Toplum, doğası gereği, doğallığı seçmiş ve devamlılığı sağlamıştır. Toplum bu sayede, kendinden söz ettirmeyi benimsemiştir.
Doğanın kuralları, hep olagelmiş ve toplumla uyum göstermiştir. Toplumun uyumu akıl hareketiyle gerçekleşmiştir. Çünkü aklı kullanmak, engelleri aşmaktır. Engeller aşıldıkça toplumda refah artacak ve insanlar mutlu olacaktır. Mutlu olmak, başarı için kişileri daha çok çaba harcamaya sevk eder. Alışkanlık olarak, hedefe varmayı hızlandırır.
Toplumsal kabiliyetler, doğal olarak, sürekliliğini sağlar. Toplumda ayrımcılık, düzenin bozulmasına neden olur. Bu konuda kişiler değerleriyle toplumu kucaklamış olsalar, ortada problem kalmaz. Yapılanlar alışkanlık haline gelir ve sürdürülür.
Toplumun başarısında, kuralları birer zincir olarak kabullenmek gerekir. Toplum bir bütün olarak tepki de verebilir. Yalnız verilen tepkiye karşılık, değişim olmayabilir. Kuralların değişimi herhangi bir etkene bağlı olarak gerçekleşmez. Dünya düzeninin ahengi de tepki verecek özellikte değildir.
Düzenin devamlılığı çalışmaları, uyumlu sonuçlanacaktır. Çok zor kurallarda dahi kendini yok etme olasılığı, gerçekleşmeyecektir.
Dünyanın düzeninde, doğa kurallarının çok farklı olduğu ortamlarda bile, uyum sağlayan gruplara büyük anlam verilir. Bu durumda doğaya karşı, doğru ve kalıcı, davranmak gerekir. Bireysel üstünlükler konuya dahil olur. Bireysel karakterler, düzenin sağlam bir şekilde yürütülmesinde, önemli etkenlerdir.
Kabiliyetli insanlar en zor kurallar da bile çıkış yolu bulabilecektir. Böylece ruhsal rahatlığını güvence altına almış olacaktır. Gerçek güvence, attığın her adımda aklını kullanmaktır.
Toplum, doğanın kendine sağladığı, enerji verimliliğini en başarılı şekilde kullanmaktadır.
Onun için, toplum ve doğa her zaman iç içedir.























