber, Şura üyeleri… ‘Tahmin etmek", ne demek?’ ve  “Kinayeli yazı yazmak mı? Tövbe…’ başlıklı yazılarımızla ilgili  “Kent Şurası ve Ali Tarakçı”

yazısını üç gün sayfamızda kamuoyu ile paylaştık. Çiftçi’nin yazdıklarına yönelik birkaç sözümüz olacak.
Öncelikle, kendisine şunu hatırlatmak isteriz. Bir başka gazeteye yazısını göndermesini hiç şık bulmadığımızı belirtmek isterim. Kent Şurası ile ilgili yazdıklarımızla ilgili üç gün boyunca yanıtlarına yer verdik. Bizimle polemik yapmak isteyen, düşüncelerimizi eleştirmek isteyen herkese ayrımsız sayfalarımızı açarız. Bundan gocunmayız. Bizi başkaları ile karıştırmamasını öneririz.
*****

Çiftçi’nin üç gün boyunca yayınladığımız yazılarında özet olarak ne söylediğinin bir kez daha altını çizelim ve ardından da kendi düşüncelerimizi bir kez daha yazalım.
“Mal bulmuş magribi” gibi Kent Şurası’na yönelik yazılar yazmışım ve detaylardan da çok faydalanmış. Güzel… İki de bir “ben cezaevindeyken” diye başlayan yazılar yazıyormuşum, buradan yola çıkarak da, ülke ile ilgili bildik sözleri ifade etmiş. Muhafazakâr mukaddesatçı iktidarların, her türlü muhalif düşünceyi düşmanca bastırdığını ben bilirmişim de, aslında bilmemezlikten gelirmişim.
*****
“Hizmet verenlerin dışında, hizmet alan, hizmet talep eden ki, belli bir amaç ve faaliyetleri yasalarca belirtilmiş kurumlardan oluşan bir tartışma ortamı ve muhalif duyarlılık yaratacağı inancı ve önerisiyle oluşmuş bir girişim” (miş) bizim şu ünlü Kent Şurası…
Çiftçi arkadaşım, bu cümlenin neresini tutsam elimde kalır ve yapılan önerme sivil girişimcilik açısından da sınıfta kalır. Sivil girişimlerde, sivil inisiyatiflerde “Yasalarca belirtilmiş kurumlardan oluşan….” dediniz mi, işte o iş orada biter. Ayrıca hizmet alan ve hizmet talep eden ne demek, anlamadım. Beni bilgilendirirsen çok sevinirim, cahilliğimi hoş gör.
*****
Baki Çiftçi arkadaşım, çakma Kent Şuraları, Kent Konseyleri, Kent Meclisleri muhalif yapılar değildir. İşte sizinle burada ayrışıyoruz. Altını bir kez daha çizeyim. Kent Şurası ‘yeminli Akgün muhaliflerinden’ oluşmaktadır. Bu sözümün arkasındayım. Yeminli düşmanlık, İbrahim Bilgin’i AK Parti yönetim kurulu üyesi olmaya götürdü. Farkında değil misin?
Kışkırtıcılık yapmamışım ama haksızlık yapmışım… Kışkırtılmak kötü bir şey değildir. Kışkırtıcılık genellikle, din kitaplarında günahı anlatır.
“Kışkırttı abi, öldürdüm.  Kışkırttı tecavüz ettim. Kışkırttı beni dinden, ahlaktan çıkardı abi.” Kışkırtılmak böyle bir şey galiba… Kışkırtmak gerekir hani, muhalif olanların yapması gereken de galiba budur.
Kışkırtmak, “Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek” gibidir. Ve hani iyi bir şeydir. Bak, ben yazılar yazmasaydım, Şura Yat Limanı konusunda bilgilendirme toplantısı bile yapmayacaktı. Ta baştan yapması gereken toplantı yazılarım sayesinde yapıldı. Konuyu bilmeyen Şura Üyeleri sayemde bilgilenmiş oldular. Şura’nın bilmeden bir konu hakkında muhalefet yaptığını kamuoyu bilmeyecekti. Sen üç günlük yazı yazmayacaktın. Az şey mi bunlar…
“Sen dikensiz gül bahçesi gördün mü sevgili Ali? Bilirsin gül ile diken doğal bir dengedir.” Demişsin ya, işte ben size dikenlik yaptım. İhtiyacınız olduğu ortaya çıktı.
Hem kışkırtıcılık hem dikenlik… İiyi şeyler olduğunu görmüş olduk.
*****
Hadlerini bildirmek; gazetecilik bazen de birilerine hadlerin bildirmektir, Çiftçi arkadaşım. Tam da senin dediğini yaptım yazdığım yazılarla.“Sivil girişimin” haddini bildirmek yerine, dâhil olup yanlışları göstermek daha bilgece ve demokratça bir davranış” diyorsun ya onu yaptım.    Yoksa pusuya yatıp fırsatını yakalayınca üzerine atlamadım. Hani pusuya yatmışımı da fırsat yakalamışım gibi eleştiriyorsun ya, gazetecilik yapmak gündemde ya da gündemde olmayan konuları gündeme getirmektir. Tartışmayı ve sorgulatmayı sağlamaktır. Kalem oynatmak ve haber yapmaktır.
Yaptığımız, pusuya yatmak asla değildir. Pusu kurmak bu topraklara özgü bir şeydir ama biz hayatımızın hiçbir evresinde pusu geleneğinin bir parçası da olmadık, savunucusu da…

Okunma Sayısı: 73
Kategori: Ali TARAKÇI

Yazarın Diğer Yazıları

Devletten Birazcık Akıl ve İzan Beklemek Nafile Bir Çaba mı?

Devletten birazcık akıl ve izan beklemek nafile bir çaba mı?’ Yüzsüz oyunu İtalya’yı anlatıyor, devletimiz...

Erdoğan Giderse Ne Olur?

Erdoğan giderse Türkiye Suriye’den çekilir. Erdoğan giderse FETÖ yeniden devlet olur. Erdoğan giderse APO affedilir,...

HDP’ye Kobani Operasyonları; Geçmişle ‘Hesaplaşma’ Vakti!

Neden böylesine bir dönemde HDP eski ve yeni yöneticilerine operasyon yapıldı? Kobani olayları nedeniyle yapılan...

CHP’Deki Bu Tartışma Kime Yarar? Vatandaş Kendi Derdine Yanar…

Vatandaşın tüketici kredisi ve kredi kartı borçları toplam 720 milyara yükselmiş. Açlık sınırı 2 bin...

Ah Muhtar Ah… Eksikleri Varmış… Televizyonu Yokmuş!

Bir Muhtar düşünün, sudan bahanelerle belediye tarafından yapılmış binaya taşınmıyormuş. Eksikleri olduğu için taşın(a)mıyormuş! Neymiş,...