Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Can Dündar ve Mustafa

Anıl YÜCEL

05 Şubat 2009 00:00

Yorum Yapılmamış

Can Dündar’ın Mustafa isimli belgesel filmini seyrettiğimde kendi kendime sorduğum ilk soru şuydu; acaba bu film gerçektende bir belgesel filmimiydi?  Çünkü hiç bir belgesel filminde kurgu yapılmaz ya da en azından ben bugüne kadar hiç kurgusal bir belgesel filmi izlememiştim.

 Özellikle de Can Dündar’ın bir belgesel filminde yer almayacak türden yorumlar yapması da hayli şaşırtıcı bir duruş olmuştur. Atatürk’ün yaşamına dair bir takım belgeler yorumlanabilir elbette; ancak bu belgeler öznel bir biçimde değil, nesnel olarak yayınlanmalıdır. Bilhassa Atatürk’ün küçükken yediği bir tokadın etkisiyle tekke ve zaviyelerin kapanmasını sağladığını söylemek son derece komik bir yorumdan öteye gitmez.  

Bu kadar kindar biri olarak gösterilen Atatürk’ün modern eğitimi başlatması ve laikliğe geçişi neredeyse Atatürk’ün küçükken yediği bir tokatla ilişkili olduğunu iddia ediyor sözde belgesel film. Can Dündar’ın beni şaşırttığı bir diğer nokta ise filmdeki bir takım bilgileri ilk defa ortaya çıkardığını iddia ediyor olmasıydı. Oysaki Atatürk’ü biraz araştıran, özel yaşamına ilgi duyan pek çok insan, kamuya mal olmuş bu bilgilere rahatlıkla ulaşabilecektir. Belki de Sayın Can Dündar bu bilgileri henüz yeni duyduğundan herhalde kendi bulduğunu zannediyor. 

Film boyunca Atatürk’ün karı-kız düşkünü, bir oturuşta bir büyük rakı içen, çok zengin bir kadın için sevgilisini terk edip onun intiharına neden olan biri olarak gösteriliyor. Öyle ki Can Dündar bütün bunların altını çizerek belirtirken Atatürk’ün cephede gösterdiği olağanüstü cesaretine bir kez bile değinilmemiştir. Belki de Can Dündar’ın işine gelmemiştir bunu bilemeyiz.  Ama ortada bir gerçek varsa ki o da şudur, Can Dündar, film süresi boyunca Atatürk’ün kahramanlığından çok kurgusal özel hayatıyla ilgilenmeyi seçmiştir. 

Bugün birçok Avrupa devletleri kendi liderlerinin, kurucularının hayatlarını beyazperdeye aktarırlar fakat bunu yaparken onları özel hayatlarından çok ne tür zorluklarla karşılaştıklarını, fikirlerini düşüncelerini ve onların cesaret dolu kahramanlıklarını anlatırlar. Çünkü onu beyazperde de seyreden o ülke evlatlarının daha iyi tanıyabilmesi ve anlayabilmesi için bu şarttır. Üstelik bizde Atatürk gibi dünyanın gelmiş, geçmiş en karizmatik ve büyük liderine sahipken onun kahramanlıklarından ve cesaretinden çok onun kurgusal özel hayatının beyazperdeye yansıtılmaya çalışılması ve Türk milletinin bu şekilde aldatılmaya çalışılması son derece üzücüdür.

Ama yürekten inanıyorum ki Atatürk’ün ülkesini emanet ettiği Türk gençliği Ata’sına ve onun bize kazandırdığı düşüncelerine, fikirlerine daima sahip çıkacak ve Atatürk hakkında ki gerçeği yansıtmayan bu kurgularla dolu filmde, gerçekle kurgu arasındaki farkı çok iyi görebilecek ve ayırt edebilecektir.

Okunma Sayısı: 99
Kategori: Anıl YÜCEL
Etiketler: , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Türkiye’deki Duyarsızlaşma

Son zamanlar da Türkiye’de gözlemlediğim ve gittikçe artan bir sendrom haline geldi toplumsal duyarsızlık. En...

Makyevelist Siyaset

Faşizm’in kurucusu olan İtalya, gelecekte faşizm gibi bir ideolojiyi kuracağının kehanetini yıllar önce içinde barındırdığı...

Sivas Ellerinde Sazım Yakılır!!

Hızır Paşa gibi Zalim var ise, Ne yapayım benim de bir ahım var. Senin tuğlu...

Ertelenen Hayaller… –

Hayat, biz gelecek için planlar kurduğumuz sırada başımızdan geçen olayların kendisidir.  Ertelenen hayallere sattığımız an’lardan...

Ölmeden Evvel Ölünüz!

Hiçbir şeyin zıddının yokluğunda var olanı da bilemezsiniz. Hayat, ölüm karşısında değer kazanır ve insanlar...