Öğretmen hücrenin yapısını, örnek maket üzerinden anlatmış ve başardığına da ikna olmuştu. Öğrencilerine; hücreyi öğrenmeleri gerektiğini, iç ve dış yapısını sınavda soracağını söylemişti. Kısacası hücreyi bilmeden sınıf geçemezsiniz, demişti.
Öğretmen, ikinci dönem ödevini; hücrenin iç yapısını vermişti. Ödevini iyi yapan sınıfını geçer, dedi. Öğrencilerinden dördü iki senelikti. Bunlardan biri, Ahmet’ti. Ahmet, geçirdiği kazadan sonra her gün hastaydı. Hastane okulu gibiydi. Hava sıcakta olsa o üşüyordu.
Öğretmenine gitti, çehresi sararmıştı. Ödevi babama sorsam olur mu? dedi.
Öğretmen çok güzel olur, yeter ki sorabilsen, dedi. Ahmet elleri cebinde yürüdü.
Ahmet’in kalp atışları hızlıydı. Kazada sol bacağı ezilmişti. Yürürken zorluk çekiyordu. Aksak Ahmet, diye çağrılmasına da kızmıyordu. Eve varmadan, bulutlarda hareketlilik başladı. Önce grileşti ve yeryüzüne yaklaştı. Ahmet, “sağanak” dedi ve durmadan, eve ulaşmak istedi.
Ahmet vardığında, annesini bahçede, babasını da duvarı onarırken buldu. Babası, Ahmet hoş geldin, dinlenseydin, tek nefese kaldın, dedi. Ahmet havayı görmüyorsun galiba. Sağanak geçen sefer ki gibi başımdan geçerdi. Annesine de kolay gelsin, dedi.
Baba, Ahmet’e baktı ve bu sene bir üst sınıf görünüyor mu? Dedi. Ahmet, büyük bir ihtimalde sınıfımı geçeceğim, yalnız ödevimi yaparsan, dedi. Oturduğu yerden, sol bacağını ovdu ve elini yüzünü yıkadı. Öğretmen “ödevini iyi yapan, sınıfını geçti, bilsin,” dedi. Ahmet, “başımı ağrıtan bu sınıftan kurtulacağıma seviniyorum,” dedi.
Baba, Ahmet’e baktı ve “ödev, yapabileceğim mi,” dedi.
Ahmet, “hücrenin iç yapısı,” dedi.
Baba, Ahmet’e garip bir bakış fırlattı. Bilmez miyim, altı ay olmadı oradan çıktığım. En iyi şekilde söyler sen de yazarsın, dedi. Ahmet sevindi, biyoloji devre dışına çıkmıştı. Darısı diğer derslerin başına, dedi.
Ahmet defterini getirdi ve babası söyledi, o yazdı. Ahmet neler yazdı, nasıl yazdı bilemiyordu. Baba önemli bir olaydan dolayı on senenin beşini hücrede yatmıştı. Ahmet’in dört kâğıt doldurmuş olması, harikaydı. Kazadan sonra ilk defa bu kadar uzun yazıyordu. Baba bu bilgileri kimse bilemez, diyordu.
Baba, hücreyi bitirdiğinde, ağladı. Ahmet teselli etmeye çalışsa da baba dinlemedi. Ben hücrede yatmamış olsam sana bu kötülüğü yapabilirler miydi? Dedi. Sana kaldırımda çarpıp kaçıyorlar. İnsanlık öldü mü? Hemen hastaneye kaldırsalar, bacağın böyle kalır mıydı?
Ahmet, konuyu öğretmen açtı, ben bir şey demedim, dedi.
Baba, oğlum kimseye karışma, kötüye karşı da efendiliğini korumalısın.
Ahmet çok değerli bir ödevi daha başarmıştı. Böylece sınıfını da geçecekti.
Ahmet kazadan sonra, beyinden de hasar almış fakat olayı bilmiyordu. Baba, Ahmet’e kimse bir şey diyemez, yeter ki olaya karışmasın, dedi.
Ahmet ödevini, teslim ettiğinde, öğretmen kimseye demeyeceksin, diye tembihledi. Çünkü ödevi, bu kadar güzel kimse yapamazdı, onun için sınıfı geçtin, dedi.
Ahmet sınıfı geçtiği halde, okula devam ediyordu, fakat kimseyle ilgilenmiyordu.
Hasan TANRIVERDİ






















