Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Arabistan ve Türkiye’de İslamın Yok Saydığı Kadın…

SANATA DAİR
Prof.Dr. Levent SEÇER

18 Ekim 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Bugünün dünyasında geri kalmış toplumlarda kadın sorunu toplumsal açlık, cahillik, eğitim düzeyinin düşüklüğü ve sonrasında gelen sorunlar dünyanın gözü önünde yaşanan en önemli vazgeçilmezlerdir. Bu günün Türkiye’sinde nüfusu 8-10 milyon Anadolu’da halkın % 90’ı köylerde yaşarken eğer kadınlar tarlada çalışmasalardı köylü de toplum da aç kalırdı. Köylüyü ve Anadolu kadınını bu çarkın içinde görmekse en büyük yanlışlarımızdan biri. Nedense değişim selliğin içinde hiç bir zaman Kadın, Türkiye’de saygının önünde tutulmadı, bu ülkede her zaman itildi kakıldı hor görüldü arka planda tutuldu yıllarca. Geri kalmış toplumlarda kadın her zaman kendini geliştiremediği gibi, gelişimin eğitimin sanatın edebiyatın çağdaşlığın anlamını bile sorgulayamadı. Başbakanın inadına Türkiye’yi sürüklemeye çalıştığı İslam ülkelerinde bile. Arap ülkeleri.

Eğitimin dünya ortalamasının gerisinde değil mi? UNESCO’nun her toplumda insana eğitim götürmek amacıyla başlattığı ”2015 herkes için Eğitim” adlı girişim, ne yazık ki bazı bölgelerde başarı sağlayamadı.2008-2010 verilerine göre İslam ülkelerinde okuryazar olmayan sayı 70 milyondan fazla, bunun 18 milyonu sadece Mısır’da yaşıyor ve yüzde 70 sayıyı kadınlar oluşturuyor. Kadınların en çok itilip kakıldığı ve saygı görmediği ülkeler İslam ülkeleri Yemen, Libya, Ürdün, Tunus, Mısır ve istila altındaki Filistin topraklarında 70 milyon kadının okuması yazması yok. Buna karşın Bahreyn, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri’nde okuma yazma bilen sayısı % 90’ın üzerinde. Ortadoğu’nun iki yüzü burada kendini gösteriyor, biz ise inadına İslam ülkelerindeki adı belli olmayan demokrasinin içine çekilmek isteniyoruz buna kimse tepki göstermiyor. Sadece konuşan tek bir adam ve o ne derse herkes onun gözünün içine bakıyor, koca bir ülke de sadece onun ortaya koyduğu anlayışın hâkim olması, kendini yansıtmaya çalışan özde dolaysız bir demokrasinin etkileşimini güçsüz bırakıyor bana göre.

ORTADOĞUDA VE TÜRKİYE’DE KADIN…

Başbakan Türkiye’yi ısrarla Batı’dan koparıp Ortadoğu da adı bile belli olmayan bir demokrasinin kucağına atmaya çalışıyor. Peki, dahası Başbakan ne yapmak istiyor? Dünya da bir başka ülke var mıdır? Bu kadar kendi ülkesindeki sorunları teğet geçerek inadına dünyayı dolaşan bir başka Başbakan, parlamento da kadın yok, Başbakanın her yurtdışına çıkışında yanında kadın yok, yalaka ve dalkavukların Başbakanın yanında uçağında aynı kişiler her zaman var, âmâ Türk kadını yok. Dünya Türk kadınını bilmiyor tanımıyor, Ortadoğu’da kadın nasıl eğitimsizliğin tutsağı olmuşsa, Türk kadını da aynı kaderi yaşıyor. Parlamentoda kaç vekil var, ülkenin kaderini yansıtan resmin karesinde kaç aydın Türk kadını var? Bugün 134 ülke içinde yapılan araştırmada, en çok eğitimsizlik çarkının içinde kalan İslam kadını. ”Cahil ve eğitimsiz kalmış kadınların ülke kalkınmasındaki söz söyleme hakkı var mı”? Ortadoğu’da kadının, gazete kitap okuma şansı bile yok, Türk kadını da aynı kaderin içinde, eğitim görmüş aydın kadın bile yine değişimselliğin içinde yer almaktan uzak Türkiye’de. Bu gün neden Türk kadını kocasından dayak yer, kendini savunamaz susmak zorundadır. Şimdi asıl Türk kadınını konuşmaktan uzakta tutan nedense, her dönem siyasal sisteme hakim olan anlayışın kadın hâkimiyetinden korkması. Diğer bir nedense ”Ilımlı İslam sadakatinin getirisi’ ‘Bu gün eğer ki mecliste kadın vekil sayısı yeteri kadar yoksa Türk kadını bu ülkede istediği saygıyı değeri görmüyor demektir.

