DEVREMÜLK
İkibin ikili yıllar, biraz daha genciz, enerjiğiz, o zamanlar, çalışıyoruz Allah’a şükür, dinlenmek de istiyoruz, tatil yapmak da.
Aratıştırıyoruz iyice, daha düzenli tatil alternatiflerini, o yıllarda yeni yeni devre tatiller devremülklerden söz ediliyor ya da biz yeni duyuyoruz, alnımızın ak alın teri ve emeklerimizle Antalya Türkiz Otelten bir devremülk ediniyoruz.
Asıl gayem o yıllada annemi yitirdikten sonra yalnızlaşan Parkinson hastası olan babacığımı da tatile götürebilmek, babam kardeşim eşim ailemle hep bir ve beraber tatil yapmak, bütün bu hamasi duygular
la Ankara’daki tanıtım programını izledik, dönemimizi seçtik, sözleşmeyi imzaladık veee devremülkümüzü aldık.
Dönem seçtirirken tatilimizi istediğimiz ayda önceden belirtmek şartıyla seçebileceğimiz, sadece kasım, aralık ayılarının olamayacağı çünkü o aylarda bakım ve temizlik yapılacağı defalarca söyleniyor.
Neyse uzun lafın kısası o yıl eşim, oğlum ve kızkardeşimle devre tatilimiz için Antalya Türkiz otelin yolunu tutuyotuz.
Yok yok öyle bir tatil yeri hiç yok sanmayın var ve biz de gerçekten çok çok güzel bir haftalık ututamayacağımız bir tatil yaptık.
Aman efendim, kum, derya, deniz, şezlonglar, şemsiyeler, soğutulmuş ak peçelerde sunulan karpuz dilimleri, basınçlı sıcak deniz suyu püskürten şifalı havuzlar, herşey çok güzel keyifler kekâ yani sizin anlayacağınız iyi ki aldık diyoruz.
Neyse efendim tatil bitti ayrılacağımız günün sabahı belirtilen saatte toparlandık ve odamızı boşaltık, bavullarımızı arabalarımıza yükledik, danışmaya doğru gittik, bizden başka devre tatil alanlarla var danışmada, bizlere devre tatil satınalma sözleşmelerimizinTicaret Bakanlığı’nın yeni talimatıyla yenileneceği öyle gidebileceğiniz söylendi, tamam dedik, beklemeye başladık.
Bekliyoruz, herkes yeni sözleşmelerini alıp mutlu mesut evinin yolunu tutacak ama bekleme uzadıkça uzuyor, alan dar güneş tepemizde, arabalar ısındı, Antalya sıcağını bilen bilir, bekle Allah bekle, içeri girip sordukça da ‘Esra hanım gelecek, yeni sözleşmeleri o verecek’ deniyor, herkes burnundan soluyor.
Derken derken bizim rahmetlinin sabrı bitiyor, daha önce kibarlıkla birkaç kez durumu sorduğu danışmaya dalıyor ‘nerde bu Esra hanım?’ diye gürlüyor. ‘Evinde diyorlar telaşla, bizimki artık Anadolu sabrını da bitirmiş o bas bareton sesiyle ‘çağırın ulaaannnn şu Esra hanımı, bu saate kadar Esra hanım ossursa ossura uyusun diye mi biz burda güneşin alnında bekleyip kalp kırizinden ölelim? Daha kaç kilometre araba kullanıp yol gideceğiz şu sıcakta’ diye öyle bir gürlüyor ki beş nokta altı şiddetinde bir depremle sarsılıyor danışma yeri sanki sormayın. Sözleşmeleri hazırlatıyor filan deseler belki kopmayacak bu fırtına.
Ben arada birleşmiş milletler barış gücü misali eşimi yalvar yakar dışarı alıyorum, beş dakka sürmeden Esra hanımefendi geliyor yeni sözleşmeleri ellerimize tutuşturuyorlar, okumuyoruz bile arabalara doluşup yola revan
oluyoruz perme perişan morallerle.
Evlere varınca neden sonra yeni sözleşmelere bir bakıyoruz ki sıcak soğuk dönemlere ayrılmışız, ödeyeceğimiz yıllık aidatın dışında dönem seçersek de ayrıca yıllık aidata yakın para ödeyeceğiz, biz en soğuk kasım dönemindeyiz. Bizi sürekli Euro bazında sağacaklar yani sizin anlayacağınız.
Biliyorum bir daha yollarına altın döşenseler gitmez bizimki, teklif bile etmiyorum.
Ben bu sözleşmeyi daha dava ettim, avukat kuzenimin de yönlendirmesiyle, mahkemeler iki, üç yıl sürdü, hakim benim bu mücadelemi kutladı, bir duruşma için yurtdışından bile geldim, davayı da kazandım ama devremülk sözleşmesi şahsa değil Ahsel inşaat diye bir şirkete adına olduğundan muhatap bulup paramı alamadım ama bu da bir hayat tecrübesi, dersi olarak hafızaya kaydedildi, şimdi bana kimse devremülk demesin devrelerim atıyor.
Bilemem belki bu sistemlerin düzgün ve düzenli olanları vardır artık günümüzde.
Şükran Uçkaç Yargı
13 Mayıs 2026 Ankara















