Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Adliye Yara Alırsa! (I)


19 Nisan 2009 00:40

Yorum Yapılmamış

Adliyelerde Görülen Davalara, (Ergenekon Gibi) Ad ve Sıfat Takılmamalıdır!

27 Mayıs’  dan sonra Yassı ada Mahkemesi davaları başlamıştı. Daha sonraki yıllarda 12 Mart’ ta, 12 Eylül’ de ihtilal yönetimlerinin ve iktidar hükümetlerinin  kurduğu veya görevlendirilen  mahkemelerde,  ihtilal öncesi yaşanan olayların hesapları sorulmuştu. Mahkeme salonları, ya kapalı spor salonlarından yahut büyük konferans salonlarından oluşturulmuş,  içlerine üç yüz, beş yüz, bin dinleyici alınmış, sıra sıra, boy boy yabancı ve yerli gazeteciler, radyo televizyon muhabirleri ve kameramanlar salonu doldurmuştu. Bu mahkemeler en azından iki yıl, üç yıl,  on yıl sürmüştü. Yılların hesapları, tomar tomar dosyalar,  yığınla klasörler,  binleri aşkın raporlar, tanıklar,  belgeler ve dosyalar dolmuştu. Avrupa’ da da buna benzer davalar görüldü. Fransa’ da, İspanya’ da, Almanya’ da, İtalya’ da. Yabancı memleketlerde davalar nasıl sonuçlanmıştı,  nasıl kararlar alınmış, adalet nasıl tahakkuk  etmişti onlar hakkında fikir beyan etmek,  görüşlerimizi açıklamak bizim bu makalemizin konusu olmayacaktır.

Şimdi biz, ihtilallerden sonra kurulan mahkemelerin, onların, yüzlerin, binlerin yargılandığı bu mahkemelerde görülen davaların,  bir bir tahlillerine girmeyeceğiz ve görüşlerimizi  açıklamayacağız. Onlar için yazılacak doktora tezleri, doçentlik tezleri ve kitaplar bile az gelir. Ama müşterek kanaat şudur ki, bu ihtilal mahkemelerinde görülen davalarda kimse o mahkemelerin adaletine inanmamış, kendileri beraat dahi etse, o beraat kararına karşı saygı duymamıştır. Her bir davada bir trajedi, her bir davada komedi, her bir davada çiğnenen usül, hukuk ve bazıları da verilen kesin kararlara karşı herkes dudak bükmüş, ağır yorumlar getirmiş, “Adaletim bu mu adalet” demiş, “Bu kafaya böyle traş yapılır” der gibi,  “İhtilalin mahkemesinden böyle adalet çıkar” der gibi, uğranan zulümler, çiğnenen haklar ve cezaevlerinden çıkan cesetler, işkenceler tarif edilmeyecek kadar hukuk dışı işlemlerle insanlar güya yargılanmıştır.”

İnsanlarımız şimdi Ergenekon, Terör davası adı altında bir dava izlemektedir. Ama bu davanın eski yıllarda devam eden ihtilal davaları karşısında kamuoyunun, medyanın ilgisi azdır ve azalmıştır. Burada birazda bu hedeflenmektedir. Koca bir kapalı spor salonunda duruşma yapmak yerine, bir sineme salonu büyüklüğündeki salonda,  mahkeme sürdürülmektedir. İstanbul’ un çeşitli semtlerinde salon yokmuş ve buralarda dava görülemezmiş gibi bu dava Silivri’ ye alınmıştır. Gelmeyin, görmeyin, izlemeyin dercesine:Yargılananların veya mağdurların yakınlarının yarısının bile davaya giremediklerini görmekteyiz, duymaktayız ve okumaktayız. Davayla ilgilenmek isteyen basın mensuplarına rahatça girip çıkması sağlanmamıştır. Basın mensuplarına tek, çift günlerde duruşma takip etme izni verilmişti. Fotoğraf çekmek, televizyon kameraları ile çekim yapmak, bunları tüm sinemalarında yayınlamak, basına servis yapmak tarihte kalmıştır. Fotoğrafçılık çok ileri aşamalara girmesine rağmen, o makineler mahkeme salonlarına girememiştir. Panayır ressamlarının kara kalem ile yaptıkları resimlere benzeyen duruşma salonunda yapılan bazı enstantaneler kara kalemlerle yaparak basına servis yapılmak istenmişti. Sanki gözden kaçırmayı hedefleyen bir tutum içinde,  mahkeme salonları yaşanan hukuk içi ve hukuk dışı olaylar kamuoyunun dikkatinden bir nevi kaçırılmıştı. Oysa basının da, mahkemelerin de aleniyeti anayasal bir hükümdür ve bu veya şu gerekçeyle kaldırılamaz, sansür edilemez, kapatılamaz.

