Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Temmuz 17, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Eğitim & Kültür Kültür

Göyül

Marry GRÜNBART Yazar Marry GRÜNBART
17 Temmuz 2026
Kültür, Marry GRÜNBART, Öykü Tefrikaları
0
Göyül
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

GÖYÜL

Boyu posu yerinde, kumral, açık tenli, yüzü çizgilerinden bile asalet akan bir kadındı Dakke. İçindeki fırtınayı sezebileceğin cinsten bir derinlik vardı gözlerinde; ama o gözler hep hüzünlü bakardı. Hiç mutlu değildi, hiç gülümsediğini görmezdin, hep dertliydi. Kureyş aşiretinden olduğundan halk arasında “Ana” diye hitap edilirdi. Eli şifalıydı, ağzı dualıydı. Doktorda çare bulmayan ona gelirdi. Hiç çocuğu olmamıştı. Arzu adında bir kedisi vardı. Arzu’yla sohbet eder, bazen kızar bazen de şefkatle severdi. Eli lezzetliydi, lahana sarmasını çok güzel yapar, her seferinde bir tabak bize getirirdi. Komşuluk hakkıydı bu; kokusu gitmiş, canı çekmiştir düşüncesi vardı oralarda.

Elazığ’da, o sıcak yaz günlerinde, mahalledeki o dut ağaçlarının gölgesinde, bahçe duvarının dibinde otururduk. Ben henüz yirmi beş yaşındaydım, iki çocuk annesi genç bir kadındım. Dakke ise ömrün engebelerini çoktan aşmıştı. Bir gün durup dururken, gözlerini o uzak ufka dikip içini hasretle çekti, sağ elini kalbinin üzerine koyup:

— “Ah Merhamet, ah göyül zordur…” dedi.

O an ne onun geçmişte yaşadığı o büyük aşkı biliyordum, ne de kalbildeki sızıyı… Sadece yüzüne naifçe gülümsedim. Oysa o tebessümün arkasında benim de saklı bir yüküm, sevmediğim bir adamla evli olmanın o dilsiz ağırlığı vardı. Kadın kadının aynasıydı da henüz farkında değildik. Dakke Ana yüzümdeki o gülümsemeyi görünce sitemle baktı:

— “Gülme,” demişti, “gülme, göyül çok zordur, sen bilmi,” deyip başını birkaç kez aşağı yukarı salladı. Sonra elinde bir çubuk, toprağa bir şeyler çizdi.

Meğer o susuşların, o iç çekişlerin kökü, onların gençlik yıllarında, o uzak dağ köyünün topraklarında atılmıştı. Orada başlamış her şey. Birbirlerini deli gibi sevmişlerdi Cafer Dede’yle, gönül köprüleri kurmuşlar da; kader fakir diye, kimsesiz ve öksüz diye Dakke’yi layık görmemişti Cafer’e. Gidip Dakke’nin öz amca kızıyla evlendirmişlerdi Cafer’i. En büyük hançer de buradan saplanmıştı ya zaten… Amcasının kızı, Cafer’in geçmişte Dakke’yi nasıl bir sevdayla sevdiğini iyi bilirdi; bu yüzden kendi kanından olan Dakke’den nefret ederdi. Aralarında ne bir geliş gidiş vardı ne de akrabalık hukuku. O köklü haset öyle büyüyecekti ki bir gün gelip Dakke’nin evini arayacak, namusuna leke sürmeye kalkacak kadar gözünü karartacaktı amca kızı. Oysa Dakke gururluydu, namusluydu; evine, kaderine bakar, boyun eğerdi. Ama dünya işte; yarım kalmış sevdaların hesabı bile fukaraya ve en yakınındakinin eliyle kesilirdi.

O dağ köyünde sığınacak kimsesi kalmayınca, üvey anne eli değen Dakke’yi o tek gözü kör Kör Aydın’a vermişlerdi. Köyden sonra kader onları bereketiyle ama yüküyle de ağır olan şehre, Elazığ’a savurmuştu. Dünyaya tek gözle bakan o sert adam Aydın, Dakke’nin hem kocası hem de görünmez hapishanesi olmuştu. Sertti, öfkeliydi ama evine de bakardı. Elazığ Buğday Meydanı’nın o bitmek bilmeyen telâşında akşama kadar yük taşır, ekmeğini o tek gözünün gördüğü kadarıyla fukaralığın içinden söküp alırdı.

