Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bir Gün Ne Sınırlar Kalacak, Ne de Devletler


05 Kasım 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

 Pazar günü kalp krizi geçiren Sevgili Amcamızı önceki gün ebedi yolculuğuna uğurladık. Yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza, yakınlarımıza ve arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.
Edirne AK Parti Milletvekili Dr. Mehmet Müezzinoğlu’na, Sinop CHP Milletvekili Engin Altay’a, Çatalca Belediye Başkanı Cem Kara’ya, Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar’a, Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün’e, Beylikdüzü Belediye Başkanı Yusuf Uzun’a, Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu’na, Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay’a, Sinop AK Parti eski Milletvekili Abdurrahman Dodurgalı’ya, Esenyurt Kurucu Belediye Başkanı Dr.

Gürbüz Çapan’a, Avcılar AK Parti İlçe Başkanı Gürsel Balaban’a, Avcılar CHP İlçe Başkanı Bayram Acar’a, CHP Çatalca İlçe Başkanı Süleyman Kolcuoğlu’na, cenaze dolayısıyla her türlü desteği veren Küçükçekmece Belediyesi Özel Kalem Müdürü Ömer Okumuş’a, Büyükçekmece Belediyesi Özel Kalem Müdürü Hasan Akkuş’a, Avcılar Belediyesi Basın Danışmanı Muhlis Polat’a, Silivri Belediyesi Basın Danışmanı Melis Avcı’ya, Büyükçekmece Belediyesi Basın Danışmanı Vedat Denizer’e, Beylikdüzü Basın Danışmanı Hüseyin Köroğlu’na, Esenyurt Belediyesi Basın Danışmanı Metin Karakoç’a, sevgili meslektaşlarıma, telefon eden, bizzat cenazeye katılan arkadaşlarıma, dostlarıma ve gazeteci arkadaşlarıma teşekkür ederim.
****
Boşuna dememişler, “mutluluklar paylaştıkça çoğalır, acılar paylaştıkça azalır” diye. İyi ki, insanların dostları, sevdikleri, yakınları ve arkadaşları var.
İnanın acılar azalıyor.

Ya kimsecikler gelmese… Yalnız başımıza kaldırsak sevdiklerimizin cenazesini…
Ölüm acısı içinizi yakarken, birde o acı yakar kavururdu bizi.
Sevgili amcamın cenazesinde toplananları caminin avlusu almadı.
Mezarlıkta oldukça kalabalıktı. Amcamın sevdikleri, bizlerin sevdikleri yalnız bırakmamıştı, acımızda.
Acımıza ortak oldular…
Birkaç gün sonra kalabalıklar dağıldığında amcamın evinde herkes baş başa kaldığında acı daha büyüyecek… Bunu biliyorum.
Bizim acımız, yengemizin ve çocuklarının acısının yanında nedir ki?

Onların yüreği kat ve kat fazlası ile yanıyor.
Ciğerlerini yakıyor…
****
Ölüm her faninin er geç tadacağı ve buluşacağı bir gerçek.
Dünyaya gelmenin bir anlamı varsa, ölümünde bir anlamı var.
Yaratan gerçeği olmasa, ölüm dayanılmaz olurdu.

Her ölümü bir nedene bağlayarak, ölüm acısını hafifletmeye çalışıyoruz.
Tüm buna rağmen yıkıcılığı tarifsiz.

Doğumun mutluluğu, ölümün dayanılmaz çaresiz acıları.
Her ikisi hayatın ta gerçeği.
Mutluluk ve mutsuzluk, ağlamak ve gülmek, doğum ve ölüm gibi…
Biri olmadan diğeri bir şey ifade etmiyor. Anlamsız kalıyor.
Tez ve anti tezin, sentezi… Yani hayatın kendisi gibi.

Doğduğumuz gün ölmeye başlıyoruz aslında.
Kum saati gibi.

Bir şişenin içindeki kum taneleri gibi, akıyor bize armağan edilen hayatın dakikaları.

Ve biz her gün ölüme doğru, başka bir hayata doğru ilerliyoruz.
Bize armağan edilen hayat denilen dakikalar, kum taneleri gibi azaldıkça ölümün çaresizliğine doğru akıyoruz.
****
Birkaç on yıl sonra hayatlarımız daha da uzayacak.
Daha genç görüneceğiz ve daha sağlıklı.

Hayatın tüm alanlarında yapay zekalı robotlar yer aldığında, hayatın anlamı daha farklılaşacak.
Kendi kendine düşünen ve üreten robotlar… Sadece duyguları olmayan…
İşte o gün ölümde, doğumda hayatın kendisi de daha farklı olacak ve yaşanacak.

Üretimde robotlar, hayatın tüm zevklerinde en üst yaşayan insanlık…
Bugünün hastalıklarının yenildiği ve konuşulmadığı, aynen verem gibi…
Hayal değil merak etmeyin. Birkaç 10 yıl sonra… Ve biz görmeyeceğiz.
Duyguların yaratıcılığında insanoğlu daha mutlu olacak.

Farklı yıldızları yeni dünyaları eğleyecekler.
Ne sınırlar kalacak, ne devletler.

Tek dünya, tek millet… Tek bayrak, tek para birimi… Tek parlamento, tek polis gücü…
Ne mutlu o hayatı görecek olanlara…

Bugün sorun olan hiçbirşey o gün sorun olmayacak.
Onların zorlukları belki de bizim hayal edebileceklerimiz bile olmayacak.
Ölüm ise gerçek olmaya devam edecek, aynen doğum gibi.

Dün hayal olan bugün
gerçek oluyor…

Bu hayale inanmıyor musunuz? Yazık, hayatın nasıl aktığının farkında bile değilsiniz. Anadolu topraklarında tam 168 devlet kurulmuş.
Bunlardan sadece 4’ü Türk devleti.
168 devlettin her biri yüzyıldan fazla yaşamış.
100 yıldan daha az hüküm süren devletler bu sayın içinde değil.
Avrupa’da bugün ortak para, ortak bayrak, ortak parlamento, ortak polis gücü kullanan devletler tarihte birbirlerine öyle düşmanlar ki, taş üstünde taş koymamışlar.

Dün hayal olan bugün gerçek olmuş. Aynen bugün hayal olanın gelecekte gerçek olacağı gibi…

Okunma Sayısı: 104
Kategori: Ali TARAKÇI

Yazarın Diğer Yazıları

Devletten Birazcık Akıl ve İzan Beklemek Nafile Bir Çaba mı?

Devletten birazcık akıl ve izan beklemek nafile bir çaba mı?’ Yüzsüz oyunu İtalya’yı anlatıyor, devletimiz...

Erdoğan Giderse Ne Olur?

Erdoğan giderse Türkiye Suriye’den çekilir. Erdoğan giderse FETÖ yeniden devlet olur. Erdoğan giderse APO affedilir,...

HDP’ye Kobani Operasyonları; Geçmişle ‘Hesaplaşma’ Vakti!

Neden böylesine bir dönemde HDP eski ve yeni yöneticilerine operasyon yapıldı? Kobani olayları nedeniyle yapılan...

CHP’Deki Bu Tartışma Kime Yarar? Vatandaş Kendi Derdine Yanar…

Vatandaşın tüketici kredisi ve kredi kartı borçları toplam 720 milyara yükselmiş. Açlık sınırı 2 bin...

Ah Muhtar Ah… Eksikleri Varmış… Televizyonu Yokmuş!

Bir Muhtar düşünün, sudan bahanelerle belediye tarafından yapılmış binaya taşınmıyormuş. Eksikleri olduğu için taşın(a)mıyormuş! Neymiş,...