Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bugün O Gündür


05 Nisan 2020 00:03

Yorum Yapılmamış

Mallarını gece gündüz, gizli ve açık Allah yolunda verenlerin mükafatı Rableri katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”

Pandemi dedikleri küresel salgın sadece sağlığımızı olumsuz etkilemekle kalmıyor, bütün ülkelerin ekonomisini de olumsuz yönde etkiliyor.

Bu küresel salgının tedavi ve aşı kısmı uzmanların işi. Bizim bu konuda dua dışında yapabileceğimiz bir şey maalesef yoktur. Ancak işin iktisadi yönü ile ilgili olarak biz vatandaşların da yapabilecekleri bir şeyler vardır.

Bugün dünyada ekonomiyi durdurma noktasına getiren bir felaket ile karşı karşıyayız. Dünyayı sarsan koronavirüs hastalığı ülkemizin de ekonomisini etkileyecek. Vatandaşım aç ve açıkta kalmasın, diyen devletimiz, milyonlarca aileye aylarca on milyarlarca (katrilyonlarca) lira para yardımında bulunuyor, bulunacak. Erzak yardımı ve diğer harcamaları da sayarsak devasa bir rakama ulaşan bu giderler devlet bütçesinden çıkıyor.

Salgın belirtilerinin ülkemizde görüldüğü ilk günden itibaren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan çıkıp, “Hiçbir vatandaşımız kaygı duymasın, ekonomik olarak üzerimize düşeni yerine getireceğiz” dedi ve emekliye, işsize, esnafa, mağdur olan ve olacaklara nakdi yardımda bulunacağını söyledi ve bunun için 100 milyar (100 katrilyon) lira ayırdığını açıkladı. Bu süreçte pek çok ülkede ve belki de bütün dünyada ekonomik durgunlukların (resesyon) bekleneceği de unutulmamalı.

İşte tam da burada devletimizin iktisadi olarak daha ağır bir bedelle karşılaşmaması için bizlerin bu yüke omuz vermesi gerekiyor.

Şimdi,

Önümüz mübarek Ramazan ayı. Pek çok vatandaşımız zekat, fitre ve sadakalarını bu aya bırakıyor. Kimimiz zekatını, ama hepimiz sadaka ve fitremizi veriyoruz.

Benim fazla param yok, gibi üzüntülere kapılmayın ve kompleks yapmayın. Bakın, dünya kadar tanıdığım benim bağışladığım paranın 5 katı 10 kat fazlasını verdi ve ben evimin “demirbaş masraflarını” kısarak maaşımın üçte birini bağışladığımı açıkladım. Ne bir eziklik ne kompleks ne de bir üzüntü duydum. Çünkü herkes sahip olduğu kadarının oranı ile sevap kazanır.

Hz. İsa’nın as hikayesini bilirsiniz. Bağış toplandığı bir günde insanlardan kimileri değerli altın bileziklerini veriyor, kimileri pahalı altın kemerlerini, kimileri de çok kıymetli mücevher kolyelerini bağış diye veriyor. Ama oldukça yaşlı bir kadın o dönemin en küçük parasını/pulunu (günümüzün 5 kuruşunu) getirip bağış olarak veriyor. Orada hazır bulunan herkes, bu da bağış mı, böyle bağış mı olur? diye düşünürken Ruhullah as onlara döner ve “O hanım en büyük sevabı kazandı” der. Yanındakiler, “Ey Allah’ın elçisi nasıl olur? Altınlar, mücevherler, pırlantalar verenler oldu, bu hanım ise bir pul verdi, nasıl en büyük sevabı o kazandı?” diye sorarlar.

Kendisine ilim ve hikmet verilen İsa as işin hikmetini de açıklar:

Herkes yaptığı bağıştan başka geriye bir şeyler bırakmıştır, zira herkesin geride bırakacağı bir şeyleri vardı, lakin o yaşlı kadın bütün parasını, bütün varidatını verdi ve geride bir parça kuru ekmek alacak parası bile kalmadı der.

Size Hz. Ebu Bekir’in ra infakını, tasaddukunu hatırlattı değil mi?

Anlayacağınız, benim infakım az, ben vermeyeyim, demeyin ve bu büyük sevaptan geri kalmayın.

Bir de,

Bu milleti 50 yıl boyunca himmet diyerek soyan FETÖ ve kankası malum çevrenin, “zırnık yok” basitliğine aldırmayın. Milletimiz ilk dakikalardan itibaren “ya Allah”, deyip infaka başladı bile.

Bakınız, onlar “zırnık yok” derken, Amerikalı sanatçı Della Miles, “Ben de varım” dedi ve anında EFT ile bağışını gerçekleştirdi. Ancak Amerikalı bu bağışçının beni duygulandıran parası değil, destek için gönderdiği mesajıydı:

“Şu an Türkiye dışındayım, ancak kalbim sizlerle… Bu yaptığım sizin güzel yüreğinizin yanında hiçbir şey, ama benim de katkım olsun istedim. Biz Bize Yeteriz Türkiyem…” 

Amerikalı bunu söylerken, Yılmaz Özdil’in, adı dışında hiçbir özelliği olmayan kitabına 2 bin 500 lira verenler FETÖ’ye uyarak “Zırnık yok” diyorlar.

Olsa şaşırırdım!

Asıl, bir asırdır bu devleti arkadan hançerleyenlerle iş tutanlar, bu milleti -haşa- “angut” gibi görenler bu bağışa destek verselerdi şaşırırdım.

İnsan ülkesini kininden daha çok sevmeli, derdinden, hevesinden daha çok sevmeli. Çıkmış birileri, “Vatandaşı soyuyorlar”!

Bre dangalak, bu gönüllü bağıştır, gönüllü. Yani isteyen veriyor, üstelik pek çoğu zaten düzenli verdiği zekatını, fitre ve sadakasını veriyor. Vermeyene kimse neden vermediğini sormuyor.

Doğru ya, sen ne anlarsın bağıştan?

Elazığ, Van depremi için de aynı basit bahaneler bulmadınız mı?

Allah sizlere muhtaç etmesin.

 

 

Okunma Sayısı: 155
Kategori: Ahmet AY
Etiketler: , , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Biz Sırtımızı Darbeye Yaslıyoruz

Subaylar rahatsız! Ordu göreve! Gider ama nasıl gider? İp hazır!.. gibi sözler CHP’lilerin 27 Mayıs...

Anadolu’da Yaşıyorsanız Saf Olmayacaksınız

Gün yoktur ki sosyal medya üzerinden İslam’a hakaret eden birleri çıkmasın. Sahte hesapları geçtim, tanınmış...

Libya’da Sona Doğru Mu?

Libya 2011’de Muammer Kadaffi’nin öldürülmesi ile iç savaşa sürüklendi. Bugün çift başlı olan Libya’da Türkiye’nin...

Darbelere karşı Çanakkale Ruhu ve CHP

Kendilerini modernist, uygar olarak pazarlasalar da bu ülkenin en bağnazı olduğu gibi batıl inancı en...

Osmanlı’yı Yıkan Tayfa’nın Torunları

2000 yıllık devlet geleneğine sahip olan Osmanlı İmparatorluğu’na 200-250 yıllık “Çöküş süreci” belirleyen İttihat ve...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.