Sevgili okurlarım, ülkemizde ve yanı başımızda gelişen olayların sebeplerine dikkat çekmek için bu yazımı kaleme almış bulundum. Ülkemizin genel menfaati için iyi niyetliyle söylemiş olabileceğimiz doğru bir sözümüz veya uyarımız ülkemizinim genel çıkarı için söylenmiş olacağı dikkate alınmalıdır. Bu tür sözleri suç sayıp insanlar suçlanmamalıdır. Yaşanan anın şartlarında söylenen veya yazılan sözün, bugün suç sayılarak, yazanı ve söyleyenin suçlu kabul ederek mahpus edilmemelidir. Bu itibarla, fikir ve düşünce özgürlüğü zedelenmemelidir.
Sevgili okurlarım, kalemşör denilen şahsiyetlerin düşünce üretmelerini susturursanız veya mahkûm ederseniz, geride sadece korkanlar kalır. Onlarında memleketimize faydası olmaz. Gelin yol yakınken, içinden çıkılmaz olumsuzluktan dönülsün. Aynı zamanda insan hak ve hürriyetini kabul ederek, onların söz ve karalarından istifade edilsin. Hatalı yanlar varise o da usulüne uygun düzeltilsin.
Sevgili okurlarım, sosyal devlet olmanın koşulları yöneten ve yönetilenlerin uyması gereken nizam ve düzeni içinde yer almasından geçer. Yani insanlarının, evrensel değerlerinin koruması gerekli olanıdır. Devletin aslı görevi, bireylerin demokratik haklarını ve laik olup olmamasına bakılmamaksınız, eşit mesafede durmasıdır. Bu ilkelerin uygulanmasında yer alan yasalar, herkese eşit uygulanmakla anlam kazanmış olur. Her hususta yapılması gereken yasal düzenlemeler, topyekûn yöneten ve yönetilenleri kapsar mahiyette olmalıdır. Bu ilkeleri bilen yönetenler, kendilerine tanınan kanunu haklar çerçevesinde hareket ettikleri sürece, her hangi bir arıza söz konusu olmaz. Devlet rahat, vatandaşı da mutlu olmuş olur.
Sevgili okurlarım. Bilmek gerekir ki, “Evrensel Değerlerde” mutlakıyet teşkil eden İnsan Haklarıyla Birlikte, Laik ve Demokratik düşünme, çok önemli bir insan hakkıdır. Bilinmesi gerekir ki, ülkemizin geleceği hakkında karar veren organlar, bu hakları bilenler ve savunanlar tarafından gerçekleşmiş olur. Nasıl ki Milli Kurtuluş Savaşını Başlatan Gazi Mutafa Kemal Atatürk, Türk Halkıyla birlikte, Milli Kurtuluş Savaşını kazandıktan sonra, başlatmış olduğu Devrimler ışığında ilk önce, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuruldu. Kuruluşu ötesinde de, ülkenin çıkarları doğrultusunda çok önemli devrilerini yapmış bulundu. Kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletini, dünya devletleri arasında yerini almasını sağladı. Ancak bilinmesi gereken bir husus var ki oda emperyalist devletlerin hedefi, ülkemizin kendilerine muhtaç hale gelmesini istemeleridir. Onlara göre, ülkemizin dünya üzerinde çok önemli sayılan stratejik bir noktasını teşkil etmektedir. Bu nedenle ülkemizi muhtaç duruma getirerek, kendilerinin istekleri yerine gelsin. Bilmemiz gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti, onların çirkin emellerine muhtaç olursa, o zaman istedikleri gibi Ortadoğu coğrafyasını kontrolleri altında tutabileceklerdir. Emperyalistlerin genel hayalleri bu olduğu içindir ki yaptıkları savaş neticesinde ülkemiz insanları bugünkü, ekonomik sıkıntıyı yaşamaktadır.
Sevgili okurlarım, bir başka hususta, bugün geldiğimiz noktada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öngörüsü doğrultusunda yönetilmeyen CHP. Bugün itibariyle paramparça edilmiş bir duruma getirildi. Kin ve nefretle yönetimi ele geçiren Butlan yönetimi, kendi hırsları doğrultusunda CHP.’yi böldürttüler. Yüz yıllık çınarı ikiye böldürdüler. Bu hareketten de önemli dersler çıkarılması gerekir diye düşünüyorum!
Mürsel ADIGÜZEL
Yazar ve Halk Şairi















