Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Belediyelerin Yaptırdığı Binalar Üzerine

SİSİFOS'UN KADERİ
Hüseyin ŞENGÜL

07 Haziran 2012 00:01

Yorum Yapılmamış

Gazete olarak bir süredir bölgemizdeki bazı belediyeleri gezdik. Hemen hepsinde dikkatimi çeken ortak bir nokta var: Az sayıda binayı saymazsak, belediyelerin yaptırdığı binalar amacına uygun bir kullanıma sahip değiller!Kültür merkezleri, nikâh salonları, belediye ek hizmet binaları, okullar vb. binalarda mimari bir çarpıklık, yetersizlik var. Bir kere estetik değiller. Ve en önemlisi de bina, amacına uygun yapılmamış. Üzülerek belirteyim ki, binaların bu halde olmalarının nedeni, arsa sıkıntısı da değil. Hani yer çok küçük olur da, ona göre yapılan bina da, ister istemez amacına uygunlukta yetersiz kalır. Hem arsa yetersizse, yapmayın! Ne diye kaynak israf ediyorsunuz?
Gördüğüm binaların çoğunda arsa yeterli. Ancak bu yeterlilik, yeterince değerlendirilmemiş. Binanın mimarisi bir garip. Bilgiçlik taslamak istemem ama bunların mimarisine aklım ermedi! Mimarlıktan anlamam. Örneğin ev almak isteyen herkesin de mimarlıktan anlaması gerekmiyor. Eve bakarsın, hoşuna giderse alırsın. Ben de bu binalara baktım ve hoşuma gitmedi. Bu görüşümü beyan etmek için mimarlıktan anlamam ve orası için bir proje oluşturmam da gerekmiyor!
Ben bir tüketiciyim; bütün o binaların tüketicisi.

Estetiğine, boyutlarına, ferahlığına, kullanılabilirliğine, ışığına, düzenine, mekânın amacını ne ölçüde karşıladığına bakarak karar verebilirim. Nitekim böyle yapmaya çalıştım.
Sayın belediye başkanları, böylesi binalar için kaynaklar israf edilmiştir dememe kızmayın! Bizler hizmet için bu binaları yapıyoruz, bir de beyefendiye beğendiremiyoruz demeyin. Elbette her yapılanın herkes tarafından beğenilmesi şart değil. Her şeyde bir kusur da bulunabilir. Ancak benim itirazımın bunlarla bir ilgisi yok. İnsanlar yaptıklarını (art niyetliler ve bilerek kötülük yapanlar hariç) olumlu ve doğru gördükleri için yaparlar. Sizlerin durduğu yerden böyle görülmesi de doğal. Bir de masanın bu tarafına geçerek bakın bakalım, ne göreceksiniz?
Mimari sakatlıklar dedim. Birçok mimar, projenin niteliğinden çok, parasına bakıyor herhalde? Binaların mimari projesini hangi mimar yaptıysa, onun adı binanın girişine bir plaket olarak yazılsa da, halk da görse. Böyle bir yasa hala çıkarılmadı! Neden olabilir acaba?
Elbette belediye başkanlarının o binalar için mimarları yönlendirip yönlendirmediğini, onlara kendi görüşlerini dikte edip ettirmediklerini bilmiyorum. Böyle bir iddiada bulunamam. Ancak böyle bir durum yoksa mimarlar o binaları kendi özgür iradeleriyle çizdilerse, durum çok daha vahim demektir.

Özellikle okullarda bir Selçuklu mimarisidir, tutturulmuş gidiyor. Bunu ayrıca yazmaya çalışacağım. Estetik, sanata ait bir kavramdır. Ve diğer bilimlerden/alanlardan en çok da mimarlığa uyar. Yani mimarlığın bir ayağı ölçülerse, diğer ayağı da estetiktir. İddia ediyorum, inşaat sektörünün bu denli yaygınlaştığı ülkemizde, mimari estetik, yerlerde sürünmektedir. Bunun başlıca nedeni ise, mal sahiplerinin arsız kar hırslarının belediye makamlarında karşılık bulmasıdır!
Bir bina kültür merkezi olarak yapılıyorsa, o mekânın gerekleri neyse öyle inşa edeceksiniz. Bir bina nikâh salonu veya spor salonu olarak inşa ediliyorsa, amacı doğrultusunda bir mekân inşa edeceksiniz. Hâlbuki bunların bir kısmı da işyeri mantığıyla inşa edilmiş. Binanın dışı çirkin, girişleri küçük, merdivenleri dar, irtifası düşük, aydınlığı yetersiz, bölümlerin, salonların, odaların kapasitesi yetersiz vb. şekilde inşa edilmiş bir binanın hatası telafi edilebilir mi? Bunun yapılabilmesi için o binanın yıkılıp yeniden yapılması gerekir. Kaynakların son derece sıkıntılı olduğu bir ortamda bu mümkün değildir ve korkunç bir israftır. Onun için inşaat vb. yapılan işlerin hatasının telafisi yoktur. Bozuk kentler bunun için kısa vadede düzeltilemiyor.
Gezdiğimiz belediyelerin hepsinde de bu alanda hem iyi hem de kötü örnekler var.

Okunma Sayısı: 90

Yazarın Diğer Yazıları

Yedi Düvel Teraneleri

Eskiden yedi düvel olarak İngiltere, Fransa, Avusturya-Macaristan, İtalya, Almanya, Rusya devletleri kastedilirken, sonraları bütün dünya...

Anlamak mı Kutsamak mı?

Siyasetin, kültürün ve hatta toplumsal yaşamın Kemalizm ve İslam referanslı siyasetin arasına sıkışmışlığının yarattığı paradoks...

Şanslı kuşağız!

Çok farklı toplumsal yaşam biçimlerini bir arada yaşayan 78 kuşağı, diğer kuşakların ‘tek tipliliğine’ karşın,...

Telafisi Mümkün Olmayan İşler

Bir toplum sisteminde (veya devlet idaresinde) telafisi mümkün olmayan işlerin başında hangi idari birim gelir?...

Ülkücüler Kendinize Hiç Sordunuz mu?

Sizlere ideolojiden, politikadan, ülkedeki sistemden söz etmeyeceğim. Sizlere tarihten, sloganlardan, siyasi kimliğinizin oluşması koşullarından da...