Görülen davalara topluca Ergenekon Terör örgütü davaları denilmektedir. Uzaktan yakından bu davaların Ergenekon ile bir ilişkisi ve ilgisi olsa bari. Ergenekon’ un Türk tarihinde ayrı bir yeri vardır ve ayrı bir menkıbedir. Bacakları ve elleri raşitim hastalığına tutulan ve öyle doğan çocuklara aslan kaplan isimlerinin verilmesine benzeyen bir duruma benzetilmektedir. Türk tarihinde yeri olan Ergenekon nerede, bu dava nerede. Rahmetli Muammer KARACA sağ olsaydı veya şu anda hasta olan büyük tiyatro ustası Nejat UYGUR, sağlıklı olarak sahnelerde çalışır durumda bulunsaydı,  Ergenekon davası onların dilinde ve esprilerinde sahnelerde epey malzeme olarak kullanılırdı. Polisin başlangıçta bazı baskınlara koyduğu birçok isimlerden biri durumunda olan Ergenekon’ da baştan almış olduğu isim,  dava halinde sürdürülür duruma getirilmişti. Mahkemelerimiz davalarına öyle acayip isimler, olur olmaz takıştırmalar yaptırmamalı ve bunları hemen önlemelidir. Davanın onuru, yargılananların onuru ve adliyenin onuru böyle eften püften isimlerle ve yakıştırmalarla ziyan edilmemelidir. Zaten beş- on seneden beri polisin koyduğu isimlerle bu davaların anılması yenidir. Dileriz önümüzdeki yıllarda böyle acayip isimlerle davalar anılmaz ve ona izin ve meydan verilmez. Yassı ada davaları veya mahkemesi adı, davanın Yassı adada görülmesinden kaynaklanmıştı.

Önce, ciddiyet konusunda atılacak bir adımla, bu davaya konulan Ergenekon zevzekliğinin kaldırılmasıyla başlamalıdır.

Okunma Sayısı: 105

Yazarın Diğer Yazıları

MHP’ li Başkan İsmail OK Balıkesir’ in Siyasi Talihini Yenen

2009 Yerel seçimleri, Balıkesir’ in siyasi kaderin değişmesinde kilometre taşı olarak anılacak. Balıkesir İli 1946...

Balıkesir Lisesi Kesinlikle ve Süratle Anadolu Lisesi Olmalıdır.

BALIKESİR LİSESİ KESİNLİKLE VE SÜRATLE ANADOLU LİSESİ OLMALIDIR. YÜKSEK MAKAMLARIMIZA SUNARIZ. Balıkesir’de Anadolu Lisesi olması...

Balıkesirliler, Sizin Aşamayacağınız Dağlar ve Yarlar Yoktur!

Balıkesir Spor kurulduğundan bu yana yaşadığı önemli günlerinden, hatta tarihi günlerinden birini daha yaşadı. Şampiyonlukta...

Sayın Başbakan ok; Bu Şehre Tiyatrolar Kuralım

Sayın Başbakan ok; Bu Şehre Yaz Kış Oyunlarını Sürdürecek Tiyatrolar Kuralım Bu şehre tiyatro lazım....

İzmir Çok Kısa Zamanda Üniversiteler Şehri Haline Gelmelidir

İzmir’e gâvur İzmir unvanının takılması onun çağdaş, gelişmiş, uygar bir kentolmasından, insanların batılı olmasından doğmuştur....