Yıldızlar sönmüş, ay ise güneşi gözlüyordu. Hakan pencereden dışarıya sarktı, çerçeve düşecek gibi oldu. Hakan, “çerçeve duvara pamuk ipliğiyle bağlı,” dedi.
Hakan, arkadaşlarına döndü. Duygularımız ortak, fakat kaçak durum, içimi ürpertiyor. Dışarı çıkmamak kaydıyla çalışıyoruz. Hayalim çalışma izni almak ve Ülkede kalabilmektir. Hayat bir hikâye, bazen acı ve hüzün, bazen de neşe… Hakanın kaşı seyirdi ve dudakları titredi.
Hakan, hayal aleminde sancılıydı. İşletmeden bir yere kımıldayamıyordu. İşletmeci davranışımızı beğenmiş olmalı ki kaçak çalışmamızı kabullendi. Bir şeyler yapıp bizler göçmen sınıfında olacakmışız, dedi.
Makinenin başında sürekli hareket halindeyiz. Fakat çalışmamız gerçekten başarılı, işi savsaklamıyoruz. Dürüst ilişkiler içindeyiz. İtirazsız ve tek düze bir yaşantı. İşçileri temsil edenlere, açık vermiyoruz. Sendika olayına kulak dahi kabartmıyoruz. Hayatımız renksiz bir fotoğraf gibi, baksalar da göremezler, dedi.
Hakan orta boylu ve güçlü bir fiziğe sahipti. Gözleri sürekli gülerdi. Arkadaşı ise zayıf, çelimsiz ama zekiydi. Yüksek okul mezunu olarak, makineyi çok iyi biliyordu. İşletmeci sormuyor ama Ülkemizin işsizliği hat safhadaydı. Bir dünya istiyoruz, gelecek için, diyordu.
Fabrikanın bahçesine dahi çıkmıyorlardı. İşletmeci, sosyal haklarınızı göçmen statünüzü alıp sonra uygulayacağım, diyordu. Bahçede görülmeleri halinde fotoğrafları çekilir ve şikâyet edilirse, sınır dışı, karşılarına dikilirdi.
Makinenin çalışmasını zaman içinde kontrol ediyorlardı. Yalnız hoşgörü atmosferine girmiş değillerdi. Çünkü yabancı diyarda ruhen sıkıntı çekiyorlardı. Yarın çalışmaya başlayalı üç ay olacaktı. Gerçek güçlerini hala ortaya koyamamışlardı. İşletmeci bugünlerde göçmen dairesiyle konuşup olayı büyük olasılıkla tatlıya bağlayacaktı. Hikayeleri, geldikleri tır bunları almadan bırakıp kaçmış, diyecekti.
Çalışma olayında, göze gelir hataları olmamıştı. İşletmeci, kaldıkları yeri büroya bildirmişti. İşlerini çok temiz yapıyorlardı. Daire başkanı on beş gün sonra görüşelim, dedi. Bu karar iyiye işretti. Yetenekli ve çalışkandılar. Söylentilere katılmıyorlardı. Davranışlarında iki yüzlülük sezilmiyordu. Şeklinde haklarında rapor verilmişti.
Kendi topraklarında çalışıyor gibiydiler. İşçilerin sendika hareketlerine yan bile bakmıyorlardı. Çünkü işsizliğin ne demek olduğunu biliyorlardı.
Hakan ve arkadaşı, göçmen dairesinden çağrıldı. Ciddi ve özverili çalışma düzeninde olduklarını söylediler. Kalacak yerlerinin rahat olduğunu da eklediler. Üniversitenin makine bölümünden mezun olduklarını belgeleriyle başkana verdiler.
İşletmeci, şimdilik fabrika dışına çıkmayın, olumlu kararı çıkaralım, dedi. Yine hassas durumdasınız, diyerek ayrıldı.
Hakan, işçiyi kitle hareketine sürükleyen, özgürlüğün baskıcı hal aldığı yapıya katılamayız, diyordu. Bizim şansımız, az da olsa hayallerimizi gerçekleştirmektir. Çalıştığımız fabrika, siyasi isteklerle sarsılmamalıdır. Üretimin rekor seviyeye çıkması, bizim kalma şansımızı artıracaktır.
Kurumda, çalışıp pencereden, gökyüzünü gözetleyeceğiz.
Aydınlık bir atmosferde güne başlamak, dileğimizdir.
Hasan TANRIVERDİ






















