Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cumartesi, Ağustos 15, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Doğa-Çevre

Yok mu Bir Babayiğit?

Hüseyin ERKAN Yazar Hüseyin ERKAN
15 Ağustos 2026
Doğa-Çevre, Hasan TANRIVERDİ, Sağlık, Sağlık & Beslenme
0
Biz Ne Güne Duruyoruz Burada
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

YOK MU BİR BABAYİĞİT?

“Kekik bitkisinden, tüm insanlara faydalı  

olabilecek preparatların (ilaçların) kısa sürede 

üretilmesinin mümkün olacağı inancındayım.” 

Prof. Dr. OKTAY YEĞEN 

1940’lı yılların ikinci, 1950’li yılların ilk yarısı… 

Antalya’ya bağlı Akseki ilçesinin Gödene köyündeki evimizde şeker yoktu ama üzüm ve dut pekmezimiz vardı. Kuru üzüm ve leblebimiz olmadı ama kış ve yaz incir, ceviz, badem, dut ve nar eksik olmadı hiç evimizden. 

Yine çocukluğumda peynir yemedim hiç ama sütümüz, yoğurdumuz, tereyağımız da boldu; ayranımız ve çökeleğimiz de… (Çökelek yerine “keş” derdik biz.) Abarttığımı sanmayın sakın, Aspirin ve Gripin dahil, hiçbir ilaç girmedi evimize.  

1953 sonbaharında  Aksu Köy Enstitüsü’ne gidinceye kadar kağnı, at arabası, bisiklet dahil, tekerlekli hiçbir araca da binmedim; sağlık memuru, ebe, hemşire ve doktor da görmedim. 

Hastalanınca ne mi yapardık? Köyümüzdeki tüm evlerde olduğu gibi, her derde deva bir ilacımız vardı bizim de. Nasıl mı? Karnımız ağrırsa içer; başımız, sırtımız, kolumuz, ayağımız ağrırsa sürerdik. Kekikti bu her derde deva ilacın adı? Evet kekik, kekik suyu ve kekik yağı… 

Gerçekten de köyümüzdeki her evde kekik de bulunurdu; kekik suyu ve kekik yağı da… 

Kekik, doğal olarak yetişirdi; köyümüzün kırlarında, dağlarında… Acı bir bitki olduğu için koyun, keçi, sığır dahil hiçbir hayvan yemezdi kekiği. Her yaz, temmuz ya da ağustos aylarında kekik yağı üreticiler gelirdi köye. Bu haber köylüye minarelerden yapılan tellallarla duyurulurdu. İşte o günden sonra isteyen herkes kırlardan, dağlardan topladığı kekikleri, “Kaynarca” denen kaynak suyunun başında üretim tezgâhlarını kurmuş olan kekik yağı ustalarına ücreti karşılığı satardı. 

Toplanan kekikler, büyük kazanlarda kaynatılır; yağı imbikten süzülerek alınırdı. Yağı alınmış kekik suyu, isteyenlere ücretsiz olarak dağıtılırdı. Genellikle seyyar çerçi olarak ticarete atılan her Aksekili’nin bavul ve tezgâhının demirbaş ticaret malı, kekik yağı olurdu mutlaka. 

Bir şeyler ezberleme ve ezberletmenin eğitim olduğunu sandığımız için düşünme ve düşündürmeye alışmadık. Dolayısıyla kekik ve kekik yağı üzerinde de düşünmedik hiç. Doktora gitmek dururken, verdiği reçete ile eczaneden hazır ilaç almak varken, “koca karı ilacı” denen “kekik, kekik suyu ve kekik yağı”ndan bize neydi; değil mi ya! 

Sanki milattan önce yaşamışım gibi o köyde, yukarıda anlattıklarımı çoktan unutmuştum ben. Ancak yaklaşık 20 yıl kadar önce, Aksekili bir bilim insanının bu konuyu ciddiye alıp araştırmalar yaptığını duymayayım mı? 

