Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bütçe Neden Yapılır?

CÜMLE KAPISI
Sadık TÜRK

19 Aralık 2010 00:01

Yorum Yapılmamış

Bütçe: En küçük toplumsal birim olan aileden başlayarak, Haftalık, Aylık, yıllık olmak üzere yapılır. Aslında bu birimlerin gelir giderlerinin planlanmasıdır. Yani planı yapan nereden ne kadar gelir elde edecek, bu elde edilen gelirlerini nasıl ve nerelere harcayacağını bilince işidir bütçe. Planı Toprağa bağlı bir aile yapıyorsa gelirlerini planlarken hangi tarlaya ne ekeceğini ne kadar ürün alacağını bunları nerede nasıl satacağının planını yapar. Ne kadar süt, ne kadar yumurta üreteceğinin planlar. Bunların parasal değerlerini toplayarak gelirlerini belirler, Harcayacaklarının nereye ne kadar olgunu da planlayarak bütçesini yapar. Aile: gelirlerini elde ettiği konuma göre plan ve harcama yapar. Buna göre köylü, esnaf, ya da emekçi aile ya da rant gelirlerine göre yaşıyorsa rantiyeci aile olarak ad alır. Devletlerde böyledir. Şirketlerde. Şirketlerin kuruluş amacı ve var oluş nedeni çok kazanmak olduğundan şu an bizim yazımızın konusunu oluşturmuyor. Yazımızın konusunu Daha çok devletin bütçesi ve TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’ nde görüşülmekte olan bütçe oluşturuyor. O halde bizde bütçenin bu iki karakteri olan gelirlerine, giderlerine bakalım.

A-Bütçenin gelir kaynakları nelerdir. İncelendiğinde gelirlerin en büyük dilimini Vergiler, (ÖTV. Ve ücretlilerden alınan vergile) Harçlar, Cezalar oluşturmaktadır. Bunu Özelleştirmelerden, (yani Bu güne kadar halkın yoksulluğu ve açlığı pahasına yaratılmış kamusal kurumların özel sektöre birkaç aylık geliri kadar bir paraya satılmasından.) elde eldenler.Bu gelirlere yakından bakıldığında. Kaynak halktır. Sermaye hesabını bilmektedir ve ne kadar vergi ödeyeceğine kendisi karar vermektedir. Muhasebe işleri ve mesleği de öz olarak sermayenin muhasebesini tutmak için ortaya çıkmıştır. Sermayenin vergisinin en az olmasının yol ve yöntemlerini bulma işi olarak yürümektedir. Diğer kesimlerden aldıklarını bu kesimlerin bilgi ve onayını almadan alan devlet hele işçilerden memurlardan daha gelir sahibinin eline ulaşmadan alır yani onlardan vermeden alır. Gelirini elde ettiği alana göre konumlanan aile ile devlet arasında çok fark yoktur. Devlette gelir alanına göre adlanır. Eğer devlet gelirlerini toplumsal üretim üzerinden elde ediyorsa sosyal, yok rant’ tan elde ediyorsa rantiyeci devlet olur. Yine gelirlerinin çoğunu cezalardan elde ediyorsa ceza zorla tahsil edilen olduğundan. Gelir büyüklüğüne göre zorba yanı ağır basan yâda; hayatı iyi düzenleyemediğinden, vatandaşı cezalandıran konumuna düşer ki nasıl olursa olsun gönüllülük ilkesinin olmadığı yöntem zorbadır. Bu durumun niyetimizle ilgisi yoktur. O sıfatını yaptığı ile hak eder.