Türkiye’de bu gün çalışan kadın sayısı % 26,okuma yazma bilmeyen sayı % 35,Türk kadını en doğurgan sayıyı elinde tutuyor, eğitimsiz kadın doğurmanın sonucunda ileri zamanlarda nasıl bir nesil bırakacağını bilecek olgunlukta değil. Ortadoğu kadını daha vahim sonuçları yaşıyor. ”İslami değerlere bağlı kalmak” işte Ortadoğu’daki kadın profilini ortaya çıkaran nedenler. Değişimi yaşayan tüm Batı ülkelerinde kadınların yönetimdeki ağırlığını göstermiyor mu? Şimdi Ortadoğu ve Türkiye’deki kadınları nasıl aynı noktada tutabilirsiniz? Kadının çalışmayıp eğitimden uzakta kalması tamam da, birde kadına işkence çektiren, döven, hakaret eden erkeklerin de aynı eğitimsizliği yaşıyor olması, bu toplumun nasıl bir tıkanmanın ortasında kaldığının göstermez mi? Sosyal ve kültürel dengeleri kavrayamayan eğitimsiz kadın ve erkek aynı kaderi paylaşıyor genellikle. Ortadoğu’nun aynı resmi verdiğini unutmamak gerek, kadın orada da aynı çileyi yaşıyor, dayak ve işkence görüyor, sonunda okumamışlığın eğitimsizliğin kendisini nasıl bir yerde bıraktığını göremiyor anlayamıyor bile, zira hemen gözünün önüne ”İnanç sadakati” geliyor. Bu gün değişim isteyen Ortadoğu yine kadının sesini arka planda bırakıyor.

Türkiye’de bu anlayışı yaşıyor, ”İnanç siyasetinin” hakim olduğu ülkemizde ne yazık ki bu değişmeyecek bir durum. İleri demokrasiden bahseden AKP, kadını 9 yıldır hep geride bırakarak siyaset yaptı. Ortadoğu’da kadın kendi haklarını bile arama sorma hakkına sahip değil, peki Türkiye’de farklımı? Türkiye’de kadın suskun, yalnız, öksüz, çaresiz, eli kolu bağlı, dayak yer işkence görür 60 yerinden yara alır ama kimse ona sahip çıkmaz. Benim halkım vatandaşım diyen siyasi iktidarın kadını düşünecek zamanı yok. İslam’da kadın evinde oturmalı, başını (UCUBE) gibi bağlamalı, ibadetini yapmalı, kocasına biat etmeli karşı gelmemeli. Bu gün siyaset yapan kaç vekil kadın var acaba? Ya da var olanların konuşma hakkı var mı? Eğitim almış kadın sayısına baktığımızda çağdaş bir ülkede bu sayının ne kadar gerilerde kaldığını görmek mümkün. Dünya’da kadını anlatmaya kalkarsak, özellikle Müslüman ülkelerde kadının ne kadar yalnız kaldığını, eğitimden bilimden uzakta tutulduğunu görürüz. Bu gün açlıkla mücadele eden İslam ülkelerinde. Afrika’da kadınların yaşadıkları acıyı görmemek mümkün mü? Eğitimden uzakta kalmış bir toplumda kadın bir ülkenin geleceğini de etkiler. Cahil ve işsiz kadınlar bir ülkede karanlık geleceğin habercisidirler. Bu gün AKP böyle bir toplum kitlesinin oyunu alarak iktidar olmadı mı?

