İlkbahar gibi, acı ve tatlısıyla, nasıl geçtiği anlaşılmayan ömür dilimi.
Geçtikten sonra unutulan ve zamana kolay yenilen, bir dönem.
Gençlik, yok sayıldığı yerde, varlığını ispatlayamayan…
İnsanların umurunda olmayan, hayatın yitik bölümü.
Gençlik yanılır, yenilir ve de yıkılır…
Gençlik başında kuru bir sisin eksik olmadığı, adressiz mektup gibi nereye gideceği belli olmayan, zamanı nasıl geçirdiğini anlamayan bir devre.
Anlaşılmazlığın kaynağı, gençlik dalgası mı? Yoksa başına buyruk olması mı?
Gençliğin yaşadığı günler, kuralsız ve de ölçüsüz mü?
Gençliğini delikanlılık olarak mı? Tanımlayalım, kanın deli aktığı. Kimseyi dinlemediği, bir dönem mi?
Genç olarak gönlümde herkese yer var. Fakat kalbim bir kişi için atıyor. Gençliğimin hep böyle devam edeceğini, sanıyordum. Çeşitli oyunlara düşeceğimi tahmin etmiyordum. Çünkü kalbim her zaman O’nun için atıyordu.
Gençlikte, saçıma tarak işlemiyordu, şimdi üç tane saç teli kaldı, onlar da rüzgârın yönünü belirlemeye yarıyordu.
Onsuz geçen yıllar, tesellim yine de O’ydu…
Onu görmekle atmosferin heyecanına kavuşuyorum. Yıllardır rüyalarımın rengini belirliyorsun. Böyle mi? Olmalıydı. Dünya hayatını suçluyorum. Dönüyormuşsun, faydan ne oldu ki. Yaşanmışlığı unutturmaktan başka. Dönmede zaman geçmesin. Şu iki fotoğrafa bakar mısınız? Bedenim sürünüyor ve ruhumun ne olduğu belli değil.
Yıllardır kısır döngüde cebelleştim. Hayatı tanımadım, belki de tanıyana kadar geçti.
Geçen hafta penceremin önüne, bir kuş kondu. Cıvıldaştı, yem vermek istedim, uçtu. Heyecanlandım haber mi getirmişti. Kalp atışlarım hızlandı. O günden beri gözüm, pencereden izlediğim, parkta kaldı.
Her ay bir mektup yazdım, PTT ye attım ve geri geldi.
Mektubumda, gündüzleri güneşi ve geceleri de ayı aradım, aydınlık ve gecenin sönük ışığında, O’na rastlarım, diye.
Radyoyu dinliyorum, arkası yarın ve yarınlarda da sen varsın, diye.
Anılarla yaşıyorum, geçen yıl ak denizde, yanımda yine sen vardın.
İki fotoğraf ve iki devrin temsilcisi. Masadaki fotoğraf karen, derman oldu acılarıma. Gençlik fotoğrafı, tutkularıma esir olduğu halim. Şimdiki fotoğraf ise kalbimin sevginle attığı ve karşında tüm pişmanlığıyla duruyor.
Seçme sana kalmış, düşündüklerini söyleyebilirsin. İstediğini seçebilirsin. Gençlik işte sevgi pınarının başında kalmadım. Sevgiyle eğitilmedim. Eğitimin değerini anladım ama yıllar da öğrenmeme koymadı.
Gençlikte, bir kulaktan girip diğerinden çıkan öğütler dinledik. Yalnız uygulamadık.
Herkes gibi doğarken ağlamışım, susmamışım ve ağlamaya devam ediyorum.
Gençlik, pencere arkasında bir çile, acıyla karışık. Duygular mı körelmiş, yoksa fırtınaya mı tutulmuşum. Gençlik, yağmur altında kalmak.
Eğitimcinin, gençleri, sürü olmaktan kurtaracağına inanıyorum.
Hasan TANRIVERDİ













