İFTARİYE
O lebeniye başınızı yesin emi.
Ramazan sadeliktir, durulmadır, şükürdür, sabırdır, gözü tokluktur, kanaatkârlıktır.
Millet malıyla israflı ve özentili sofralar da neyin nesi ki?
Sadeliği sever sade yaşardı bu millet oysa.
Misal Çorum’da Ramazanda iftar mantısız olmazdı, daha ramazan öncesi boş mantılar kesilir, tepsilere dizilir, yağlanır fırında kızartılırdı.
Komşular birleşir ve yardımlaşarak yaparlar çokça tepsi tepsi mantıyı. Rahmetli halam, Sungurlu’ya bize bile getirirdi ramazan mantısı.
Ramazan boyu da kıymalı, salçalı tiritli suda pişirilir, yenirdi her akşam.
Bilmiyorum şimdilerde nasıl?
Bazı yörelerde de sanıyorum Bursa yöresi, evin hanımı her iftar pirinç pilavı pişirir derler. Kocası da bayram günü ‘pilavlık’ adı altında elbiselik kumaş alırmış eşine, kadınlar özenerek birbirine gösterirmiş pilavlığını bayramda.
Çorumlular eşlerine ne alırdı bayramlık onu bilmiyorum. Ama eşlere ve çocuklara bayramlık alınırdı mutlaka.
Bizim ilçemizde de her sahur, hamur yoğurur, yağlı bazlama yapardı evin hanımı, yirmili yaşlarıma kadar çok yoğurdum bazlama hamurunu ben de.
Bizim eve mahalleli kadınlar teravih namazı kılmaya gelirdi, insanlar gelmeden yoğuruverirdim bazlamalık mayalı hamuru.
Kayısılı, kuru üzümlü ve erikli hoşaflarla ne güzel yenirdi o lokum gibi yağlı bazlamalar.
Kibarlığa ve zarifliğe bakar mısınız? Sadeliğe kanaatkarlığa bakar mısınız? Nereden nereye?
Ramazanda en fazla da yumurtalı, susamlı, çöreğotlu pide yenirdi benim bildiğim.
Bayramda da yine komşuların birbiriyle yardımlaşarak yaptığı tepsi tepsi hasbaklavalar ve su börekleri yapılır ve bayramlaşmaya gelenlere de ikram edilirdi. Hey gidi günler hey!
Ramazan davulcusunun manisinde bile zarafete ve kibarlığa bakındı:
‘Yeni cami direk ister
Söylemeye yürek ister
Benim karnım toktur amma
Arkadaşım börek ister’ dum dum budu dum dum!
Siz ne yapıyorsunuz şimdi? O debdebeli, israflı uyduruk sözcüklerle dolu iftar değil israf sofraları da neyin nesi?
Yok ne biliyim ne yatağında ne? Milletin yaşadığı yoksunluklara inat.
Bunun adı merhametsizliktir.
Ne demişler ‘körler sağırlar birbirini ağırlar’ kimin emek ve parasıyla acep?
Ülen kırk yıllık keşkek aşının ne işi olur yatakla döşekle bre nabekarlar?
Savaşlara, yokluklara rağmen sormazlar mı adama bunun vebalini? Sorarlar elbet.
Yine gönül çok gümanlı.
Şükran Uçkaç Yargı
6.3.26
Ankara






















