SU TESTİSİ
Yalnız gözleri görünecek şekilde, başlarını sarmışlardı. Güneşin altında, çapa yapmak kolay değildi. Su ihtiyacı, testiden karşılanıyordu. Testiden su, yine toprak taslara dökülür ve ikram edilirdi.
Rüştü aka, Ayşe su getirir misin? Kızım!
Ayşe, getiririm baba.
Nermin ana, Melahat kızım, su istiyorum.
Hemen Melahat ana…
Mehmet, Ayşe yandım, sula bizi… İstekleri hemen karşılanıyordu.
Su testisi boşaldığında, büyük kaptan dolduruluyordu. Testinin özelliği, suyun kaynaktan yeni alınmış gibi lezzeti ve aynı ısıda kalmasıydı. Özellikle ısısının bozulmaması, tartışma konusu oluyordu. Şöyle ki testi güneşin önünde olduğu halde niçin suyu ısınmıyordu.
Su testisinin çamuru özel ve ince yapılıyordu. İnce çamurdan dışarıya su, buhar olarak çıkabiliyordu. Su buharlaşırken, kendinden ısıyı alacağı için soğuk kalacaktı.
Tarlada çapa yapıyorlardı. Güneş tepede nefes aldırmıyordu. Testinin soğuk suyu ilaç gibi geliyordu. Tansiyonu olanlar, kısa süre çalışır, eve giderdi. Onlar akşama kadar kalamazdı. Çünkü, güneşin yakmasına kimse dayanamazdı. Onun için başımızı dahi sarıyorduk.
Doktorlar bol su için vücudunuzu susuz bırakmayın, diyordu. Yalnız içilen suyun buz dolabından olmasını istemiyorlardı. Çünkü buz dolabı suyu, çok soğuk ve vücudun birim yapısına uygun, değildi.
Testi ustası, bir tarafındaki değneğine yaslanmış, kahvenin kapısında çay içiyordu.
İyi günler diyerek, yanına oturdum. Hatırını sordum. Yaptığınız testiyi, Karadeniz’e götürdüm. Görüyorum ki işi bırakmışsınız. Bari usta yetiştirmiş olsaydınız, dedim.
Usta; şimdi gençler böyle işlerde çalışmak istemiyorlar. Babasının zoruyla bir kişiyle uğraştım fakat o da şehre kaçtı.
Pişmanlığım iki tane niçin almadığımdı. Biri kırılsa diğeriyle, su ihtiyacımızı görürdük, dedim. Bu günlere tayinim çıktı, gideceğim. Tavsiye edeceğiniz yer var mı? Diye sordum.
Usta, bakacaksın, dedi.
Bakarım ama bir şey değişmez, dedim. O zaman düşündü ve tarif ettiği yeri biliyorum, dedim.
Birkaç yıl sonra, testi kırıldı. Kırık testinin sapına ip bağladım ve elma ağacını dalına astım. Yıllara rağmen, kırık testi ağaçta asılıyordu.
Hasan TANRIVERDİ















