İnsan sesleri kısılsa da susmadı. Sesler eve doğru yaklaşıyordu. Ahmet kapıyı kapayınca, sesler kısılmış gibi oldu. Bu sırada kapıya çarpan sert bir cisim, içeride gürültü kopardı. Hanımı sakın dışarı çıkayım demeyin, ne oluyor anlamadım, dedi.
Ahmet arka kapıdan çıktı ve cismin niçin atıldığını gözlemeye çalıştı. Akşamın kör karanlığı henüz çevreyi kaplamamıştı.
İki kişi kapıya yaklaştı ve zili çaldılar. Çocuklara ekmek istediklerini söylediler. Ahmet arkadan yanlarına geldi. Yeğenlerim de büyük oğlumla ağacın altında bekliyor, dedi.
İstiyorsunuz da neydi o kapıya atılan taş. Nasıl bir akılsızlık, olayı hakaret kabul etsek, ne hale kalırdık, dedi. Daha yaşlı olanı özür diledi. Dün bizi taşlayanların, bu evden çıktıklarını, zannettik. Çocuk da bilmeden, elindeki taşı fırlattı. Yapma diyene kadar, taş yerine ulaştı, özür dileriz, büyük suçluyuz, dedi.
Hanımına seslendi. Ekmek ve yiyecek ne varsa ver de çocuklar aç kalmasın, dedi. Ahmet’in hanımından isteği, gelenlere, rahat nefes aldırdı. Çünkü Ahmet, uzun boylu ve komando askeri gibiydi. Ağaca doğru da yaptığı el işaretinden de kuşku duymuşlardı.
Ahmet, öç almak için yapılan saldırı, vahşettir. Yasaları hiçe saymaktır. Yalnız öç aldığını zannedersin ama düşmanınla aynı vahşi ve caniliğe girersin. Halbuki bağışlamak insanın şanındandır. İsterseniz size çarşıdan ekmek bile aldırırım, dedi.
Şapkalı iri kıyım adam, Ahmet’in eline sarıldı ve çok teşekkür etti. Biz yolumuza gidelim, dedi.
Ahmet olan olmuştur üzerinde durmayalım. “Karanlığa ok atılmaz.” Çünkü nereye saplanacağı belli olmaz. Eline bir şey geçmediği gibi insanlıktan da uzaklaşırsın, dedi.
Ahmet kendilerini düşman bellemiş, bir ailenin yaptığını zannetmiş ve korkmuştu. Onun için iri kıyım adama, konuyu eni boyu irdelemişti. İnsanın aklını kullanması gerektiğini tavsiye etti. Bu noktada çıkarlarını düşünmemelisin, dedi.
Ahmet tekrar etti ve yeğenlerim gidip alır isterseniz, dedi. Uzağa gidecekseniz, aç kalmayın. Sonra dersiniz ki köyde eve uğradık ve yemek için bize bir şey vermediler. İri kıyım adam güldü, öyle şey mi olur. Çok memnun olduk. Bundan sonra gideriz. Çocukları susturduk, yeter, dedi.
Ahmet’in oğlu ve yeğeni yaklaştı. İri kıyım adama iyi akşamlar dediler. Adam sessizce yola koyuldu. Ahmet yeğenine şüphelenmem de haklıyım. Çünkü evde insan olup olmadığını taş atıp tepkiye göre bilmiş olacaklardı. Tepkimizi böyle ummadılar.
Yaptıkları ayıp ama onların seviyelerine düşmek istemem. Karanlıkta oku hemen fırlatsam gerekir miydi? İnsanların kaliteli ilişkiler kurması, kötülüğü artık bırakması gerekir. Köyüne gidiyorsan, ekmeğin yoksa insan gibi kapıyı çalamaz mıydın?
Bizi de korkuya saldın. Korkuyu yenme yerine başka hareket etmiş olsaydık iyi sonuç alınır mıydı? Bu coğrafyada affedici olmalıyız. Vurup kırmaktan kimse fayda görmemiştir.
Okun hedefi olmadığı için gidip birine saplanacak ve bir cana mal olacaktır.
Hasan TANRIVERDİ






