CAHİLLİĞİN VERDİĞİ ACI TABLO…

Türkiye’de bu gün 15 bin kayıtlı toplumda ise 100 bine yakın hayat kadını var. Cahil kalmış yaşamı dünyayı anlayamayan kavrayamayan sadece İstanbul’da 600 çocuk yaşta hayat kadını var. Araştırmalara bakıldığında fuhuş yapan kadınların yüzde 91,4’ü geçim sıkıntısının verdiği şartlara dayanarak bu işi yapıyor. Hayat kadınlarının yüzde 63,4’ü resmi nikâhlı, yüzde 12,2’si ise imam nikâhlı. Yüzde 10’u ilkokul terk, yüzde 25’i ilkokul mezunu. Türkiye’de genelevlerde çalışan kadınların yüzde 30-40’ı kocaları tarafından bu işe zorlanıyorlar. Bu gün bu kadınlar eğitim alsalardı cahil bırakılmasalardı, belki de yaşadıkları dünyanın nasıl bir sonda kaldığını görecek ve bu pisliğin içine düşmeden kendi kendilerine mücadele etme gücünü bulacaklardı. Bu güne kadar her dönem iktidarlar da, hiç bir hükümet Türkiye’de kadın haklarına inandırıcı rasyonel çözümler getirmedi. Sadece göstermelik söylemlerden başka yapılan bir şey yok. Türkiye’de sanırım kadının kaderi bu. UNICEF’in her yıl açıkladığı raporda, özellikle Ortadoğu ve Türkiye’de kadın, bir çarkın içinde tıkalı kalmış durumda. Şimdi sisteme hakim olan siyasal iktidar, ”cahil bir toplumu özgür bıraktığınızda ona seçme hakkı verilse sadece seçim yaptığını zanneder.

Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen kişiye hangi kitabı okuduğunu sormak kadar ahmakça değil mi”? Bu sözler ünlü filozof Nietzsche’ye ait. İşte AKP bunu çok iyi kullandı ve kendi yarattığı toplum resmi bu işte. Böyle bir toplumda kadının eğitim ve çağdaşlık anlamındaki değerleri kavraması mümkün mü? AKP’yi bu gün iktidara taşıyan bu cahil toplum yani kadınlar. Âmâ ne yazık ki iktidar kendisine bu görevi veren kadına gerektiği kadar önem vermiyor. Her yıl 8 Mart dünya kadınlar gününde, ben Türk kadınına verilmeyen değerin yansımalarını görüyorum Türkiye’de. AKP’nin demokratik açılım masalında bile kadının adı yok.

Başbakan Türk kadınını nasıl Arap ülkelerinin kadınıyla bir arada paylaşacak bilmiyorum. Şimdi Türk kadınını, başına koyduğumuz adı konulamayan resimle, bir gün Afganistan’da olduğu gibi burkaya ve kara çarşafa sokarsak dünya buna şaşırmamalı. Ben bu gün Türkiye’de, Fransa’nın tarihe adını altın harflerle yazdırmış, âmâ bilime çağdaşlığa aydınlığa karşı olan kişilerce diri diri yakılmış bir halk kahramanı olan J’EAN DARC, gibi yürekli kadınların var olmasını istiyorum. Buna şimdi bu siyasal iktidar izin verirmi bunu da zaman gösterecek. Yazımı sonlarken, Almanya’daki yurtdışındaki Türk kadınının da aynı kaderi paylaştığını söylemek isterim. Aksine öyle bir acı gerçek var ki, özellikle Almanya’daki Türk kadınının yaşadığı sıkıntılar. Arap ülkeleri ve Türkiye’deki kadınların yaşadıkları sorunlardan çok daha üzerinde durulması gereken gerçeklerdir. Bunun da neler olduğunu gelecek yazılarımda tüm çıplaklığıyla anlatmaya çalışacağım. Âmâ Türk kadının kaderi, hiç bir zaman değişmeyecek bunu da biliyorum.

Okunma Sayısı: 72

Yazarın Diğer Yazıları

Kör ve Duyarsız Bir Toplum

Portekiz de uzun yıllar sonra katıldığım uluslararası bir panelde, Portekiz halkının yaşadığı ekonomik felaketin ardından,...

Franz Kafka ve Karl Marx’ın Gördüğü Gerçekler…

Dünya da güç dengelerinin bir çarkın ortasına sıkışıp kaldığı bu dönemde, peki Türkiye bundan nasıl...

Franz Kafka ve Karl Marx’ın Gördüğü Gerçekler…

Dünya da güç dengelerinin bir çarkın ortasına sıkışıp kaldığı bu dönemde, peki Türkiye bundan nasıl...

Allah’ın Görmek İstediği Gibi Bir Dine İnanmak…

Birilerinin istediği dine değil, Allah’ın görmek istediği gibi bir dine inanmak önemli. Şimdi böyle bir...

Son Balo Son Vals’ta Kalan Demokrasi…

Siyaseti bilmeyen beceriksizlerin elinde tükenen demokrasi ve yazılamayan gerçekler, 50 yıl sonra bile yazılsa sıcaklığını...