DOĞANIN ESİNTİSİ
Doğanın esintisi, yaşantımızdaki renklilikti. Bu renklilik gözlerde ve yüzde gülümsemeyle kendini gösterirdi. Esinti, kalbine sevgi ve gönlüne neşe dolmasına neden oluyordu. Hayalin, mutlulukla ilgili rengarenk rüyaların, demekti.
Bir fısıltıydı, doğanın esintisini yaşananlara, bazen sevince gözyaşı ve bazen de çileye ağıttı.
Doğanın esintisi, sıcak bir aydınlık ve gözleri parlatan nefis bir gökkuşağıydı. Bu nefis gökkuşağının ortamı, deniz suyuyla mavi, karalar ise bulutlarıyla griydi.
Doğanın esintisi, bir hoştu, cazip ve sevimliydi. Masal misali anlatmaya doyulmazdı. Esintiyle gelen su damlası, günümüze kadar nehir gibiydi.
Esinti, kişi için başarabilme hikâyesiydi. Bir hikâyeydi, acı ve tatlısıyla. Her an bir engeldi, aşılası yolunda.
Doğanın esintisi, sararan yaprak ve kızaran meyveydi. Daldan yaprak ve meyve dökülürken, sular sessiz ve de durgundu.
Doğanın esintisi, sarkaç hareketi gibi, iyi ve kötü arasında gidip geliyordu. Yıllar birbirini kovalarken, hareketin bedeli ödenirdi. Esintiye rağmen esinti tamamlanırdı.
Esinti karanlık yolları, aydınlığa kavuştururdu. Bu sayede yollar neşeyle açılırdı.
Doğanın esintisi genel anlamda sempatiydi. İnançla, onurun korunmasıydı. Bu sempatik atmosferde, yapılanın bir değeri vardı.
Doğanın esintisi öz güvene rehberdi. Bizi biz yapan olguları, sakin ve sessizce öne çıkarır, mantıksız davranışları benimsemez, başarıya odaklanırdı.
Doğanın esintisi varoluş biçimi ve kusursuz bir denge, güçlü bir eşitlik duygusuydu.
Doğanın esintisi, başarı için, içinde bir kıpırtı ve şartları daha iyiye yönlendirmekti.
Doğanın esintisine göre kötülük yapmamak, iyilik yerine geçerdi.
Doğanın esintisi, ay ışığında yalnızdı.
Hasan TANRIVERDİ















