Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Bayram Hasbıhâli

Hasan Celal GÜZEL

05 Eylül 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Sevgili okuyucular, koskoca bir dokuz günlük Bayram tatilinin yine sonuna geldik. Bizim devletimiz bir tuhaftır; para konusunda ne kadar cimriyse tatil konusunda o kadar cömerttir. İkide bir kararnameyi çıkarır, devletin kesesinden tatili bağışlar. Rahmetli Özal, ben fazla tatillere itiraz edince, ‘Bırak Hasancığım yahu! Sanki tatil olmasa çok çalışıp iş mi çıkaracaklarını zannediyorsun?’ demişti. Malum ya, kendisi devletçi bürokrasinin hantallığına çok karşıydı ve bunu hep değiştirmeye çalışmıştı.

Şekerin hiç bayramı mı olur yahu?!
Efendim, bendeniz bu mübarek ‘Ramazan Bayramı’na ‘Şeker Bayramı’ denilmesinden hiç mi hiç hoşlanmıyorum.

Her yıl bayram yazılarımda bu kızgınlığımı dile getiririm. Şekerin de bayramı mı olurmuş yahu?!…Sırf bayramda misafirlere şeker ikram edildiği için, otuz günlük ramazan orucundan sonra gelen Ramazan Bayramı’nın adını, sanki unutturmak istercesine, Şeker Bayramı diyen ‘mânâ fakiri’ cühelâ takımına çok acıyorum. Şeker kamışı mahsulünü kaldıran tropikal bir ada ülkesi olsak, hasat festivali gibi bir şeker bayramı yapmaya hakkımız olurdu. En iyisi ikisini de kullanmak… Anadolu’nun mütevazi insanlarının yüzde doksandokuz çoğunluğu ‘Ramazan Bayramı’ demeye devam etsin; aslında bizden bir parça olan, azıcık sosyetik ve de medyatik dostlarımız da Ramazan Bayramı’nı lâikleştirerek Şeker Bayramı desinler, bol bol şeker yesinler…

Bayram Ramazan’ın devamıdır
Efendim, Bayramlar da Ramazanlar kadar mübarek ve mukaddestir. Ramazan boyunca orucunu tutup da Bayram günü şişenin başına oturanların, Ramazan günü kafayı çekenlerden hiç farkı yoktur. Hoş, doğrusuyla eğrisiyle bunların hepsi de bizim insanımız. Ama, yahu kardeşim! İlle de içeceksen üç gün daha sabretsen kıyamet mi kopar?…
Ya bayram ziyaretinde misafirlerine çikolatanın yanında ‘likör’ ikram eden sözüm ona sosyetik takılanlara ne demeli?!… Sabah sabah böyle şeker bayramlı sosyetik birkaç kapı gezer de verilenleri içerseniz, öğleye kalmadan kafayı bulmanız işten bile değildir.

Kardeşim, eğer canın likör içmek istiyorsa oturur içersin. Ama ille de bayram günü misafirlere zorla içirmenin, hele içmeyenlere mânâlı mânâlı bakıp Bin Ladin muâmelesi yapmanın âlemi var mı?…
Her ne kadar eleştirsem de şekercisiyle, likörcüsüyle ben bu memleketteki herkesi seviyorum ve kucaklıyorum.

Bayram kaçkınları
Haa, bir de ‘Bayram kaçkınları’ var. Eğer tatil konusunda bir hayli cömert olan devletimiz kararname çıkarıp birkaç günlük ilâve yapmışsa ne âlâ… Yapmamışsa dahi, ne yapıp edip bayram tatilini dokuz güne tamamlayarak soluğu güneyde veya eğlencesi bol bir yerde almayı alışkanlık hâline getirenlerden söz ediyorum. Yahu, zaten senede sadece bir iki defa hatırını soracağınız büyükleriniz, akrabalarınız, dostlarınız, komşularınız var; bırakıp lüks otellerde para yemenin âlemi var mı?… Sonra gelsin visa kartı borçları, uzayıp giden taksit ödemeleri, bıktırıp usandıran tüketici kredileri…

Eskiden, bayram ziyaretleri için 3-4 gün kâfi gelmezdi. Ayrıca, sevgi ve şefkat dolu mektuplar ile süslü tebrik kartları gönderilerek gönül alınırdı. Şimdi öylemi ya! Alırsınız elinize cep telefonunuzu, basmakalıp tebrikâtla doldurup eşe dosta ucuz tarafından ‘mesajlar’ yağdırırsınız; olur biter vesselam… Siz de bayramda şekerlerinizle ve düt düt öten cep telefonunuzla baş başa kalırsınız.

Ramazan medyası
Efendim, bizim bir kısım medyamız pek ziyâde lâikçidir. Onbir ay boyunca din aleyhtarlığı yaptıktan sonra, Ramazan gelince birden bire Müslümanlaşırlar. Gazetelerini satabilmek, televizyonlarını seyrettirebilmek için yapmadıklarını bırakmazlar. İrticacı, gerici diye yerden yere vurdukları kişiler ve kurumlar, artık onların baş köşelerine kurulmuşlardır. Gelsin Ramazan ekleri, Ramazan sayfaları, promosyonlar, evliya hikâyeleri, mûcizeler, kerametler… Namazın, orucun ve ibadetlerin aleyhinde neşriyat yapanlar, bir de bakmışsınız ki faziletlerinden bahseder olmuşlar. Sizi gidi ‘takiyyeciler’ sizi…
Aman fazla ilişmeyelim; zirâ, son zamanlarda- şeytan kulağına kurşun-şimdilik milletin diliyle, imânıyla pek fazla meşgul değiller…

İşte böyle sevgili okuyucularım. Hepinizin nice bayramlara erişmenizi candan diliyor, geçmiş bayramınızı tekrar tebrik ediyorum.

 

Okunma Sayısı: 74

Yazarın Diğer Yazıları

Geleceğin Süper Gücü: ‘Yeni Türkiye’ (II)

Ben Müslümanım elhamdülillah… Peygamberimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz’in Veda Hutbesi’ndeki düsturlarına kalbden inanırım. Aslâ...

Geleceğin Süper Gücü: ‘Yeni Türkiye’ (I)

Efendim, bendeniz bir ‘fütürolog’, yani gelecek bilimcisiyim. 1968 yılının sonunda girdiğim Devlet Planlama Teşkilâtı’nda (DPT),...

Türkiye’nin Lideri: Recep Tayyip Erdoğan

Sevgili okuyucular, 15 Temmuz’da darbe teşebbüsünde bulunanların öncelikli hedefi niçin Sayın Cumhurbaşkanı’nı şehit etmekti biliyor...

Akit Gazetesi ve Demokrasi

Allah’ın (c.c.) selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinizde olsun sevgili okuyucularım… Sizleri çok özledim. Son iki...

Jakoben Hukukçular Kudurdu

Bendeniz hukukla meşgul olmaya Metin Feyzioğlu‘nun doğduğu yıl olan 1969’da başladım. Bu müddet zarfında özellikle...