O günlerde eşim Güler Erkan’ın Türkiye gazetesinde “Biz Bize” adlı bir köşesi vardı. Bu konuda kendisine gönderilen bir faksı, birçok gazete köşe yazarı gibi okumadan çöp kutusuna atacağına, baştan sona bir yazının konusu yapmıştı. 8 Aralık 1998 günlü “Bin Derde Deva” adlı o yazıdan birkaç paragraf okuyalım şimdi: 

“Antalya Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ö. Ü. Prof. Dr. Oktay Yeğen’den güzel bir faks aldım. Özetlemeye çalışayım sizin için: 

“Kesme çiçek ve turfanda sebze üretenler, bitki hastalıklarına karşı bazı kimyevi ilaçlar kullanıyorlar. Ancak bu ilaçlar, yalnız hastalık mikrobunu değil, toprakta yaşayan bütün yararlı canlıları da öldürmekte. “Ayrıca bu zirai ilaçlar, sulama ve yağmurlarla yeraltı sularına, derelere, ırmaklara, göllere geçerek bütün hayvanları, dolayısıyla insanları da olumsuz etkilemekte.  

Uçucu olan ‘Metilbromid’ gibi ilaçlar ise havaya karışarak ozon tabakasının incelip delinmesine, böylece iklim değişmesine kadar varan yan etkileri olabilmekte. İşte bu sebepten ABD ve Avrupa ülkeleri bu tür ilaçların kullanılmasını kendi ülkelerinde yasaklamışlar.” 

Evet, gelişmiş ülkeler, bu tür kimyevi zirai ilaçlar kullanılarak yetiştirilen sebze, meyve, tahıl ve baklagillerin insan vücudu için ne büyük zararları olduğunu anlamışlar. O nedenle, kendi ülkelerinde kullanmaz olmuşlar artık. Birleşmiş Milletler de 2015 yılından sonra, bütün dünyada “Metilbromid”in kullanılmasını yasaklamış.  

Olsun, bize ne! O yasağı deler geçeriz biz! Kim görecek, kim duyacak? 

Ara sıra gazetelerden okur, televizyonlardan duyarız: “Rusya, ihraç ettiğimiz 100 bin ton domatesi, zararlı ilaçlar kullanıldığı gerekçesiyle geri çevirdi.” 

Elin oğlu, elin kızı akıllı… Dışarıdan aldığı sebzeyi, meyveyi, tahılı, laboratuarlarında tahlil etmeden almıyor. Yararlıysa “evet”, zararlıysa “hayır” diyor. “Zararlı bir şeyi yedirmem ben yurttaşlarıma.” diyor da başka bir şey demiyor. Neden böyle yapar ki, bu gâvur oğlu gâvurlar! 

Biz 12 ay yiyoruz; bir şey olmuyor da size ne olacak ki? Korkaklar! Cesur olun biraz, cesur!.. Sizin, “Zehirlidir, kesinlikle yenmez” dediğiniz domatesleri, biberleri, salatalıkları denize döktüğümüzü mü sanıyorsunuz siz? Yiyoruz biz, yiyoruz. Afiyetle yiyoruz hem de. 

Ancak, şakası yok, bu gâvurların. Aynen Ruslar gibi Almanlar, Ukraynalılar ve Fransızlar da öyle… Yetiştirdiğimiz ürünleri ihraç etmek istiyorsak eğer, o zararlı ilaçları kullanmamalıyız artık. 

“Kullanmayalım da sebze ve meyvelerimizi böcekler mi yesin?” diyeceksiniz. Hayır, onlara da yedirmeyelim. Nasıl mı?  