B- Gelirlerin Harcanması: Burada da Bütçe yi yapan elde ettiği geliri nasıl harcayacağını belirler. Gerçi perşembenin gelişi çarşambadan belli olurmuş. Gelirlerinin ezici çoğunluğunu güçsüzden ve rıza aramadan elde eden alan devlet. Harcarken de, güçsüzden aldığını güçlünün daha da güçlenmesine harcamaktadır. Bakalım Bütçemizde üretimin artırılmasına, Eğitim parasız ve kaliteli olmasına, vatandaşın sağlıklı yaşamasına, ne kadar harcanıyor, Faizcilere, rantçılara, ne kadar ayrılıyor, İç içişleri, Milli Savunma, Diyanet işleri, Sanayi ve ticaret, Dış işleri bakanlıklarına ayrılan payların durumu ile Milli Eğitim, Çalışma ve sosyal güvenlik, Sağlık bakanlığı paylarına bakmak lazım. Bizim Ülkemizde güçsüzlere yönelik hizmet veren bakanlıkların bütçesi azalırken, Güçlülere yönelik harcama kalemleri hep arta gelmiştir. 24 OCAK 1980 kararları ve takip eden darbeden bu yana devlet sürekli sosyal alandan çekilerek, genel davranış kuralı olarak zoru geçerli altın kural kabul ettiğinden beri A sosyal bir devlet olma yolunda ilerlemektedir.

Kendisi zoru ve zor yöntemini baş tacı yapanlar, Bu gün öğrencilerin yumurtalı protestolarından alınmaktadırlar. İyi ya siz güçsüze karşı zor kullanmayı bu topluma öğretmiyor musunuz? Orman kanununu siz uygulamıyor musunuz? Bütçesini sosyalleştirmek için uğraşan işçinin karşısına devleti tüm kurumlarıyla dikerken, sendikalaştıkları için işçileri işten atan işverene var olan güdük yasaları bile uygulamayan, uygulatmayan sis değimlisiniz, devletin kolluk küvetlerini her durumda işverenin safında içinin karşınsında konumlandıran, Okullarımızda harçlara haraçlara, Haksız ulaşım zamlarına karşı çıkanları, Gazlattırıp, Coplattırıp, bunlarda yetmedi hapislerde yatırıp. Gayri insani kazanıp gayri insani harcamayı koruma altında tutan siz değimlisiniz. Ne yapalım üzüm üzüme baka baka kararıyor. Topraklarımız kirletilmesin, kıyılarımız ve ormanlarımız yağmalanmasın diyen temiz nefes alma hakkını savunan köylülere Kasımpaşalı recep gibi davranan siz değimlisiniz.

Maliye bakanının hakkını da yemeyelim o gençliğe örnek olduklarını kabul ediyor olmalı ki, Yoksullara yönelik bütçedeki sözüm ona artışları yumurta hesabı ile açıkladı. Bakan bütçenin gayri insaniliğinin, adaletsizliğinin farkında ki. Yoksulların gelirlerinde sözüm ona artışların, emekli maaşlarının, asgari ücretin, onlara yumurta olarak geri döneceğini biliyor olmalı ki açıklamasını yumurta hesabına döktü.

Ne diyelim bu dünya etme bulma dünyasıdır.

Okunma Sayısı: 95
Kategori: Sadık TÜRK

Yazarın Diğer Yazıları

Özgürlüğün, Barışın ve Kardeşliğin Hüküm Sürdüğü Bayramlar Diliyoruz

Savaşın ve şiddetin hüküm sürdüğü, sömürü ve baskının artarak devam ettiği bir dönemde, bir Ramazan...

Kamu Emekçileri Sendikalarından Basın Açıklaması

Dün saat 13.00 da Kamu emekçileri sendikaları Antalya şubelerince Hükümetin Kamu Emekçilerine layık gördüğü...

Üç Çocuk Üç Uygulama, İyi Çocuklar, Kötü Çocuklar

Bu gün yazımda çocuklara yönelik üç uygulamadan, İki tutumu irdeleyeceğim. Hani devlet yöneticilerimiz miting alanlarında,...

Toplum, Devlet, Ulaşım Ve Bilim

İnsanoğlunun iki kişiden fazla bir arada yaşamaya başladığından bu yana, Toplu yaşam hem nicel hem...

Bilimsel Olanda Birleşmek

Bilim nesnel gerçekliği temel alır. O gerçekliği bilimsel kriterlere uygun irdeler tanımlar. Yani somut durumun...