Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Barış En Büyük Sermayemizdir

ŞAFAK ÖTESİ
M.Nihat MALKOÇ

07 Eylül 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Savaşın, kin ve nefretin kol gezdiği zamanımızda barış en büyük sermayemizdir. Dünyada herkes barıştan yana görünse de gerçekte dünyayı idare edenler savaş tamtamları çalıyorlar. Bugün dünyayı kan gölüne çevirenler onlardır. Dünyayı ateşe veren bu izan ve insaf fakirleri, körpe çocukların canı ve kanı üzerinden çıkar hesapları yapıyorlar.

Savaşların ana nedeni kapitalist zihniyetin getirdiği aşırı madde sevgisidir. Her şeye rağmen zengin olma tutkusu adalet terazisini bozmuştur. Çok çalışan değil, uyanık olan, başkalarını sömüren kişiler zengin olunca güç dengeleri zalimler lehinde değişmiştir. Küresel güçler sermayenin tek elde toplanmasını sağlayarak dünyaya hükmetme yarışına girmişlerdir.

Tarihte yaşanan birinci ve ikinci Dünya Savaşları emperyalist zihniyetin dünyayı paylaşım hesabının somut tezahürüdür. Bu savaşlarda kan, acı ve gözyaşı insanlığın kaderi olmuştur. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’nda elli milyonun üzerinde insan bazı emperyalist ülkelerin çirkin emelleri yüzünden ömürlerinin taze baharında yaşama veda etmiştir.

Dünyayı kuşatan ve son din olan yüce İslamiyet evrensel barışa çok kıymet vermiştir. Dünyayı şereflendiren bütün peygamberler evrensel barışın gerçekleşmesi için mücadele etmişlerdir. Zira barışın, can güvenliğinin ve huzurun olmadığı bir dünyada yaşamak başlı başına bir çiledir. Bu güzel dünyayı cehenneme çevirmeye kimsenin hakkı yoktur. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Resul-i Ekrem Efendimiz hangi dinden ve inançtan olursa olsun bütün insanların asgari müştereklerde birleşip, birbirine sevgi ve hoşgörü gösterip dünyayı yaşanılır kılmaları için davette bulunmuş, barışın tesisi için elinden geleni yapmıştır.

Bugün Irak toprakları içerisinde yaşanan çirkin savaş, bir sömürü hareketinin uzantısıdır; petrol kavgasıdır. Dünyanın egemenliğini tek başına elinde tutmaya çalışan ABD ve onun kanla beslenen başkanı Bush, yüz binlerce müslümanın ölümüne sebep olmuştur. Fakat bunca baskı ve yıldırma hareketlerine rağmen Irak halkı hırsızlara teslim olmamış, gücü yettiğince direnmeye çalışmıştır. Fakat hainlerin hile ve desiseleri bitmez bir türlü. Bu sefer de çok milliyetlilik ve farklı inançların varlığı Irak’ı kanlı bir iç savaşa sürüklemiştir. ABD, Irak’ı hizaya getiremeyince bu sefer de kardeşi kardeşe düşürme yolunu seçmiştir. Değişik dinî gruplar hassas noktalarından yakalanmış, böylece Irak’ta kaosun temelleri atılmıştır.

Demokrasiye, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne inandığını her fırsatta söyleyen ABD ve Batılı milletler, iş icraata gelince hiç de böyle davranmamışlardır. Bu, onların düşüncelerinde samimi olmadıklarını göstermiştir. İçerde başka, dışarıda başka davranan ve tutarlılık göstermeyen bu devletler, barış imtihanından koca bir sıfır almışlardır. Hıristiyan Batı ve ABD, bugün hâlâ olaylara Haçlı zihniyetiyle bakmaktadır. Onun içindir ki nüfusları iki milyara yaklaşan Müslümanları korkutmak istemekte, yıldırmakta ve beraber hareket etmelerini engellemektedir. Bu ‘parçala yut’ taktiğidir. Müslümanlar bu oyuna gelmektedir.

Barıştan dem vuran dünyanın güçlü devletleri, verdikleri sözleri çiğneyerek büyük bir silahlanma yarışı içerisine girmişlerdir. Bütçelerin büyük bir bölümü yeni silahlar geliştirmeye ayrılmaktadır. Milyar dolarlar silahlar için harcanmakta, insanlık geleceğini ölüm kusan bu metallere bağlamaktadır. Günümüzde insanlar kendilerini yok etmek için modern silahlar üretme yarışı içerisindedirler. Bu da gösteriyor ki insanların hemcinslerine yaptığı kötülüğü hiçbir varlık onlara yapmamaktadır. Sağduyulu ve adaletli insanların bu tavrı anlaması mümkün değildir. Bu nasıl bir idrak yoksunluğudur, bu nasıl vicdan fukaralığıdır?

Silahlanma için yarışan insanlık, barışın kalıcı olması için neler yapıyor? Bunun için de milyar dolarlar harcıyorlar mı? Barışın tesisi için kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı bu kirli silahlanma yarışı içerisinde ve savaşların dünyada huzur bırakmadığı bu zamanda varlık sebebini sorguluyor mu? Hiç mi yüzleri kızarmıyor bu göbekli, kravatlı ve takım elbiseli adamların? Ateş onların yüreğine düşmüyor ki!.. Bu adamlar hiçbir şey bilmiyorlarsa İslam’ın evrensel barış mesajına kulak versinler. Dünya ancak bu mesaja kulak vermekle huzur bulur.

Okunma Sayısı: 87
Kategori: M.Nihat MALKOÇ
Etiketler: , , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Köprübaşılı Bir Bilge Adam

Köprübaşı’nın yetiştirmiş olduğu saygın ve bilge kişilerden biriydi Aslan Aksoy… O, ömrünü Köprübaşı için,  Köprübaşı’nda...

Ümmetin Avukatı

Bu dünyadan, ardında hoş bir seda bırakarak bir Ahmet Kekeç geçti. “Haksızlık karşısında susan dilsiz...

Trabzon Sevgisi

Trabzon’un tarihi, kültürü, edebiyatı, basını, diyaneti ve eğitim dünyası deyince akla gelen isimlerin başında hep...

Gerçek Bir Dost

Farsçadan dilimize geçen “dost” kelimesi sıcaklık ve samimiyet demektir. Dost demek şahsî menfaatleri yürekten kapı...

O Bir Vefa Abidesiydi

Tavır ve davranışlarıyla adeta canlı bir vefa abidesi olduğunu gösteren Hüseyin Albayrak, son kitaplarından biri...