Böcekleri engelleyen ama insanlara zarar vermeyen bitkisel ilaçlar kullanarak… 

Bitkisel ilaçların en etkilisi de kekik… Akseki dolaylarında doğal olarak yetişen bu bitkiyi, yaklaşık çeyrek yüzyıldır araştırıp inceleyen ve ilaçlar üreten Prof. Dr. Oktay Yeğen de bir Aksekili… Hemşerim, Alman meslektaşlarıyla birlikte uzun araştırmalar yapıp olumlu sonuçlara ulaşmış, elde ettiği bilgileri de yayınlamış. 

Akseki’de kekikten tarımsal ilaçlar üretecek bir fabrika kurulması için proje hazırlayan bilim adamımız, bu projesini ilgili bakanlıklara sunmuşsa da aradan yaklaşık 25 yıl geçmesine karşın olumlu bir yanıt alamamış. Bizim bakanlıklarımız bu tür işleri pek sevmez. Var olanları bile satıyorlar yabancılara. En iyisi ya Almanlar kursun bu fabrikayı ya Ruslar!  

Sebze ve meyvelere zararlı mikropları yaşatmayan kekiğin bizler için ne kadar yararlı olduğunu bir bilseniz! Prof. Dr. İlber Ortaylı, 17 Eylül 2019 günü, internet ortamında “Kekik Nedir? Dünya Bunu Neden Gizliyor?” başlıklı yazısında saymakla bitirememiş; kekiğin yararlarını. İşte o yazıdan küçük bir alıntı: 

  • Bedeni kuvvetlendirir. İştahsızlığı giderir. Kalp çarpıntılarını keser. 
  • Hazmı kolaylaştırır. Sinirleri kuvvetlendirir. Bağırsak iltihabını iyileştirir. 
  • Salgı bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar. Böbreklerde ve mesanedeki mikropları öldürür. 
  • Kanser hücrelerinin damar sıkışmasını önler. 
  • Afrodizyak (yani cinsel istek) uyandırıcı ve artırıcı özelliği vardır. 
  • Hastalıklara karşı direnme gücünü artırır. Çocuklarda görülen kansızlığı giderir. 
  • Kan dolaşımını düzenler. Müzmin öksürük, astım, bronşit ve zatürreeyi tedavi eder. 
  • Grip, nezle ve anjini iyileştirir. Kekik suyu, romatizma ağrılarını dindirir. 
  • Kandaki şeker miktarını azaltır. Şeker hastalarının yaralarını 1 haftada iyileştirir. 
  • Pankreas onarımı yapar, insülin salgılanmasını sağlar. Şeker tedavisinde çok etkilidir. 
  • Bedendeki solucan, kurt ve parazitlerin yumurtalarını çatlatır ve öldürür. Bunu yapabilen tek ilaçtır.” (Daha çok var, daha çok… Onları da haftaya anlatalım.) (*)

(*) ÖNEMLİ NOT: Üstteki yazı 28 Haziran 2020’de Milliyet Blok İnternet Sitesinde yayınlanmıştı.  

HÜSEYİN ERKAN 

0535 371 74 83 

huseyinerkan@dilemyayinevi.com.tr   

 

Paylaş
Etiketler: AksekiAlmanlarAntalyadut pekmezifabrikagödeneilaçİlber Ortaylıkekik bitkisikekik suyukekik yağıRuslarüzüm
Önceki Yazı

Hizmette Sınır Yok: Mehmet Can Eser

Hüseyin ERKAN

Hüseyin ERKAN

İlişkili Yazılar

Anne Çocuk
Eğitim & Kültür

Anne Çocuk

15 Ağustos 2026
5k
Çamlıbel Balıkçı Barınağı’nda Atık Sorunu: Mersin Sahipsiz Değil
Doğa-Çevre

Çamlıbel Balıkçı Barınağı’nda Atık Sorunu: Mersin Sahipsiz Değil

14 Ağustos 2026
5k
Sınır Çizdim
Genel Eğitim

Sınır Çizdim

14 Ağustos 2026
5k
Kırgınlığın Sessizliği
Aydın UZKAN

Kırgınlığın Sessizliği

13 Ağustos 2026
5k

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap