Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bir Oğul Evlendirmek ve Ömürden Ömür Vermek…


04 Temmuz 2012 00:01

Yorum Yapılmamış

Bir aydır yaptığım koşturmaca nihayet hafta sonu noktalandı. En büyük oğlum Can’ı evlendirdik. Bir aydır büyük bir stres noktalandı.   Noktalanmasına noktalantı da ömrümden de ömür gitti.

Nikahın düğünün her ayrıntısı ile ilgilenmek, davetiyeleri dostlara, akrabalara, arkadaşlara ulaştırmak. Hemen yanı başında bulunan bir dostu unutmamak için kılı kırk yarmak… Buna rağmen yine unutulanlar olması…

*****

Bir mutlu gününüzde, davetiyeler dağıtılmış, telefonlar edilmiş, uzaktakilere ulaşılmış ve mutlu gün… 
Beklenen gün geldiğinde ise sıkıntılı bir bekleme…
Beklenen dostlar gelecek midir? 
Ya gelmezlerse, ya salon dolmazsa, ya salonda birkaç çicek olursa… Ya o gün hiç beklenmedik aksilikler olursa…
Gazeteyle yaklaşık bir aydır ilgilenemiyorum. Günlük yazılarıma ara verdim. Gazeteyi ya internetten ya da ertesi gün okuyabildim. Şu anda bu satırları yazarken, Cumartesi gazetesini daha okumadığımı fark ediyorum.

****

Beklenen gün geldiğinde, bir organizatör gibi her ayrıntıyı       gözlemlemek… 
Salona gelen çicekleri yazacak arkadaşımlarım, fotoğraf çekmişler sanki sahibine gönderecekler çektiklerini… 
Yazması gerekirken, yazılmadık bir yığın çicek… Doğal olarak çicek gönderen dostlarımıza teşekkür edememek. Teşekkür ilanında onlara yer verememek…  Onlardan özür diliyorum… Benim eksikliğim kabul    etsinler

Yüzlerce davetlinin arasında unutulan, protokol dostlarımızdan da özür diliyorum.

****

O gün salonda yalnız bırakmayan, mutluluğumuzu paylaşan tüm dostlarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yurt dışından gelen dostlarımla ilgilenemememe rağmen onlara teşekkür ediyorum. İyi ki varlar… 
İyi ki, insanın dostları, arkadaşları var. Mutlu ve acılı günlerde ortaya çıkıyorlar. İşte o zaman anlıyorsunuz, geride bıraktığınız izleri…

****

Salonda kimi dostlarımı çok aradım. Gelmediler. Düğünden önce, düğün anında ve sonrasında mazeretlerini belirten açıklamalarda bulundular.   Nezaketleri için teşekkür ettim, kendilerine… Ama gönlümün bir yerinde onlar için bir kırgınlık var.
Beklerdim, o salonda yanımda olmalarını… Çünkü ben olurdum, olmuştum onların mutlu günlerinde de, en acılı günlerinde de… 
Hem de en kötü günlerinde yanında olduğum kimileri de yoktu.

****

Düğünden önce oğluma şunları söyledim: “Bir insan ne zaman baba olduğunu anlar?” sorusunu Ali Kaptan’a soran “Öyle bir geçer ki, zaman” dizisinin Cemilesi, kendi sorusuna şöyle yanıt veriyordu. “Bir anne, karnında hissettiğinde anne, bir baba ise kucağına aldığında.” 
Bence babalar, baba olduklarını çocuklarının sorumlulukları ortaya çıktığında anlarlar… Anneler ise doğuştan kazandıkları bir yetenekle, bebeği karnında hissettikleri anda… 
Ya çocuklar annelerini, babalarını ne zaman anlarlar? Erkek çocuklar, baba olduklarında, kız çocuklar ise anne olduklarında. Bundan önce asla mümkün değildir. 
Her baba çocuğunu iyi yetiştirdiğini düşünür. Çocuklar ise bunu ancak büyüdüklerinde takdir edebilirler. Ve baba olduklarında babalarını    anlayabilirler.

*****

Dertleşmemiz böyle devam etti. Ve son olarak ise şunları söylemiştim.   İnsanların hayatta bir babaları, bir anneleri ve kardeşleri olur. Ve hiç bir çocuk annesini ve babasını tercih etmez. Baba ve anneler de çocuklarını tercih etmezler. Öyle olması gerektiği için öyle olmuştur. Ama aşklarımızı, eşlerimizi, sevgililerimizi tercih edebiliriz. Bir gün tercihlerimizi değiştirebiliriz. Çok sevgili, çok aşk, birkaç eş de olabilir hayatlarımızda. 
Hayatını ona göre kur. Vazgeçemeyeceğini zannettiğin, o olmazsa ölürüm zannettiğin insanlar bir gün hayatından çıktığında, geride sadece bir daha ikincisi olmayacak olanlar kalır.

****

Nikah salonunu çicek bahçesine çeviren, telgrafları ile mutluluğumuzu paylaşan, mutlu günde yalnız bırakmayan, ‘bir ihtiyacın var mı?’ diye soran tüm dostlarıma teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız…
Mazeretli ya da mazeretsiz gelemeyen dostlarıma ise sadece selam gönderiyorum. Mazereti olmadan gelmeyen dostlarıma ise, bilmelerini isterim ki, gönül koymuşumdur.
Son söz: Can’a, Okyanus ve Akdeniz’e… İyi ki çocuklarımsınız. İyi ki varsınız.  Zor günümde yanımda olan ve yaşadığım gerginlik ve stresten dolayı üzülmesine neden olduğum sevgili eşim Aynur’a da gösterdiği olgunluktan dolayı çok teşekkür ediyorum. 

Ve nikah ve düğünde fırsat olsaydı; şunu söylemek isterdim: Sevdiklerinizin sevdiklerini sevin. Yoksa mutlu olamazsınız. Hep sorun olur, yaşayacaklarınız… Bugün anlamazsın ama zaman geçtikçe anlarsın. Ancak hayatında asla bir ikincisi olmayacaklar bir gün olmadıklarında, içindeki cehennem ateşi kavurur… Ne olursa olsun, çocuklarınız için sorumluluklarınızı yerine getirin…

Okunma Sayısı: 91
Kategori: Ali TARAKÇI

Yazarın Diğer Yazıları

Devletten Birazcık Akıl ve İzan Beklemek Nafile Bir Çaba mı?

Devletten birazcık akıl ve izan beklemek nafile bir çaba mı?’ Yüzsüz oyunu İtalya’yı anlatıyor, devletimiz...

Erdoğan Giderse Ne Olur?

Erdoğan giderse Türkiye Suriye’den çekilir. Erdoğan giderse FETÖ yeniden devlet olur. Erdoğan giderse APO affedilir,...

HDP’ye Kobani Operasyonları; Geçmişle ‘Hesaplaşma’ Vakti!

Neden böylesine bir dönemde HDP eski ve yeni yöneticilerine operasyon yapıldı? Kobani olayları nedeniyle yapılan...

CHP’Deki Bu Tartışma Kime Yarar? Vatandaş Kendi Derdine Yanar…

Vatandaşın tüketici kredisi ve kredi kartı borçları toplam 720 milyara yükselmiş. Açlık sınırı 2 bin...

Ah Muhtar Ah… Eksikleri Varmış… Televizyonu Yokmuş!

Bir Muhtar düşünün, sudan bahanelerle belediye tarafından yapılmış binaya taşınmıyormuş. Eksikleri olduğu için taşın(a)mıyormuş! Neymiş,...