Sonra bir gün, o meydandan kara bir haber geldi. Toz duman içinde bir kamyon yük boşaltırken, Kör Aydın arkada kalmış, tek gözüyle görememişti. Kamyon şoförü de onu fark etmeyince, tonlarca yükün altında kalıp can vermişti Aydın. O gün mahallenin sustuğu gündü. Çünkü tam Aydın’ın cenazesinin kaldırıldığı gün, hemen yan bahçede Dakke’nin öz köylüleri, akrabaları kızlarını evlendiriyordu. Normalde bir evde cenaze varsa, yan komşu düğününü durdururdu. Ama fukara olunca, hayatın o acımasız müziği kesilmedi. Bir yanda gözü yaşlı bir dulun feryadı yükselirken, duvarın hemen ardında davul zurnalar patlıyordu. Dünya, fukaranın cenazesine karşı sağırdı.

Dakke günlerce o sessiz evin içinde duvarlara çarpa çarpa ağladı. Aydın’ın Buğday Meydanı’nda döktüğü alın terinden artırdığı, bankada sakladığı üç beş kuruş parası varmış meğer. Birikimini iki bankaya yatırmış; ilk yatırım yaptığı bankada on yıl boyunca işlem yapılmayınca, zaman aşımından para devletin hazinesine geçmiş. İkinci bankadaki parayla da kısa süre idare edebilecekti Dakke. Başka da bir güvencesi yokten; kadın bir günde muhtaç, bir başına kalmıştı dünyada…

Birkaç yıl sonra eşimden ayrılmıştım. Üç yıl özel bir şirkette çalıştıysam da kazandığım para geçinmem için yetersizdi. İki çocuğumla Avusturya’ya, o bitmek bilmeyen gurbete savruldum. İki yıl sonra babamın vefat haberini aldım. Dakke ise akraba kapılarını gezdi durdu; oralarda da barınamayınca döndü dolaştı, yine bizim o bahçeli üç katlı eve geldi. Annemle iki yalnız kadın, ikinci katta diz dize oturdular. En son Almanya’dan gelen bir akrabamın merhametiyle adliyeye götürülüp yaş tespiti yapıldı da üç kuruşluk bir yaşlılık aylığına bağlanabildi.

Bense çok sonraları, o soğuk gurbet toprağındayken aldım kara haberini. Dakke vefat etmişti. Aslında çok yaşlı da değildi; dinçti, ayaktaydı ama kahır insanı içeriden çürütürdü işte. Ölüm haberi içime koca bir taş gibi oturdu, günlerce ağladım arkasından. Çünkü onun ölümü; yaşanmamış, yarım bırakılmış, hep başkalarının yükünü taşımış koca bir hayatın bitişiydi.

Şimdi ne zaman gurbette memleketi düşünsem ya da bir düğüne gitsem, kulağımda dut ağacının altında Dakke’nin “göyül zordur” deyip iç çekmesi gözümün önünde belirir.

Gülümseme genç kadın, öyle yüzüme bakıp gülümseme… Gönül yükü de, o Buğday Meydanı’nın kamyondan boşalan çuvalların altında kalan dünya yükü de sevgisiz evliliklerin gölgesinde hep aynı tonda ağırlaşır. Ve bir gün, yaşanmamış bir hayatın gurbete düşen sızısıyla son bulur.

Vaha Sahra

DİP NOT: “Kureyşan aşireti, tarihsel kökleri Horasan’a dayanan ve Alevi-Kızılbaş inancında ‘evlad-ı resul’ (Peyamber soyu/Seyyid) olarak kabul edilen köklü bir aşirettir. Ağırlıklı olarak Tunceli (Dersim) bölgesi ve çevresinde meskundurlar.”

Paylaş
Etiketler: dağ köyüelazığfukaragöyülkomşuluk hakkı
Önceki Yazı

Gündemin Gör Dediği

Sonraki Yazı

Hayatın Her Anı

Marry GRÜNBART

Marry GRÜNBART

Elazığ doğumluyum, 2001 den beri Avusturya'da yaşıyorum.

İlişkili Yazılar

Pamuk Tarlası
Hasan TANRIVERDİ

Hayatın Her Anı

17 Temmuz 2026
5k
Önce İnsan Sonra Kardeş Olmalıyız
Ahmet SARGIN

Önce İnsan Sonra Kardeş Olmalıyız

16 Temmuz 2026
5k
Devletin Takası
Hasan TANRIVERDİ

Devletin Takası

16 Temmuz 2026
5k
Doğanın Esintisi
Doğa-Çevre

Doğanın Esintisi

15 Temmuz 2026
5k
Sonraki Yazı
Pamuk Tarlası

Hayatın Her Anı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap