Memleketimden İnsan Manzaraları 582
MERHEM OLUR MU ACABA ACILI YÜREKLERE?
Kimileri dikensiz gül bahçesi ister ama bu mümkün değil işte! Gül toplamak, gül koklamak isterseniz, elinize diken batmasını kabul edeceksiniz baştan. Sonra da, “Vay elime diken battı. Öf canımı acıttı! Nedir bu başıma gelen?” diye yakınıp durmayacaksınız.
Benjamin Franklin adını duymuşsunuzdur mutlaka. Bildiğiniz gibi Amerikalı (ABD) bir bilim insanı o. Günümüzden 250 yıl önce yaşamış. (1706-1790) Bugün yüksek binalarda kullanılan yıldırım savarı (paratöner) keşfeden bilgin… Aynı zamanda yazar, yayıncı, diplomat, siyasetçi… Ayrıca ABD’nin en önemli kurucu önderlerinden biri…
Onca işi nasıl mı sığdırmış bir koltuğa? Sanırım; her başarılı insan gibi o da eline diken batmasından korkmadığı için… Nitekim 100 Amerikan Dolarının üstünde onun resmi varmış.
Ya Atatürk!.. Ya bizim kurucu önderimiz?.. O nasıl sığdırmış, 57 yıllık bir ömre onca büyük başarıyı? Bile bile tehlikeli işlere girişmekten korksaydı, onca büyük başarıyı kazanabilir miydi?
“Neden B. Franklin’den söz etme gereğini duydun?” derseniz, “Elinize diken batmasından korkarsanız gül toplayamazsınız.” dediği için…
Evet ya, gece gündüz tanrıya tapınıp durmakla, ne demek olduğunu bilmediğiniz bir sürü dua okumakla, sık sık hacca gitmekle hiçbir amaca ulaşamayız. Bir şey elde etmek istiyorsak, ille de emek harcamayı, alın teri dökmeyi, yorulmayı göze almak zorundayız. Başka yolu yok bunun!
Gazete okuyorsunuzdur mutlaka. Ya kitap ya dergi?.. “Ara sıra kitap da okurum ama dergi okuma alışkanlığım olmadı hiç” diyenlerden değilsinizdir umarım. Siz de bilirsiniz ki, güzel bir alışkanlıktır; dergi okumak. Altı aylık ya da yıllık abone oluyorsunuz. Söz gelişi “Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi BERFİN BAHAR” (1) gibi aylık çıkan bir dergi ise her ay başında, adresinize geliyor. Arayıp sormanıza gerek kalmıyor böylece.
31 yıldır İstanbul’da Berfin Basın Yayın ve Tic. Ltd. Şti. adına 341. sayısı çıkan bu derginin Genel Yayın ve Yazı İşleri Yönetmeni İsmet ARSLAN…
İki ayda bir çıkan dergiler de var. “Kültür, Sanat, Edebiyat Dergisi GÜNCEL SANAT (2) onlardan biri. Bu derginin “Temmuz-Ağustos” aylarını kapsayan 103. sayısı bu ay başında ulaştı elime. 18 yıldır Alanya’da Baygenç Yayıncılık adına yayınlanan derginin Sahibi ve Genel Yönetmeni Arslan BAYIR… İlginç bir tesadüf; genel yönetmenlerden birinin adı, birinin soyadı ARSLAN…
Her iki dergi de büyük boy ve 80 sayfa… İki dergi de şiir, öykü, anı, makale ve araştırma yazılarıyla dopdolu… Güncel Sanat dergisinde yalnızca ülkemiz şair ve yazarları değil, söz gelişi Azerbaycan, Türkmenistan Özbekistan, Beyaz Rusya, Bosna-Hersek, Yunanistan, Bulgaristan, Tacikistan, Arnavutluk ve Sırbistan’da yaşayan soydaşlarımızın da yazı ve şiirleri var. Ve dahası Kore, İtalya, Mısır, Bangladeş… Yalnızca Özbekistan’dan 14 şair ve yazar….
Son sayıda beni en çok etkileyip düşündüren Hatice ALTUNAY’ın, “Sanat İyileştirir mi Acılı Yürekleri” adlı yazısı oldu. Yazarımız lisedeyken, biyoloji öğretmeni Ayşen Özbaş Suntekin bir yazı verir kendisine. O yazı M.Ö. 9. yüzyılda taşa kazınmış. Yani günümüzden yaklaşık 3 bin yıl öncesinde yaşamış insanların dili ve ellerinin ürünü.
Eski bir tapınakta bulunan bu yazıtta neler yazıyormuş bakalım:
“Gürültü ve patırtının ortasında sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmiyorsa, herkesle dost olmaya bak.
Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun. Bağışla ve unut ama kimseye teslim olma!
İçten ol; telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak asma.
Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü, dünyada herkesin bir öyküsü vardır.
Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya bak.
Ne kadar küçük olursa olsun, işinle ilgilen; hayattaki dayanağın odur.
Sevdiğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle seveceksin ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.
Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma.”
Burada duralım biraz. Şu son iki cümle tanıdık geldi size, değil mi? Gerçekten de bu söz, “Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.” diyen Mevlâna Celalettin’in diye biliriz biz. Oysa bu söz Mevlâna’dan 2 bin 150 yıl önce söylenip yazılmış. Mevlâna bunu bilmiyordu elbet, çünkü bu yazıt ancak 20. yüzyılda bulunup okunmuştur.
Gel de şimdi, 1940’ta Köy Enstitülerini resmen kuran Millî Eğitim Bakanı Şair ve Yazar Hasan Âli Yücel’in, “Kim ki, ‘Yeni bir söz söyledim’ der, sözlerin en eskisini tekrarlamış olur.” özdeyişini anımsama! Saygıyla öpüp başımıza koyduğumuz “Kutsal Kitaplarda” bile okumadım; böyle güzel sözleri ben.
Başka yerde bulamaz, göremezsiniz belki. En iyisi birkaç satır daha okuyalım o yazıttan:
“Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Unutma; insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsalda tek bir kum taneciğinden fazla değildir.
Aşka burun kıvırma sakın; o çöl ortasında yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye lâyık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.
Kaybetmeyi ahlâksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer.
Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyaya bırakacağın en değerli miras dürüstlüktür.
Yılların geçmesine öfkelenme, gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapacaklarını engellemesine izin verme.
Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgâra göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir.
Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkânsızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış içinde ol.
Hatırlar mısın doğduğun zamanları; sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın sen öldüğünde, sen mutlaka gülümse.
Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Eninde sonunda bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen, dünya insanoğlunun biricik mekânıdır.”
Öf anam öf!..
Üç bin yıl önce söylenip yazılmış bu sözlerden hangisine hayır diyebilirsiniz ki?
Bırakın hayır demeyi, her birini küpe yapmalıyız derim ben kulağımıza.
Günsel Sanat’taki yazıda bu yazıtın nerde bulunduğuyla ilgili bir not yoktu. Biraz araştırınca, Antalya’nın Kaş ilçesinin Kınık köyünde Likya uygarlığına ait UNASCO Dünya Mirası Listesinde olan Ksanthos (Xanthos) antik kentinde bulunduğunu öğrendim.
—————————————————————————————
(1) BERFİN BAHAR: Yıllık abone ücreti (12 sayı) 2400, 6 aylık (6 sayı) 1200 TL Tel: (0532) 724 95 64
(2) GÜNCEL SANAT: Yıllık abone ücreti 1000 TL alanyaguncel@gmail.com;Tel: (0532) 409 45 21
HÜSEYİN ERKAN
0535 371 74 83
huseyinerkan@dilemyayinevi.com.tr















